Büyüklerin yarattığı katma değer 5 yıldır yerinde sayıyor

btso

ibrahim burkayBursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) her yıl olduğu gibi bu yıl da Bursa’nın 250 büyük firma araştırmasının sonuçlarını açıkladı. BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın açıkladığı sonuçların ortaya koyduğu en önemli veri, söz konusu 250 büyük firmanın yarattığı katma değerin, son 5 yıldır hemen hemen aynı düzeyde kalması. Tabloda genel olarak, dünyaya bağlı olarak Türkiye ekonomisindeki yavaşlama dikkat çekiyor. Bu doğrultuda firmaların satış, ihracat, katma değer ve aktif büyüme rakamlarının sınırlı kalması kaçınılmaz elbette.
BTSO Başkanı Burkay’a göre, araştırma sonuçları kısa ve orta vadede sektörlerin, yüksek katma değer yaratan ileri teknolojiye odaklanmalarını zorunlu kılıyor. İhracatta ise rekabet gücü ile ürün ve pazar çeşitliliğini artırmak olmazsa olmaz.

Dış politikanın ekonomiye etkisi

Bütün bunlar aslında, Türkiye ekonomisinin her dönemde yaşadığı sıkıntılar. Katma değeri yüksek teknolojilerde ve özellikle de üretimin ana gideri enerjide dışa bağımlı olmamızın yarattığı sorun, ekonominin en önemli açmazı. Rekabet gücünü olumsuz etkileyen de bu iki kalem.
Arkasından da Türkiye’nin izlediği dış politika geliyor. “Komşularla sıfır sorun” iddiasıyla belirlenen dış politikanın bugün geldiğimiz noktada Türkiye’yi Ortadoğu’da yalnızlaştırmasını Hükümet yetkilileri “değerli yalnızlık” olarak yorumluyor.
BTSO araştırmasının ortaya koyduğu veriler doğrultusunda bu yalnızlığın ne kadar değerli olduğunu sorduk İbrahim Burkay’a.
“Evet, Türkiye açısından pozitif yönde bir gelişme yok” diyor. Arap Baharı’nın etkilediği ülkelerde istikrarın henüz sağlanamamış olmasından Türkiye ekonomisinin ve dolayısıyla Bursa’nın etkilenmemesinin mümkün olmadığını söylüyor ve ekliyor:
“BRIC ülkelerini tek tek ele aldığınızda, ciddi sıkıntılar olduğunu göreceksiniz. Türkiye’yi de bu kapsamda değerlendirirsek kötümser bir tablo yok.”
Burkay’ın son sözü şu:
“Türkiye’de son 15 yıldaki kazanımlar kolay elde edilmedi. Birlik ve beraberlikle geliştirmenin yollarını bulmalıyız.”

Bursaspor’a forma reklamı

Ekonomi ve siyaseti birbirinden ayırmak olanaksız. Aynı şekilde sporu da bunlardan. Önceki akşam Bursa Atatürk Stadı’nda son şampiyon Galatasaray ile 1-1 berabere kalan beşinci büyük Bursaspor, BTSO’nun 250 büyük firma toplantısında da gündeme getirildi. Diğer kent takımlarını örnek gösteren bir meslektaşımın yönelttiği soru şuydu:
“Bunca büyük firmaya rağmen Bursaspor’un hala neden bir forma reklamı yok?”
Bursaspor’un başarısının, bu kentin değerlerinin dünyaya tanıtımında ne kadar önemli olduğunu bildiklerini söylüyor Başkan Burkay. Bu konuda görüşmelerin yapıldığını, önümüzdeki günlerde “Beşinci büyük Bursaspor”a yakışır bir forma reklamının olacağını söyledi.

BTSO’da Parseker tek seçenek

btso logo

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) seçimler 2013’ün şubat ya da mart ayında yapılacak. Başkanlık görevini babası merhum Ali Osman Sönmez’den devralan ve 1995 yılından bu yana devam ettiren Sönmez Holding Yönetim Kurulu Başkanı Celal Sönmez, önümüzdeki seçimlerde bir daha aday değil..

