“Özer Matlı’yı kurtarma operasyonu”nda son perde!

Bursa Ticaret Borsası’nın salı günü gerçekleştirilecek meclis toplantısında, boş bulunan bir yönetim kurulu üyeliği için seçim yapılacak. Borsa’nın basın danışmanlığı şirketinden gönderilen haber metnine Osmangazi 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’ndan yapılan açıklama dayanak gösterilmiş.

Denmiş ki:

“Osmangazi 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada; Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu’nda meydana gelen 1 üye eksikliği sonucu yerine çağırılacak yedek üye bulunmadığından kalan süreyi tamamlamak üzere Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin organ seçimleri hakkındaki yönetmeliğinin 36. maddesi gereği yönetim kurulu 1 asil ve yedek üye seçimi yapılması gerektiği belirtilmiştir.”

BENİM İŞİM TAVUKÇULUK!

Yönetim kurulu üyeliği nasıl, neden boşaldı da seçim yapılacak? Anlayıp, bu satırları kaleme almam biraz zor oldu sevgili okur. Zira Bursa Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mehmet Aydın’ı arayıp öğrenmeye çalıştım.

Şu soruyu sordum:

“7. komiteye Matlı dışında seçilenler aynı… Madem bunlar yeniden aday olacaklardı, niye istifa ettiler?”

Kah “istifa etmediler” dedi, kah “ettiler” dedi. Meclis Başkanı Aydın, en sonunda “Benim işim tavukçuluk. Siz de gazetecilik yapıyorsunuz. Bunları telefonda anlatmam zor. Pazartesi günü Borsa’ya gelin, ağırlayayım sizi. Çay kahve içerek kağıt üzerinde anlatayım prosedürü” dedi.

“Peki” dedim kapattım telefonu…

ANLAYANA SORDUK!

Gazeteci, bir konuyu anlamak için bir gün bekleyemez. Anlayanlara ulaşır.

BTB Genel Sekreteri Fehmi Yıldız’ı aradım. Net bir şekilde anlattı konuyu. Aynı soruyu Yıldız’a da sordum. Niye istifa ettiler, niye girdiler?

Yıldız’ın yanıtı şöyle oldu: “Şimdi orası tabii yoruma açık bir konu…”

Yoruma açıksa, şunu söylemek yanlış olmaz o zaman: “Her şey Özer Matlı için!”

Biliyoruz ki, Bursa Ticaret Borsası Meclisi’ne 5. komiteden Uzay Pastaneleri’nin satınalma müdürü olarak giren, ancak bundan büyük rahatsızlık duyan Özer Matlı’nın üyeliği düştü ama neden düştüğünü tam anlayamadık. Matlı bu nedenle bir süredir Bursa Ticaret Borsası Başkanı değil!

Bu sırada 7. komite, üyelerinin tamamının istifasıyla boşalmış ve seçim yapılmıştı. 20 Eylül’deki seçime istifa edenler yeniden girdi. Ancak biri yeniydi. O da Özer Matlı’ydı. Matlı 7. komiteye kendi şirketini temsilen girdi bu sefer. Uzay Pastaneleri’nin satınalma müdürü değildi artık!

MATLI, UZAY’DAN KOVULDU MU?

Parantez açarak, bir soru daha soralım. Uzay Pastaneleri, Satınalma Müdürü Özer Matlı’nın işine son mu verdi? Yoksa Matlı istifa mı etti? Bunun açıklığa kavuşması gerek!

Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu’nda istifalar nedeniyle yedek de kalmayınca bir yönetim kurulu üyeliği için seçim yapılması zorunlu oldu. İşte salı günü yapılacak seçim, 20 Eylül’de yeniden meclis üyesi yapılan Özer Matlı’yı bu kez yönetim kurulu üyesi yapmak amacı taşıyor.

Anlaşıldığı üzere Bursa Ticaret Borsası’nı 1.5 yıldır meşgul eden tek konu Özer Matlı’yı kurtarma operasyonu!

Kulağımıza gelenlere göre, Ticaret Borsası uhdesindeki büyük ve değerli gayrimenkulleri pazarlama operasyonlarına sanırım Özer Matlı kurtarıldıktan sonra başlanacak!

1.5 yıldır susuyordu ve konuştu!

