CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD’de Fathullah Gülen Cemaati’nin önderleriyle kahvaltıda bir araya gelmesi, partinin Bursa’da sağ tandanslı İMO Bursa Şubesi eski başkanı Necati Şahin’i belediye başkan adayı göstermesine yönelik tepkiler çığa dönüştü.
Tepkiler daha çok sosyal medya üzerinden veriliyor. Zira partililerin seslerini duyurabileceği tek mecra twitter, facebook gibi sosyal platformlar…
Tepkiler öyle çeşitli ki, çok sert eleştiriler de var, ironi de… Hedef tahtasına, Necati Şahin üzerinden CHP yöneticileri yerleştiriliyor.
Deniyor ki; “CHP’de sol mücadelesi vermeden koltuk ve mevki kapmış, kişilik sorunu yaşayan insanları oralara oturtan biziz. Şimdi bu zavallıların sağdan medet ummasına kızıyoruz. Acilen kongreye taşımak gerek partiyi. Bunları devirip partiden atmadan bu pislik temizlenmez.”
PARTİ BAYRAKLARINI TUVALET
KAĞIDI OLARAK KULLANABİLİRSİNİZ!
Bir partili de, verilen tepkinin yetersizliğinden yakınıyor:
“Bütün bu olaylara ses çıkaranlara bakar mısınız kaç kişi? Sadece, ne olursa olsun kazanalım derdinde birileri… Çünkü ilkeleri yok. Bu partiye 30 senemi vermiş, terimi akıtmışım ve susmayacağım.”
İroni de var dedik ya… İşte ona bir örnek… Yazan Yüksel Civelek…
“CHP faşist yuvasına hoş geldiniz sevgili faşolar! Sınırsız adaylık ve yetki, koltuklarınızın altındadır. Tehlike anında hadis uydurma destekçileri tavandan açılacak kapaktan önünüze düşecektir. Parti içerisinde sizin için hazırladığımız yalaklar her an kullanımınıza hazır bir şekilde elinizin altındadır. Tuvalet kağıdı olarak sunduğumuz parti bayraklarımızla dilediğinizce silinip aklanabilirsiniz. Biz partiden Ata’mızı alıp paraşütle atlıyoruz.”
Civelek’in CHP ile ilgili şu esprisi de çok manidar:
“Çok acele Sol Grubu CH(P)ozitif kana ihtiyaç vardır!”
MİLLETVEKİLLERİNE SORU
Bu arada TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu eski sekreteri makine mühendisi Ahmet Atalay da, bir ilan hazırlamış. Bursa’daki tüm yerel gazetelere vermek istemiş. Gazeteler kabul etmemiş. Sadece BURSA HABER ile Yeni Bursa internet siteleri makul bir fiyatla yayınlamayı kabul etmiş.
Atalay’ın ilanı aslında, TMMOB Üyesi CHP Bursa milletvekillerine açık mektup… Şöyle sesleniyor Atalay;
“AKP’nin TMMOB’yi güçsüzleştirme, yok etme projesi müelliflerinden; “Kentsel Dönüşüm” mevcut uygulamalarının savunucusu ve düşünsel taşeronlarından Sayın Necati Şahin’in CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Aday Adayı, (hatta adayı) açıklaması konusundaki görüşleriniz Bursa kamuoyu ve özellikle TMMOB Bursa camiası tarafından merak edilmektedir. Lütfen bu konudaki görüşlerinizi açıklar mısınız?”
Atalay’ın ilanının dipnotu da şöyle: “İlkeler yok olduğunda, tüm değerler satılabilir olur!”
Sağ partilerde kırılan kol yen içinde çok iyi saklanabiliyor da, CHP’liler bunu hiç beceremiyor. Bu aslında bir zaaf değil, demokrasinin, düşünce ve düşünceyi ifade özgürlüğünün içselleştirildiğinin göstergesi…
///
Erdoğan’dan Altepe’ye:
Denizleri aş da gel!
Beklendiği gibi AKP’nin Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı yeniden Recep Altepe… Dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Altepe’yi arayarak, bugün İstanbul Haliç Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapacağı Marmara Bölgesi belediye başkan adayları tanıtım toplantısına davet etmesi üzerine dün Bursa’da hummalı bir hazırlık yapıldı.