Sönmez’in aday olamayacağı kesinleştiğinde, hatta Organize Sanayi Bölgesi yönetimi seçimlerinde muhalif grup kazandığında, başkanlık için yeni isimler konuşulmaya başlanmıştı.

Birincisi, Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı seçilen Ali Uğur idi. Uğur, Sönmez’in OSB yönetiminde yer almış bir kişiydi. Ancak OSB başkanlığına seçildiğinden bu yana gösterdiği performans, BTSO başkanlığına yaklaşmak şöyle dursun, aday unvanını bile eritti.

BTSO Meclisi’ndeki muhalif tavrı, toplantılara katılmayışı nedeniyle üyeliğinin düşmesi üzerine daha da sertleşen Hüseyin Özdilek’in adaylığı gündeme geldi.

Bursa iş dünyasında söylenen şuydu:

“Hüseyin Özdilek mi? Asla olmaz! Başarılı bir sanayici, yatırımcı ama BTSO Başkanlığı Hüseyin Özdilek’e uygun bir görev değil!”

Erkenden ortaya atılan bu isimlerin tutmayacağı tez zamanda anlaşıldı. Uzun yıllardır BTSO yönetimlerinde yer alan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Parseker hazırlanıyordu başkanlığa..

“Her yerde İlhan Parseker!” tepkileri, “mevcut yönetimin devamı olacak, anlayış değişmeyecek” eleştirileri vardı. Bakıldı ki, BTSO Başkanlığı’na İlhan Parseker’den uygun isim yok!

Siyaset altyapısı bulunan ancak o alanda yüzü hiç gülmeyen Parseker’in kısmeti bu mecradaymış demek!

Bugün üstlendiği görevleri bir çırpıda sayması istense kendisi de karıştırır büyük olasılıkla.. Ama tümünü taşıdığından şüphe yok.. Çünkü BTSO camiasında Parseker kadar sosyal biri daha görülmedi 30 yıldır..

Görünen o ki, BTSO’nun üç ay kadar sonra yapılacak seçimlerinden başkan olarak çıkacak kişi İlhan Parseker.. Son anda sürpriz gelişmeler olmazsa..

—DÖRT DÖRTLÜK—

Gidiyor Sönmez, gördü hürmeti
Giderayak gösterdi himmeti
Çıkmadı şimdiye kadar alternatifi
Başkanlık Parseker’in kısmeti

Kadın olmadan asla!

Girişimcilik, ülkemizde olması gereken düzeyde değil. Bazı toplumlar bu konuda yüksek başarı gösterirken, biz hala yaş olarak yolun yarısına gelmiş insanlara girişimciliği öğretmeye çalışıyoruz. Oysa girişimcilik, doğrudan toplumsal kültürle ilintili.. Türk insanının girişimciliğini körelten önemli sebepler, hepimiz biliyoruz ki toplumsal kültürden kaynaklanmakta..

Ne dedi büyüklerimiz bize:

“Aman yavrum başımıza icat çıkarmayın!”

“Eski köye yeni adet getirmeyin!”

Hele kadınların, erkek egemen toplumsal kültürün dayattığı “karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin” felsefesiyle ekonomik ve sosyal yaşamdan uzaklaştırılması, çocuk ve gençlere “Sen bilmezsin, beceremezsin, cahilsin!” yaklaşımı, 21. yüzyılda insanına girişimcilik dersi veren bizleri gülünç duruma düşürüyor.

Gülünç duruma düşüyoruz diye girişimciliği teşvik etmekten, insanımızı eğitmekten geri durmayacağız elbette..

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesindeki Kadın Girişimciler Kurulu, bu konuda politikalar geliştiriyor, kadın girişimcilere eğitim veriyor, kapasitelerini geliştirmelerini ve fikirlerini yaşama geçirmelerini destekliyor.

TOBB’un bu yöndeki çalışması ticaret ve sanayi odaları aracılığıyla tüm ülkeye yaygınlaştırılmış durumda..

 

* * *

 

Örneğin bugün Bursa AB Bilgi Merkezi tarafından, Avrupa Birliği Bakanlığı, Bursa Valiliği AB ve Dış İlişkiler Koordinasyon Merkezi ve Bursa Kadın Girişimciler Kurulu işbirliği ile Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) “Kadın Girişimcilerde AB Algısı ve Kadın Girişimciliğinin Önündeki Engeller” semineri düzenleniyor.