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında yapılan seçim öncesi Bursa Ticaret Borsası’nda kaynamaya başlayan kazan, 20 Eylül’de yapılacak 7. meslek komitesi seçimiyle yeniden fokurduyor. Dünkü yazımızda Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Özer Matlı’nın, başkanlık yolundaki uygulamaları, eski başkan Rıza Aydın’ın hukuk mücadelesiyle açığa çıkmıştı. Matlı şirketlerinin Ticaret Borsası üyeliğindeki sorunlar nedeniyle Uzay Pastaneleri’nin satınalma müdürü olarak meclise giren ve başkan seçilen Matlı, bu durumu içine sindiremiyor ve yedekleriyle birlikte istifa eden 7. komite için yapılacak seçimlere kendi şirketini temsilen katılacak.

Seçilir mi?

Seçilir tabii ki!

 

KİŞİYE ÖZEL SEÇİM ORGANİZASYONU!

 

Zira seçim sırf Özer Matlı’yı kendi şirketinin temsilcisi olarak komite ve meclis üyesi, dolayısıyla Bursa Ticaret Borsası Başkanı yapmayı hedefleyen bir organizasyon!

Bunu kim diyor?

Önceki başkan Rıza Aydın

Dünkü yazımızın üzerine Rıza Aydın’la konuştuk. “Ne diyorsunuz gelişmelere?” diye sorduk. Epey dolmuş:

“Özer Matlı ve ekibi göreve gelir gelmez eski döneme reddiye yazdılar. Kamuoyunun kafası Rıza Aydın konusunda nettir. Rıza Aydın yönetiminin hiçbir şey yapmamış gibi gösterilmesi çok kırıcı. Burası bir kamu kurumu elbette ki şartlar herkes için aynı. Eski yönetimlere teşekkür edileceğine, sürekli kötüleyerek, eskiyi karalama gibi çağdaş, medeni insanlara yakışmayan yöntemleri denediler.

 

1.5 YILDIR RIZA AYDIN’I KÖTÜLÜYORLAR!

 

Şu bilinsin ki, hiçbir meclis toplantısında onların icraatlarıyla ilgili bir şey söylemedim. Çünkü yok!

Ben bir meclis üyesi olarak defalarca yazılar yazdım, dilekçeler verdim. Kurumun zarar görmemesi için. Ama her yazıma, her dilekçeme önyargıyla baktılar, aleyhlerine olduğu yargısıyla cevap bile vermediler.

Ben her şeyi düzeyli götürdüğümü zannediyorum. Bu düzeyin bozulmaması için çok titizlendiğimi beni yakından tanıyanlar bilir. Borsanın aleyhine olacak bir davranış göstermem. Kaldı ki birbuçuk yıla yakın süredir, sürekli Rıza Aydın yönetimi hakkında konuşmaktan başka bir şey yapmadılar. Ama ben hep sustum. Çünkü Bursa Ticaret Borsası’nın adının geçtiği her olumsuz haber kişileri değil kurumu yıpratır.”

 

DOKUNULMAZLIKLARI MI VAR?

 

Bursa Ticaret Borsası önceki başkanı Rıza Aydın, kendisi ve birlikte çalıştığı arkadaşlarına yönelik açıklama ve davranışların medeni olmadığı söylüyor. Özer Matlı ve yönetiminin yasa ve yönetmeliklere aykırı usulsüz işlemleri için yargıya başvurmasının yadırganmasına da şaşırdığını söyleyen Rıza Aydın, “Dokunulmazlıkları mı var acaba? Nasıl bir zırhla kaplılar ki? Kendilerine dokunulamayacağını mı sanıyorlar? Ne yazık ki böyle bir mantıkları var. Ben her şeyi yasal çerçevede sürdürüyorum. 15 aydır cevap alamadığım sorularım var. Soru sormak, yanıt istemek anayasal hakkım benim” diye konuşuyor.

Bursa Ticaret Borsası’nın 90 yıllık bir kurum olduğunu ifade eden Aydın, burasının bir “didişme” yeri haline getirildiğini, ama bunda dahlinin olmadığını söylüyor. Aydın’a, 20 Eylül’de yapılacak 7. komite seçimini sorduk. Şu yanıtı aldık:

 

SEÇİM SONUCU GÖSTERECEK HER ŞEYİ!

