Liseli gencin hoşlandığı kızın elini ilk tutuşundaki kalp ritmiyle; Doğumhanenin önünde ilk bebeğini beklerken dudaklarını yiyen baba adayının heyecanıyla; Üniversiteyi yeni bitirmiş gencin yaptığı iş görüşmesinde “acaba kabul edilecek miyim” sorusunun yarattığı gerilimle; Milli Piyango’dan büyük ikramiyeyi bekleyenin umuduyla; Tutsak doğmuş ya da sonradan özgürlüklerini yitirmişlerin, temel insan hak ve özgürlüklerine olan açlığıyla; Dahası “adalet, adalet” diye inleyenlerin dilekleriyle merhaba!
* * *
Çok da zor olmadı ilk kez karşısına çıktığım BURSA HABER okuruna merhaba demek. Hem niye zor olsun ki merhaba demek, günaydın, iyi akşamlar demek?
Yaşam koşullarının ağırlığı; siyasetçilerin koltuk uğruna kaşıyıp kanattıkları dinsel, mezhepsel, etnik çatışmalar ne yazık ki aynı apartmanda oturan insanları bile birbirine selam vermekten kaçınır hale getirdi.
* * *
İşte bu nedenle en içten duygularımla merhaba BURSA HABER okurları…
Bu köşede neler olacak biliyor musunuz?
Önümüzde bir yerel seçim var. Ortalık toz duman. Bu toz dumanın içinden öyle konular çıkacak ki! “Çıkacak” kelimesindeki kesinliği fark ettiniz. Eminiz bundan. Çünkü politikalar oldukça sığ, siyasetteki insan kalitesi de dip yapmış durumda… Siyaset kulislerinde karşılaştıklarımıza acı acı güleceğiz!
Öncelikle yerel yönetim uygulamaları merceğimiz altında olacak. Valilik ve İl özel İdaresi cephesinden Bursa il sınırları dahilinde çevre sorunları önemle üzerine gideceğimiz konu olacak.
Bir gazeteci için belediyeler başlı başına derya! Konu bolluğunda boğulmaktan korkmuyor değilim açıkçası.
Sivil toplum örgütleri, meslek odaları yine ilgi alanımızda…
Pek çok sivil toplum örgütü AKP iktidarı tarafından korkutulmuş, sindirilmiş olsa da, hala sesi çıkanlar var. O sesler de siyasi atmosferin kara deliğinde kaybolup gidiyor. İşte bu köşede o seslere hoparlör olmaya çalışacağız!
* * *
Farkındayız ki, sosyal medyanın gücü her şeyin önüne geçti. Artık “vatandaş gazeteciliği” var. Elinde akıllı telefonu ve interneti olan herkes birer gazeteci… Dolayısıyla kamu denetçisi…
Vatandaş gazeteciliğinin de sınırları var elbette… Gördüğünü görüntüler, duyduğunu aktarır sosyal medyada. Ancak, bahse konu olay araştırma gerektiriyorsa, ki önemli tarafı budur. O da bizim işimiz.
Hadi artık işimizi yapalım…
Her sabah gözünüz bu köşede olsun. “Hiçbir gazete/gazeteci yazamaz” dediğiniz bir konu, bakmışsınız burada yazılmış…
Bendeniz ve BURSA HABER Ailesi “cıs” konuları ilk yazan gazeteci/gazete olmanın onurunu yaşarken, sizin de “ilk okuyan” olmanızı dilerim.
—BEYİN CİMNASTİĞİ—
Bizdeki siyaset ömür törpüsü
Dolanmış dillere kadının örtüsü
Canan Candemir Çelik de kapandı
Kuruldu mu acep ikinci dönemin köprüsü
Cumartesi günü AKP’nin Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde milletvekili adaylarının teşkilatla buluşma toplantısını izledik. Orada çarpıcı gözlemlerimiz oldu. Birinci sıradaki Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç dahil 18 adayın tamamının, Genel Başkan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a tapınma seansıydı sanki tören…
Pardon!
AKP’nin “ileri demokrasi” tanımından dolayı, bunda şaşılacak bir durum olmadığını düşünmem gerekirdi doğrusu…
* * *
“AK Takım Sahada” sloganını kullanmış AKP’liler… Bursa’nın çıkaracağı milletvekili sayısının 18 olması, futbol takım kadrosu sayısıyla örtüşünce “ilk 11” heyecanı sardı herkesi… Özellikle de 12. sıra adayı Cafer Yıldız’ı…
Pek çaktırmıyor ama Cafer Yıldız konulduğu yerden hiç de memnun değil… Nerden anlıyoruz? Konuşurken yüzünün aldığı renkten… Konuşurken renk vermemeyi beceremiyor Yıldız… Hele aday tanıtım toplantısında bir partilinin verdiği “15 garanti, 18’i zorluyoruz vekilim” şeklindeki gaz, renkten renge sokuyor Yıldız’ı…
* * *
Adaylar sondan başa doğru kürsüye çıkıp kendilerini tanıtırken o kadar heyecanlıydılar ki, çoğunun dili dolandı. Heyecandan nefes almayı bile bilemeyen bazılarından “gıııyyyyk” sesleri çıktı, helyum gazı solumuş gibi… Sırasını bekleyenler dudaklarını yedi… Hele 7. sıra adayı Hakan Çavuşoğlu’nda alt dudak kalmadı!
* * *
Şanlıurfa’ya sürgüne gönderilen Devlet Bakanı Faruk Çelik’in adını anan sadece Canan Candemir Çelik ile Bülent Arınç oldu. Arınç malum iyi bir hatip… Adayların yaş ortalamasını yükselttiğinden ötürü özür diledi, bu adaylığının son olduğunu vurguladı. Bense Bülent Arınç’a emekliliğinde yapacağı bir iş buldum:
Belgesel seslendirmesi!
Bu fikrimi paylaştığım bir partili “harika bir fikir” diye destekledi. Hakkını teslim edelim ki, ses tonu çok etkileyici… Ayrıca Türkçe’yi de mükemmel kullanıyor. Tonlamalar, vurgulamalar süper… Konunun içeriğine göre sesine ayar vermeyi çok iyi biliyor.
* * *
Seçim kampanyası süresince Bursa, Bülent Arınç’la iyi vakit geçirecek, o kesin… Nükteleri, taşlamaları, fıkraları, kıssaları süper… Bir işi iyi yapma konusunda anlattığı, hamala karpuz seçme işi verilmesiyle ilgili hikaye de, aslında siyasi partilerin aday belirleme yöntemiyle örtüşüyor doğrusu…
Hikaye özetle şöyle:
İşini iyi yapan bir hamalı terfi ettiren patronu, “Sen yıllardır yük taşıyorsun. Çok yoruldun. Artık burada oturacaksın ve karpuzları boylarına göre ayıracaksın” demiş. Hamal becerememiş tabii. “Ben yine bildiğim işi yapayım” demiş.
* * *
Bursa’daki 18 milletvekili adayını, “ustalık” dönemine hazırlanan liderleri seçti ya… Kim bilir ne zor olmuştur seçmek! Yamukları bir kenara, kabakları öbür tarafa… Kesmece değiller ki, üçgen şeklinde kesip de tat ve renklerine bakılabilsin… Mevcut milletvekillerinden 8’ini eleyip, birini de taa Urfa’ya gönderdiğine göre seçme konusunda başarılı olamamış anlaşılan… Ustalık döneminde seçtikleri kabak çıkmasa bari!