BUDO’ya ait iki deniz otobüsü, İstanbul’daki törene gidecek partililere tahsis edildi. AKP İl Başkanvekili Cemalettin Torun, tüm teşkilata duyuru yaptıklarını, İstanbul’daki törene gelmek isteyenlerle 08.15’de Mudanya BUDO İskelesi’nde buluşulup, 08.30’da hareket edileceğini söyledi.
İstanbul’a gideceklerin sayısının fazla olması ihtimali üzerine üçüncü bir deniz otobüsü de hazır bekletilecek.
Böylece Altepe, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yapacağı ikinci dönem adaylık duyurusu için Marmara Denizini yara yara İstanbul’a ulaşacak.
—BEYİN CİMNASTİĞİ—
Hani benim Recebim
Sana adaylık vereceğim
Kazanamazsan seçimi
Seni CHP’ye vereceğim!
Bu çarpıcı soruyla başlayıp, derin bir analiz yapalım bugün… Korkmayın! Herhangi bir değerlendirmeye, ilkel insanların avcılık toplayıcılık dönemlerinden başlayanlar gibi yapmayacağım. Sadece yaşadığımız çağda oluşan, genel kabul görmüş insani tutum ve davranışlar çerçevesinden bakacağım… Bugünkü modern toplumda, insani erdemler belli… Pek çok kutsal öğretinin temel amacının da, insanoğlunu “adam etmek” olduğunu düşünürüm.
Ne diyoruz örneğin bir siyasetçi için; “Bir şey yapmadı ama en azından hırsız değil, dürüst adam!”
Vay be!
İnsanlığın en temel erdemi, bugün övgüyle bahsedilen bir kavrama dönüşmüş! Adam beceriksiz, elinden hiçbir halt gelmiyor ama en azından çalmıyor, çırpmıyor!
Mantık bu değil mi?
Ne acı!
Sadece bu değil elbette… İdeolojiler, siyasi anlayışlar da kalktı ortadan…
Ödün verilmeyen ideolojik tutum ve davranışlar mı, yoksa oportünizm mi kazanacak mücadeleyi bilmiyoruz. Bugünkü duruma bakarak söyleyebiliriz ki, oportünizm galebe çalmış durumda…
Kapitalizmin ve kültürel emperyalizmin toplumları getirdiği nokta da çok açık… Çıkarcı, paylaşımdan, dayanışmadan uzak nesiller çiziyor artık insanlığın yol haritasını…
NECATİ ŞAHİN AYNI YERDE;
EKSENİ KAYAN CHP!
Böyle bir nutuğun ardından, CHP’nin Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı, İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Necati Şahin ile ilgili yapacağımız yorumun yanlış yerlere çekilmemesini isterim.
Daha yazının girişinde ve sonrasında kullandığım “kaypak”, “oportünist” gibi kelimeler zaten Necati Şahin ismiyle örtüşmez.
Son yıllarda genelden yerele yayılan baskı politikalarının etkisiyle, bir zamanlar fırtına gibi esen akademik meslek odalarının çoğundan “çıt” çıkmazken, özellikle kentin imarı, depremselliği ve ulaşım sorunu konusunda bilgi ve belgeye dayalı eleştirileriyle dikkat çeken Şahin’in CHP’den belediye başkan adaylığı epey yankı yarattı.
Dediler ki; “Necati Şahin muhafazakar biri değil miydi? Ne zaman CHP’li oldu?”
Bu sorunun yanıtı şöyle elbette:
“Yıllardır tanıdığımız Necati Şahin, siyasal anlayış açısından aynı yerde duruyor. Değişen, ekseni kayan CHP oldu!”
El cevap;
“E, ama daha önce AKP’den aday adaylığı başvurusu yapmıştı!”
Necati Şahin’i ve CHP’yi değersizleştirmek için söylenen sözler bunlar… Denmek istenen şu;
“Şahin, belediye başkanı olayım da hangi partiden olursam olayım düşüncesinde. Bu oportünizm, çıkarcılık değil de nedir? CHP bunu içine nasıl sindirecek?”
1980 askeri darbesinin yarattığı siyasi ortamın ürünü olan ANAP neydi? Aşure partisi değil miydi? Bugünün AKP’si, en radikal tarikatları da, merkez sağı da, solu da, ülkücüsünü de, liberalini de içinde barındıran bir yapı değil mi?