 

“7. komite seçimini göreceğiz. Özer Matlı için düzenlenmiş bir seçim tertibidir. Kişiselleştirdiler olayı. Sonucu gördüğümüz zaman anlaşılacak. Özer Matlı için yapılmış operasyondan başka bir şey değil bu.

Kendi firmasından gelmek yakışırdı ama 15 aydan beri neden eğreti olarak bulundu? Ticaret Sicili’nden alınan belgeleri inceleyebilirsiniz. Borsaya verilen bilgiler gerçeği yansıtıyor mu yansıtmıyor mu görülebilir.

Ticaret Sicil belgelerini biz tanzim etmiyoruz. Ticaret Sicil tanzim eder. Namusu ve şerefiyle çalışanlara da iftira atmasınlar.”

Rıza Aydın, sözlerini şöyle bağlıyor: “Matlı yönetimine güzel bir miras bıraktık. Bu miras iyi kullanıldığı takdirde kurum şaha kalkar. Burası bir kamu kurumudur. Kamu ciddiyeti ister. Ben hep bunun peşinde oldum. Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası’ndan sonra Bursa Ticaret Borsası’nı kavrayamamışlar anlaşılan!”

 

—BEYİN CİMNASTİĞİ—

 

Bugünkü malzememiz borsa

Biri gelip ne oluyor diye sorsa

Deriz ki; Geliyor kötü kokular

Korkuyoruz, ya tuz da kokarsa

Koltuk çok tatlı, sıkıştı Özer Matlı!

Bursa Ticaret Borsası’nda geçtiğimiz yıl mayıs ayında yapılan seçimlerde göreve seçilen başkan Özer Matlı’nın başı dertten kurtulmuyor. Şikayetler, davalar, soruşturmalar gırla… Bunca derdi yaratan kim peki? Onlara sorarsanız, eski başkan Rıza Aydın uğraşıyor! Uğraşır elbette… Rıza Aydın, iddia ettiği gibi usulsüz belgelerle seçime girip haksız bir şekilde göreve getirildiyseniz eğer hakkını arayacaktır… Hem Aydın nerede arıyor hakkını? Yargıda… Olması gereken bu değil mi? Kaldı ki Özer Matlı da, geçmişte Rıza Aydın ve yönetimi tarafından mağdur edildiğini söylüyor. Soruyoruz, “Yargıya başvurdunuz mu?” diye, “hayır” diyor.

20 EYLÜL’DE SEÇİM VAR

Öncelikle geçen yılki seçim sürecini kısaca özetleyelim. Rıza Aydın yönetimi, Matlı Gıda’nın seçime girme yeterliliğinin olmadığını bildirmişti. Özer Matlı seçim kuruluna itiraz etti, haklı bulundu. Aydın Bursa İl Seçim Kurulu’na itiraz etti. İl Seçim Kurulu da Matlı lehine karar verdi. Aydın’ın Yüksek Seçim Kurulu’na itirazı kararı tersine döndürdü. Sonuçta Özer Matlı seçimlere Uzay Pastaneleri Satınalma Müdürü olarak girdi ve 5. komiteye seçildi. Sonradan İlçe Seçim Kurulu kararıyla da Matlı şirketleri listelerden silindi.

Aslında Matlı şirketlerinin olması gereken 7. komiteydi. Seçimlerin üzerinden 1.5 yıl geçtikten sonra 7. komite üyeleri, yedekleriyle beraber istifa etti. 20 Eylül’de komite seçimi var. Seçim ilanı 29 Ağustos’ta bir yerel gazetede yayınlandı.

SATINALMA MÜDÜRLÜĞÜ, DOKUNUYOR!

Özer Matlı’yla dün telefonda tam 40 dakika konuştuk. Daha doğrusu o anlattı, biz dinledik.

Konuşmanın bir yerinde “istifa dilekçelerini alamadık” deyince, kestim sözünü…

“Nasıl yani, zorla mı istifa ettirdiniz?” diye sorunca devam etti Matlı:

“Ben başka bir şirketin üzerinden sığınmacı gibi olamam. Türkiye’nin ilk 207. şirketiysem, Özer Matlı isem, bu durum bana etik ve mantık olarak oturmuyor. Bu sürecin bitmesi gerekiyordu.”