BTSO Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Emine Örnek “Türkiye’de kadın girişimciliği”;

Garanti Bankası Yılın Kadın Girişimcisi Ödülü sahibi ve Bursa Kadın Girişimciler Kurulu Üyesi Nurcan Özdemir “Kadın girişimciliğinin önündeki engeller ve başarılı kadın girişimci örneği”;

Yine kurul üyelerinden Serap Sayar “Kadın girişimciliğinin desteklenmesi”;

Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği Kurucu Başkanı Selma Çetinkaya Türker “Kadın istihdamı ve kadın girişimciliği”;

Avrupa Birliği Bakanlığı Proje Uygulama Başkanlığı AB İşleri Uzman Yardımcısı Sinem İçöz de “Kadın dernekleri ve kadın girişimcilere yönelik AB mali destekleri” konusunda katılımcıları bilgilendirecek.

 

* * *

 

Zaten girişimci olan kadınların kendi tecrübelerini birbirlerine aktarmaları, mevcut potansiyeli geliştirmeye yarar. Ancak girişimci sayısının artırılması, özellikle de kadın girişimcilerin önündeki engellerin kaldırılması, kadının statüsünün yükseltilmesiyle mümkün.. Bunun için de “eğitim şart!”

Kamçılayın kendinizi!

btso logo

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO)’nun geleneksel hale getirdiği “Bursa’nın 250 büyük firma araştırması”nın sonuçları gösteriyor ki, bu ülkede üretmek “kabahat!” Çünkü üreten, girdisi-çıktısı kayıt altında olanlar, ekonomistlerin deyimiyle her zaman için kümesteki kaz! Pek çok işlemi kayıt dışı olan rakiplerle mücadeleyi kazanıp vergi şampiyonları arasına giren; Yaptığı ciro, kar ve istihdamla büyük sanayi firmaları listesinde ilk 250 arasında yer alanların yüzde 10’dan fazlasının “isminin açıklanmasını istememesi”ni, BTSO Başkanı Celal Sönmez’in “nazar değer diye korkuyorlar herhalde” şeklindeki sözleriyle açıklamak mümkün değildir herhalde..

Açıklanmadığı için bilmiyoruz elbette ancak şundan eminiz ki, 250 firma içinde ismini gizleyen 27 firma, kurumsallaşamamış aile şirketleridir. Pek çok korkuları vardır.
* * *
Yönetim kurulu üyeleriyle birlikte 250 büyük firma araştırması sonuçlarını açıklayan BTSO Başkanı Celal Sönmez’in saptamaları arasında altı çizilecek cümleler var.
Örneğin:
2011 yılını ne yazık ki, net ithalatçı olarak kapadık.
Bursalı büyük şirketlerin satışları ve çalışan sayıları yükseldi, ancak karlılık ve verimlilik düştü, ihracat geriledi, borçluluk arttı.
Net cirolar, 2010’da yüzde 20,5 artarken, geçen yıl yüzde 26,8 arttı. Fakat brüt katma değer artışı, 2010’da 27,2 iken 2011’de yüzde 18,2’de kaldı.
Rakama boğmadan durumu, yine Sönmez’in deyimiyle özetleyelim:
“Her yerde yağmur yağarken, ıslanmamak mümkün değil!”
Bahsedilen, Avrupa’nın yaşadığı kriz..
* * *
Futbolcuların maç sonrası kurdukları klasik cümledir. “Artık önümüzdeki maçlara bakacağız.”
2011 biteli 7 ay olmuş. Önemli olan içinde bulunduğumuz 2012’yi nasıl kapatacağız, 2013’te nelerle karşılaşacağız?
Sönmez’e göre, bu yıl pek parlak değil. İç pazarda da yavaşlama var, büyüme sürdürülebilir değil. Birikim, tasarruf çok az, Dışarıdan gelecek kaynak bekleniyor. AB daralırken, çok fazla da sihirbazlık beklememek gerekiyor.
Yabancı yatırım konusunda da iç çekiyor Sönmez:
“Neden geliyorlar demiyorum. Ama neden biz yapamıyoruz diyorum.”
* * *
Sönmez’in sorusunun yanıtı aslında kendi açıklamaları içinde yer alıyor.
Üreten değil, tüketen bir toplumuz. O yüzden ihracatçı değil, ithalatçıyız. Üstüne üstlük tüketimi de borçlanarak yapıyoruz.
Borçlanmaya da ne güzel bir mazeret bulmuşuz, öyle değil mi?
Kamçılayıp duruyoruz kendimizi!

