İktidar partisi milletvekillerinin geçen hafta TBMM’ye sunduğu Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Türk Ceza Kanunu’nda değişiklikler öngören kanun teklifi ortalığı karıştırdı. Yasa teklifi, adeta sıkıyönetim getiriyordu.
Örneğin;
CMK’nın “şüpheli veya sanıkla ilgili arama” maddesinde ucu açık bir değişiklik yapılarak “Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir” ifadesindeki “somut delillere dayalı kuvvetli” ibaresi, “makul” olarak değiştiriliyor.
Kime göre makul?
KANTAR DARMADAĞIN!
Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada iletişimin tespitine ağır ceza mahkemeleri yerine sulh ceza hakimlikleri veya yargılamayı yapan mahkemelerce karar verilecek.
Devletin güvenliğine karşı ve anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı (hükümete karşı) suçlarda; “dinleme ve kayda alma”, “gizli soruşturmacı görevlendirme”, “teknik araçla izleme” mümkün hale geliyor.
Yasa teklifindeki despot maddelerden biri de, savunmanın yani avukatların dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alması, “soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği” gerekçe gösterilerek kısıtlanabilecek olması…
Bir soruşturma kapsamında, hakkınızda dosya hazırlanırken avukatınız içeriğine ulaşamayacak, dolayısıyla savunmasız kalacaksınız!
Teklifte imzası bulunan AKP Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, “kantarın topuzunu biraz kaçırdık” demiş. “Topuzun kaçması” deyimi hafif kalıyor, teklifin getirdiklerini anlatmak için…
SÜREKLİ İSTİSNA HALİ!
Çarpıcı yorum, CHP Bursa Milletvekili Doç. Dr. Aykan Erdemir’den geldi. İronik dille, söz konusu teklifte bir imzanın eksik olduğunu söyledi. Eksik imza, “Sürekli istisna hâli” kavramının mucidi Nazi hukukçusu Carl Schmitt idi!
“Führer hukukun koruyucusudur” diyerek diktatörlüğü ve Nazi hukuksuzluğunu meşrulaştıran hukukçu Carl Schmitt’in imzasının da olması gerektiğine inanarak teklife bu imzayı eklediğini ifade etti Erdemir… Ayrıca, teklifin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla verildiğini öne sürdü.
Aykan Erdemir’in teklife imzasını eklediği Carl Schmitt’e göre, siyaset kavramının kriteri “dost ve düşman”dı. Kimin dost, kimin düşman olduğuna devlet karar verirdi. Düşman olmadan siyaset mümkün değildi. Fakat düşman çirkin ya da ekonomik olarak zararlı olmayabilirdi. Bugün düşman olanla yarın kucaklaşılabilirdi! Peki düşman hangi kriterlere göre seçilecekti?
VARLIK, DÜŞMANA BAĞLI!
Kimin düşman olduğuna karar verme makamı, hükümranlığın makamıydı. Siyaset bu dost-düşman ayrımına bağlıydı. İçerikler değişebilmeliydi. Ancak ayırım her zaman olmalıydı. Bu ayırımın doğal ve gerekli sonucu ‘savaş’tı. Savaşsız bir dünya, siyasetsiz bir dünya demekti. Eğer düşman yoksa, savaş da yoktu, siyaset de… Ayrıca düşmanın sadece dışarıdan olması gerekmiyordu. İçerden de seçilebilirdi. Din, milliyet, etnik köken gibi başka alanlar da dost düşman ayırımında kullanabilirdi. Nihai otorite devlet, hem kendi vatandaşlarından hayatlarını feda etmelerini isteyebilir, hem de düşmanın hayatına son verirdi. Devletin başı olan lider düşmanı tespit eder ve milleti harekete geçirirdi.
Hiç yabancısı değiliz bu uygulamaların öyle değil mi?