Matlı, istifa eden komite üyeleriyle ilgili gelişmeleri anlatırken, düzgün cümle kuramadı bir türlü. “İstifa şeylerini kaybetmişler. Geç getirdiler” diyor, “Seçim olabilmesi için hepsi istifa etti” diyor.

Aslında kurmaya çalıştığı cümle şöyle:

“Benim, Uzay Pastaneleri Satınalma Müdürü olarak değil de Matlı şirketlerini temsilen komite ve meclis üyesi olabilmem için 7. komitede seçim yapılması gerekiyordu. Dolayısıyla ben istifa ettirdim hepsini!”

MATLI’NIN KURAMADIĞI CÜMLE!

Bu cümleyi kuramadı Özer Matlı… Kendisi de itiraf ediyor zaten! “Uzay’ın satınalma müdürü” olarak Bursa Ticaret Borsası Başkanlığı makamında oturmak dokunuyor kendisine!

Dokunması bir yana, bir de Rıza Aydın’ın şikayetleri üzerine başlatılan ve henüz sonuçlanmayan soruşturmaların başına öreceği çorabı engelleme çabası bu…

Bu çaba içinde de mevzuata aykırı olduğu iddia edilen bir süreç var. Mesela komite seçimi, TOBB Organ Seçimleri Yönetmeliği’nin 36. maddesine göre yapılıyor. Matlı, mevzuatı bilmediği için genel sekretere yönlendirdi. O söyledi bunu…

Seçimin dayandırıldığı 36. maddenin ilgili bölümünde “Birlik organlarının fesih, istifa veya üyelik sıfatlarının kalkması nedenleriyle süresinden önce ve tümüyle dağıldığı takdirde veya herhangi bir nedenle organların oluşamaması halinde, geri kalan süreyi tamamlamak üzere yeni organların seçimi on beş (15) gün içinde yapılır” deniyor. İlan tarihi 29 Ağustos, seçim tarihi 20 Eylül! Kaç gün var arada?! Bu birinci çelişki…

KOLTUĞU KORUMA, KOLLAMA KAYGISI

Oysa 8. maddede “Meslek komitesi ve meclis seçimlerinden azami üç ay, asgari bir ay önce mahalli gazetelerde ve oda ve borsanın duyuru panosunda ilan edilmek suretiyle üyeler, vergi mükellefiyetlerine ilişkin oda ve borsa kayıtlarını kontrole davet edilir” hükmü var. Bu hüküm uygulanmadı. Savunma şöyle: “Seçim 36. maddeye göre yapılıyor.”

Bu durumda 36. maddenin son cümlesini hatırlatmakta yarar var: “Bu maddede öngörülen seçimler, bu yönetmelikte belirtilen usul ve esaslara göre yargı gözetiminde ve gizli oyla yapılır.”

Durum biraz karışık. Ama özetleyelim:

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı, kendini ve başkanlık koltuğunu kurtarma, koruma ve sağlamlaştırma derdinde… Kullandığı yöntemler de koltuğun daha çok sallanmasına neden oluyor!

İpekböceğinin hayat hikayesi!

İpekböceğinin hayat hikâyesini bilir misiniz? Çok kişi bilmez. Tarihi İpek Yolu’nun en önemli duraklarından biri olan Bursa’da bile yapılmıyor artık ipekböcekçiliği.. Öyleyse, çocukluğunda ipekböceklerinin hayat hikayesini, tohumundan, ipek oluşuna kadar gören biri olarak anlatayım size..

Bizim ailenin ipekböcekçiliği işletme boyutunda değildi. Kadınlarımızın iğne oyası yapmakta kullandıkları ipek ipliği elde edecek kadar koza üretirdik. Orhangazi’nin Narlıca Köyü’nde, 3 katlı kerpiç evimizin en üst katındaki bir oda ilkbaharda ipekböceği üretim atölyesine dönüşürdü. Bir tabla oluşturulur. İpekböceği tohumları yayılır ve üzeri dut dallarıyla örtülürdü.

İpekböceği tohumları tırtıla dönüşür, tırtıllar dut yapraklarıyla beslenirdi. Tırtıllar belli bir olgunluğa erişince koza örmeye başlar ve kendini de içine hapsederdi.