Alın işte ne oldu? Atatürk devrimlerine yönelik intikam duygusuyla, düzmece delillerle hapse tıktılar yüzlerce insanı… Devletin temel yapısına yönelik amaç nispeten hasıl oldu ve rant kavgası başladı!
CEMAATİN, TARİKATIN SIRTINA
YASLAN BE KILIÇDAROĞLU!
Bir zamanlar, bugünkü siyasal iktidarın da öykündüğü Osmanlı’nın adını taşıyan bankanın reklam sloganı vardı:
“Yok aslında birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı Bankası’yız!”
Mantık aynı… Her ne kadar AKP ile CHP’nin kuruluş felsefeleri taban tabana zıt ise de; Hatta biri devrimin, diğeri de karşı devrimin ideolojik temeline dayansa da, bugünkü politikaları itibariyle birbirlerine çok yakın durmaktalar.
AKP’nin çıkar kavgasına giriştiği Fethullah Gülen Cemaati’ne yaslanarak ve diğer tarikatlara da şirin görünerek iktidar olmayı uman CHP’den bahsediyoruz ne yazık ki…
CHP’nin politikalarının iflas etmiş olmasını, umarsız bir şekilde tarikat ve cemaatlere sarılmasını, Kemalizmin tükenmişliğine bağlamak gibi bir yanılgıya düşmesin kimse…
Toptan baktığımızda, Atatürkçü düşünceye karşı duran sadece içerdeki din tacirleri değil… O bahsettiğimiz din tacirlerini kullanan, bağımsızlık felsefesinden rahatsızlık duyan batılı sömürgeciler de yıllardır Atatürk’ü kafalardan silmeye çabalıyorlar.
Bunu asla başaramayacaklar! Bu iddiamın dayanağının da “Atatürk’ün partisi CHP” olmadığı net bir şekilde anlaşılmıştır sanırım!
Yazıya noktayı, dörtlükle koyalım mı ne dersiniz?
—BEYİN CİMNASTİĞİ—
Dönüverir insan, söz konusuysa çıkar
Canavara dönüşür, kesilince akar
Memleket sevdalısı çıkarsa önüne
“Her yol mübah” deyip önünü tıkar
Gemlik Belediyesi’nde sürdürülen yolsuzluk soruşturması kapsamında başkan Fatih Mehmet Güler’in görevden uzaklaştırılmasının ve ardından başkenvekilliği seçimiyle ilgili başlayan tartışmalarda bir sert viraja daha giriliyor. AKP’li Refik Yılmaz’ın başkanvekilliğini geçersiz kılan yargı kararları üzerine, CHP Bursa milletvekilleri tarafından harekete geçirilen İçişleri Bakanlığı, Gemlik Belediye Meclisi’nin yeniden seçim yapmasını istedi. Şimdi 19 Ocak Perşembe günü saat 14.00’te Gemlik Belediye Meclisi’nde yeniden seçim heyecanı yaşanacak…
“Seçim heyecanı” diyoruz, boşuna değil…
Hakikaten, heyecanlı bir seçim olacak. Zira CHP grubu, görevden uzaklaştırılan iki belediye meclis üyesinin yerine yedekten isim çağırarak sandalye sayısını yeniden 12’ye çıkardı.
AKP’nin 10, MHP’nin 2, MHP’den istifa edip bağımsız olmayı tercih eden bir üye daha var Gemlik Belediye Meclisi’nde…
Bu tabloya rağmen CHP’nin Gemlik Belediye Başkanvekilliği’ni alması çok da garanti görünmüyor. Zira 2 MHP’li üyenin nasıl tavır alacağı henüz belli değil!
“Nasıl belli olmaz?” diye soruyorsanız eğer, şöyle diyelim…
Hani çok demokratik, herkesin hür iradesini sonuna kadar kullanabildiği bir ülkede yaşıyoruz ya! İşte ondan!
İki MHP’li üyenin nasıl ve kimden yana tavır alacağını parti belirleyecek. Dün iki kez MHP İl Başkanı Tevfik Topçu’yu aradım. Yanıt alamadım. Yurt dışındaymış meğer…
MHP’li dostlarımızdan öğrendik ki, parti olarak da henüz karar verilmemiş.