—DÖRT DÖRTLÜK—

Neden korkuyor acaba sermaye
Yüklenmediyse eğer kediye
Yapıyorsa devlete kuruşuna kadar tediye
Alır mutlaka bir gün hediye!

Havada satış kokusu var!

“Cironuzun en çok yüzde 20’si kadar borçlanma yapın!”

Bu uyarı, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın yayın organı Bursa Ekonomi’de yer alıyordu. Uyarıyı yapan ise Bursa’nın önemli işadamlarından…

BTSO 21. Meslek Komitesi’nin organizasyonunda giyim imalatçılarına seslenen başarılı işadamımız, özellikle tasarruf ve bütçe disiplini konularında meslektaşlarını uyarmış…

Demiş ki;

“Doğru bütçe hedefi, bir firmanın geleceği ve planlı işlemesi açısından vazgeçilmez bir unsurdur. Bütçenin doğru kullanılmasının arkasında yatan en önemli etken de tasarruftur, kurumsallaşmadır.”

Tecrübenin sesi değil de nedir bu?

* * *

Böyle bir işadamının başarısından ve verdiği öğütten yola çıkarak, pekâla Türkiye ekonomisine ilişkin de düz mantık yoluyla yorum yapabiliriz.

Türkiye ekonomisini de bir bütün olarak bahse konu işadamımızın işletmelerine benzetirsek, yapılması gereken nedir?

Rasyonel, uygulanabilir, gelirin gideri karşıladığı, açık vermeyen bir bütçe!

Türkiye bütçesi son 5 yıldır ne durumda hatırlayalım.

“Açık” ekonomi literatüründe “bütçe dengesi” başlığı altında yazılıyor.

Şöyle ki;

2005’te 8.117 milyar lira…

2006’da 4.643 milyar lira…

2007’de 13.708 milyar lira…

2008’de 17.432 milyar lira…

2009’da 52.215 milyar lira açık gerçekleşmiş…

Geçen gün Prof. Dr. Şükrü Kızılot, Buttim’deki konferansında vermişti Türkiye’nin borç çevirme oranını… 2008’de yüzde 78 olan oran, 2009’da yüzde 104 olarak gerçekleşmişti.

Yani geçen yıl 100 lira borç ödemek için 104 lira yeni borç alınmıştı…

2009 sonundaki borç miktarlarına da bir bakalım…

Toplam iç borç stoku 330 milyar lira… Toplam dış borç stoku da 145.8 milyar dolar…

İçi dışı toplayın da ne kadar yaptığını görün…

Sonucun, işadamımızın hesabına da hiç uymadığını fark edeceksiniz zaten…

* * *

Şimdi efendim…

Dünkü açıklamalara bakıyoruz ki, Türkiye’de IMF’siz günler yakınmış…

Vallahi çok memnun oldum. Bravo AKP iktidarına!

…da, Türkiye’nin borcunu karşılayacak üretim ve dışsatım verileri çok parlak değilken, yani borç ödeyecek gelir yokken IMF’ye rest çekmemizi sağlayan nedir acaba?

Hükümetin IMF’ye restinden şöyle bir çıkarımda bulunmak yanlış olmaz sanıyorum.

Gerçi memlekette satılacak pek bir şey kalmadı ama yakında yine büyük bir satış olacağı kanaati hâkim oldu bende…

Galiba alıcılar da batıda değil, doğuda artık…

Ne dersiniz!

* * *

Bu arada, sözlerinden alıntı yaptığımız işadamının adını neden vermediğimi düşündünüz mü hiç?

Adının, hükümetin maliye politikalarına eleştiriyle aynı potada yer almasından dolayı haksız yere üzerine gidilebileceğinden dolayı duyduğum kaygı nedeniyle…