Doğa, tırtılı, yemeden, içmeden sadece en iyi ipeği üretmeye odaklamıştı.. Süresini tam olarak kestiremiyorum. Ne kadar kalır kozanın içinde tırtıl hatırlamıyorum.. O süreyi bir kelebek ömrüyle hesaplarsak, insan yaşamının 40 yılına tekabül eder mi bilmem!

Eğer o kozalar zamanında toplanıp, işlemden geçirilmez, yani ipek ipliği haline getirilmez ise tırtıl kelebeğe dönüşerek kozayı deler ve tüm kelebeklerin o malum sonuna uçar.. Ancak, o malum sondan önce de görevi vardır ipekböceğinin.. Bir sonraki yıl için yumurta bırakmaktır o görev..

Peki, henüz içinde canlı varken kozayı kaynar suyun içine atıp ipek ipliği elde etmek niye? İçinden tırtılı çıkmış kozadan ipek alınmaz mı?

Hayır olmuyor!

Zira kelebeğin çıkarken kozada açtığı delik, ipliğin kopuk kopuk olmasına yol açıyor. Dolayısıyla ekonomik değerini yitirir koza..

Bu nedenle ipekböceği üreticileri, bir miktar tohumluk koza ayırırlar bir sonraki yıl için.. Kelebeklerin çıkması ve tohum bırakması beklenir.

Ve bu döngü böylece sürer gider..

Sorun bakalım şimdi.

İpekböceğinin hayat hikâyesini yazmak neden geldi aklımıza?

Dün, Bursa Ticaret Borsası’nın yeni başkanı Özer Matlı’nın, hedeflerini anlattığı basın toplantısı sırasında.. Zira Bursa Ticaret Borsası yeni yönetiminin hedefleri arasında Bursa’da ipekçilikle ilgili çalışmalara öncelik verilmesi de var.

Özer Matlı’nın, güvenilir gıda üretim ve denetimi, lisanslı depoculuk, elektronik emtia borsacılığı gibi projelerinden yola çıkarak yapılacak yorum şu:

Matlı ve ekibi, kozayı, içindeki ipekböceğiyle kaynar kazana attı ve ipeği çekmek için hazırlık yapıyor şimdi. Dünkü basın toplantısında anlattığı projeler de, o ipekle ortaya koyacaklarıydı aslında..

BTSO ve Borsa’da dananın pöçüğü yarın kopuyor

tobb_logo

tobb_logoBursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile Bursa Ticaret Borsası (BTB) seçimleri yarın yapılıyor. İki kurumda da ikişer aday var. BTSO’da, Rifat Hisarcıklıoğlu’nun başkanlığındaki Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yönetim kurulu üyesi, BTSO Meclis Başkanı İlhan Parseker ile Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Burkay yarışıyor. BTB’de ise mevcut başkan Rıza Aydın ile Özer Matlı liderliğindeki ekiplerin mücadelesi var.

BTSO’daki seçim yarışına ilişkin daha önceki bir yazımızda tespitimiz şöyle olmuştu: İlhan Parseker kazanırsa İlhan Parseker; İbrahim Burkay kazanırsa İbrahim Burkay değil konjonktür kazanmış olacak!

BTB’deki sonuca ilişkin de bir tespitte bulunmak gerekirse şunu diyebiliriz: Rıza Aydın kazanırsa, BTB üyeleri tecrübeden vazgeçmedi. Özer Matlı kazanırsa, BTB üyeleri Rıza Aydın’a dur dedi.

BTSO’da etkili olması muhtemel ideolojik konjonktürün BTB’de tezahür etmesi beklenmiyor. Zira BTB’deki muhalif propaganda, sadece Rıza Aydın’ın uzun yıllardır başkanlık yapıyor olmasına ekdekslenmiş durumda.. Ayrıca özel yaşamının propaganda malzemesi yapılıyor olması aşağılık bir yöntem..

Muhalif hareketin başındaki Özer Matlı’nın AKP Bursa Milletvekili Önder Matlı’nın kardeşi olmasının en önemli propaganda malzemelerinden biri olduğu iddia ediliyor.. Oysa Matlı, basın mensuplarından kardeşiyle ilişkilendirilmemesini istiyor.

Hal böyle olunca, AKP Bursa il yönetiminin hem BTSO, hem de BTB’de propagandaya alet edilmemesi kaçınılmaz.

Peki, AKP İl yönetimi iki kurumda da kimden yana?

Hukuken siyasi parti il başkanı ya da yönetiminin “Biz bu adayı/grubu destekliyoruz” deme şansı var mı?

Yok tabii ki!

Sonuçta iktidar, güç demek.. Herhangi bir yapılanma içindeki seçimlerde, bu güç yanında olmasa bile yanındaymış gibi gösterenler olur. Nitekim bunu muhalefet partilerinde de, hatta hemşeri derneklerinde bile görmek mümkün..

Düşünsenize;

Bir yere aday oluyorsunuz. Seçmenden, projelerinizi ve karakterinizi ortaya koyarak destek isteyeceğinize, “il yönetimi beni destekliyor” diyerek oy istemeniz acz içinde olduğunuzu gösterir.

Sadede gelelim;

Anadolu’da pöçük diyorlar kuyruğa.. Yarın hem BTSO, hem de BTB’de dananın pöçüğü kopacak. İki kurumda da pöçük, her açıdan oldukça yağlı! Mücadele bunun için..

 

—DÖRT DÖRTLÜK—

 

Kimse farkında değil söküğün
Altındaki bilinmiyor köpüğün
Peşinde herkes yağlı pöçüğün
İtişirken altında kalmayın göçüğün

Dünyaya vizörden bakanlar buluşuyor

Hafızanızda yer tutan ve işaret verildiğinde hatırladığınız ilk fotoğraf kareleri hangileridir? “Kişinin dünyası”yla birebir ilgilidir bu sorunun yanıtı… Bana sorulursa eğer, kendi beyaz perdeme yansıyan ilk karede, Hiroşima’ya atılan atom bombasından sonra çıplak halde ağlayarak objektife doğru koşan kız çocuğu vardır. Sonra Saddam’ın Halepçe katliamında torunuyla beraber ölmüş dede gelir gözümün önüne… Son olarak da New York’taki ikiz kulelerin çöküş anı…

Bunlar, Windows’un fotoğraf görüntüleyicisi programda olduğu gibi öne çıkan kareler… Gözün gördüğü ancak net olarak seçilemeyen, daha doğrusu kırmızı filtreyle çekilmiş gibi kana belenmiş binlerce küçük kare var etrafında…

Mutlu an yok mu hiç peki? Hep kan mı?

Fotoğraf makineleri acılarla beraber pek çok mutluluğu, sevinci de ölümsüzleştirdi mutlaka… Heyecanları, korkuları, mekanları, ulaşamadıklarımızı, ulaşıp da göremediklerimizi… Kısacası 180 yıllık tarihinde fotoğraf makineleri, yaşama dair ne varsa dipdiri bıraktı geleceğe…

Belgelik olarak da kullanıldı fotoğraflar, sanata da dönüştü. Estetiği de, çirkin olanı da yansıttı. Sayfalar dolusu yazıyla anlatılamayacak olanı tek bir kare anlattı.

* * *

Son zamanlarda çeşitli organizasyonlarla öne çıkmaya çalışan Bursa, 1. Uluslararası Fotoğraf Festivali’ne hazırlanıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Kent konseyi ve BUFSAD tarafından düzenlenen, Bursa Ticaret Borsası’nın desteğiyle 15-23 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek Bursa Fotofest’in amacı sadece fotoğrafçıları bir araya getirmek değil… Halkın yoğun olarak kullandığı mekanları “dönüştürerek” fotoğrafı galerilerden ve sergi salonlarından çıkartmak, yeni ve yaratıcı sergileme fikirleriyle gündelik yaşamla buluşturmak…

Bursa Fotofest kapsamında, tarihi çarşı ve hanlar bölgesi büyük bir galeriye dönüştürülecek. Festival kapsamındaki yarışmalar ve diğer sosyal projeler sayesinde okullar ve kamu kurumlarının duvarları fotoğraflarla renklenecek. Öğrencilere fotoğraf eğitimleri verilecek.

İddia şu:

“Fotofest 1. Uluslararası Fotoğraf Festivali’yle Bursa, artık fotoğraf sanatının tartışmasız yeni başkentidir.”

Her ne kadar adı aralarda kalsa bile bu büyük organizasyonun fikir babasının Dr. Ceyhun İrgil olduğunu biliyoruz. Böyle yazdığımızı bilse hemen müdahale eder. Çünkü o fotoğraf makinesinin önünde değil, arkasında durur her zaman… Vizörden bakar dünyaya… Ama hep geniş açıyla…

Bir Bursalı olarak, başta Ceyhun İrgil olmak üzere, emeği ve katkısı olan herkese teşekkürler…

 

“Filim Bitti”

Bursa Ticaret Borsası

Hafta sonuna, şöyle kalorisi fazla olmayan bir yazıyla girelim… Sinemadan müzikten bahsedelim diyecektim ki, üzücü bir haber aldım. Bir ölüm haberi… Özhan Abimiz vardı. Bursa Ticaret Borsası’nda 18 yıl boyunca başkanvekilliği yapan Özhan Boysan… Memleket meselelerine duyarlı, sosyal demokrat, Atatürkçü ve tam bir Bursa Beyefendisi’ydi.

Karşılaşma yerimiz Ticaret Borsası idi. Ne zaman karşılaşsak “N’olacak bu memleketin hali?” derdine düşer, karşılıklı olarak umutlarımızı besler, çoklukla da karamsarlıklarımızı körüklerdik.

Dün Özhan Abi’yi son yolculuğuna uğurladık.

Ölümü tuhaf… Sokak ortasında tanığı olduğu bir tartışmada ara bulmaya çalışırken heyecanlanıp, tansiyonu yükselmiş ve kalp krizi sonucu ölmüş…

Dün Cuma namazı sonrası, Konak Mahallesi’ndeki Nilüfer Merkez Camisi’nden kaldırıldı cenazesi…

Özhan Boysan kimdi peki?

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Rıza Aydın’ın çok yakın çalışma arkadaşı olan Boysan, 1950’li yıllarda CHP Merkez İlçe Başkanlığı yapan Ali Ruhi Boysan’ın oğluydu. 76 yaşındaydı. 18. yüzyılın Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın soyundan geliyordu.

Çevresinin “Özhan Abisi”, “Özhan Amcası”ydı.

İstanbul Üniversitesi’nde iktisat eğitimi almıştı. Bundan 50 yıl önce Bursa’daki ilk yazlık İnci Sineması’nın işletmecisiydi.

Uzun yıllar tekstil işiyle de uğraşmıştı. Bursa’nın ilk özelleştirilen ve sonradan Et-Ba adını alan kurumun kurucu başkanıydı. Son yıllarda ticaretten çekilip emekli hayatı yaşamaya başlayınca Bursa Ticaret Borsası tarihinde ilk kez kendisine “şeref üyeliği” unvanı verildi.

* * *

Özhan Abinin sinema işletmeciliği yaptığını bilmiyordum doğrusu… Sohbetlerimizde hep memleket meselelerine kafa yorarken, hiç oralardan geçmemişiz demek…

Ne güzel olurdu, eski Bursa’nın yazlık sinema heyecanlarını kendisinden dinlemek…

Sinema heyecandır çünkü… Tarifsiz bir eğlencedir. Tutkudur…

Dedim ya aslında bugün niyet, hafta ortasında gerçekleşen Aydınlarla Yüz Yüze söyleşisinden, sinema üzerine notlar aktarmaktı. Söyleşi konukları, yönetmenler Yavuz Özkan ile Ümit Efekan ve oyuncu Şerif Sezer’di çünkü…

Özhan Abi ile dertleştiğimiz konular arasında, halkın eğitimsizliği, kültürel yozlaşma da vardı sıklıkla… Dolayısıyla bu yozlaşmadan sinema, tiyatro gibi görsel sanatlar da yoğun biçimde etkilenmişti. Aydınlanmayı sağlayacak kültür sanat faaliyetlerinden bilinçli olarak uzaklaştırılmıştı halk… Söyleşiye katılan yönetmenlerin de derdi buydu. Batıda ödüller alan filmler, yine batıda gişe rekorları kırıyor, ama Türkiye’de utanılacak bir performans sergiliyordu.

Örneğin Cannes Film Festivali’nde “en iyi yönetmen” ödülünü alan Nuri Bilge Ceylan’ın “Üç Maymun” filmini sadece 80 bin kişi izlemişti Türkiye’de…

Geçen yıl Semih Kaplanoğlu’nun Berlin’de “Altın Ayı” ödülü alan “Bal” filminin seanslarında 3’er 5’er kişi vardı. Bu durum utanç vericiydi.

Özhan Abi ile sinema konusuna da girmiş olsaydık eğer, bu yazı inanın çok daha zenginleşirdi.

Yavuz Özkan filmidir “Filim Bitti”

Film bitti Özhan Abi… Rahat uyu…

İthal sığırların 875’i Bursa’da kesilecek

Hükümetin fiyatları ucuzlatmak amacıyla verdiği et ithalatı kararı hala tartışmalara neden oluyor.
İhaleler yapıldı, Macaristan, Güney Afrika, Uruguay gibi dünyanın dört bir yanından kasaplık canlı hayvanlar gemilerle yola çıkarıldı çıkarılmasına da, geçici olarak planlanan ithalatın fiyatların düşmesini sağlayıp sağlamayacağı, dış alımın kalıcı hale gelip gelmeyeceği merak konusu…
Hükümet, ithalat kararını “yerli üreticiyi korumak için” diyerek savunurken, sektörün aktörleri, tam aksine zaten zor durumda olan hayvancılığın iyice biteceğini düşünüyor.
Hükümetin ithalatı “yerli üreticiyi koruma” şeklindeki savunmasının da, ekonominin işleyişine aykırı olduğu savunuluyor.
Eğer ithalat fiyatları düşürecekse, besicinin elindeki hayvanın değeri düşmeyecek mi? Savunmayı çürüten kilit soru bu…
İthalat kapsamında İstanbul ve Bursa, Et ve Balık Kurumu Sakarya Kombinası sorumluluğuna bırakılmış… EBK Sakarya Kombinası Müdürü Muharrem Uçar, bu üç il için kesilip pazara sunulacak toplam sığır adedinin 9 bin olduğunu söylüyor.
Dün Veteriner Hekim Uçar ile konuştuk. Bursa’da da talebe göre kesim yapılacağını söylüyor.
Ancak halen Bursa’da Et ve Balık Kurumu’na ait tesis olmadığı gibi, bir satış reyonu bile yok…
Peki, ithal sığırlar Bursa’da nerede kesilecek? Kaç tane kesilecek?
Kurumun yıllar önce özelleştirilen ve Bursa Ortak Girişim Grubu tarafından satın alınarak eT-Ba adı verilen Bursa’daki tesislerin yönetimi Bursa Ticaret Borsası’nda… Borsa da, kombinanın işletmesini Bursam Et Entegre Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne vermiş durumda…
Bursa Ticaret Borsası tarafından çok hijyenik ve modern hale getirilen tesisler, dünyanın dört bir yanından getirilen ithal sığırları bekliyor şu sıralar…
Zira EBK, Bursa’da gerçekleştirilecek kesim için, Bursam Et ile sözleşme yapmış. Toplam 875 büyükbaş hayvanın kesimi için imzalanan sözleşme tamam da, et piyasaya kimin aracılığıyla girecek?
Bu sorunun yanıtını da, EBK Sakarya Kombina Müdürü Muharrem Uçar verdi.
İthal etin piyasaya girişi, talebe bağlı… Et ve et ürünü işleyen sanayi tesisleri, yemek firmaları, zincir marketler, büyük kasaplar…
Sözleşmeye göre EBK, Bursa’da kestireceği hayvan miktarını artı-eksi yüzde 50 oranında değiştirebilecek.
Peki, hükümetin ithalat kararıyla birlikte yavaş yavaş düşmeye başlayan et fiyatları bugün ne düzeyde?
Kasaplar dün itibariyle dana kıymayı 25, kuşbaşını 27, kuzu kuşbaşını da 32 liradan satıyor. Kesimhanelerde kemikli karkas etin fiyatı da 14-15 liraya düşmüş durumda…
İthalat kararı öncesinde karkas etin fiyatı 18.5 liraya kadar yükselmişti.
Böylelikle tüketicinin yükü hafifliyor hafiflemesine de, maliyet yüksekliğinden yakınan yerli üreticinin durumu ne olacak?
Kaygının odak noktası, ithalatın alışkanlık haline getirilip yerli üreticinin iflasa sürüklenmesi ve temel gıda ette tümüyle dışa bağımlı hale gelinmesi…
Daha ötesi ne olabilir ki?