Konuştuğumuz MHP’li dostumuz, “Yıldırım’ın rövanşını alabiliriz” dedi. Yıldırım Belediye Meclisi’nde MHP’lilerin komisyonlara alınmamasına içerlemişler. Bu nedenle Gemlik’te CHP’den yana tavır alarak AKP’nin Yıldırım’daki naniğinin faturasını ödetme gibi bir düşünceleri var ama çok da net değiller.
Net bir şekilde CHP’den yana da olmak istemiyorlar. İki MHP’li üyenin çekinser kalmasını sağlasalar da CH’ye yarayacak.
Gemlik Belediye Meclisi’ni kilitleyen de iki MHP’li üye aslında… Üç manevra seçeneği var MHP’lilerin. İkisi CHP’ye, biri AKP’ye yarıyor.
Parti ilçe yönetiminin kilit durumdaki iki oya bakarak, belediye yönetimine ortak olmak istemesi de şark kurnazlığının en çarpıcı örneği… Ancak, ilçe başkanının kamuoyuna yönelik açıklamaları da net bir şekilde AKP’den yana…
MHP Gemlik İlçe Başkanı Mehmet Kayaoğlu’nun talebi de nihayetinde parti il yönetiminin, hatta genel merkezin politikalarına endeksli durumda…
Hasılı kelam;
Kilidi, yurtdışından çarşamba günü döneceği öğrenilen MHP Bursa İl Başkanı Tevfik Topçu’nun ilgili kişilerle yapacağı görüşmeler açacak. Daha doğrusu, o güne kadar yapılacak pazarlıklara göre şekillenecek.
CHP’li Necdet Ersoy da çok net konuşamıyor. “Çünkü MHP ile biz de görüşüyoruz, AKP de!” diyor.
Üç dönemdir AKP iktidarda… Yargı başta olmak üzere devletin her aşaması “AKP’lileşti”… Karşısında, eksik veya fazla, sert ya da yumuşak muhalefet var. Var ama etkisiz, …mi acaba? Etkisiz ise eğer bu sonuca nasıl varıyoruz? Elbette sindirilmiş, zorla AKP’lileştirilmiş medya aracılığıyla yürütülen planlı programlı bir yönlendirmenin sonucuna bakarak…
Bursa İl Örgütü’nün organizasyonuyla, Bursalı gazeteciler olarak CHP Genel Merkezi’ne yaptığımız ziyaret sırasında, genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun defalarca vurguladığı da “yanlı medya” oldu. Kılıçdaroğlu’nun deyimiyle medya “tutsak”tı.
Bu nedenle belki de CHP’nin tarihinde bir ilk gerçekleştiriliyor, bir ilin medya mensupları, Ankara’da genel başkanla buluşturuluyordu. Yaygın yanlı medya muhalefetin hiçbir dediğine yer vermezken, CHP’deki bu açılım belki de medya üzerinden Anadolu ihtilalinin ilk kıvılcımı olabilirdi.
Kılıçdaroğlu da biliyordu, medyanın yerelinin de yaygınından farklı olmadığını ama jest yapmış ve “umudumuz yerel basında” demişti…
Kılıçdaroğlu, her zaman dinlediğimiz, öncekilerden çok da farklı olmayan parti hedeflerini anlattı. Daha fazla özgürlük, insan hakları, demokrasi… Parti politikasının temelini bunlar oluşturuyordu.
…da, partideki iç kavgalardan zaman bulup da, partinin enerjisini böylesine önemli hedeflere ulaşmak için kullanmak nasıl mümkün olacaktı?
CHP’nin tarihine bakıldığında Atatürk ve İsmet İnönü dönemleriyle, 1980 askeri darbesiyle birlikte kapatılma süresini düştüğümüzde, geriye kalan zamanda 34’ü olağan toplam 48 kurultay yapılmıştı. Bu da CHP’de 8 ayda bir kurultay toplanması demekti. Bu tespiti soru haline getirip dillendirdiğimizde, Kılıçdaroğlu’dan aldığımız yanıt ilginçti:
“Kongre yapmazsak, o zaman halka daha yakın oluruz algısı çıkmasın. Parti içinde disiplini sağlayacağız mutlaka…”
Şu sıralar gene kazan kaynıyor. CHP cephesinde yeni bir şey yok anlayacağınız…
CHP’nin Meclis’teki varlığının da bir anlamı yok doğrusu… Zira TBMM muhalefet kulisinde, doçent unvanını da yeni alan genç Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’le sohbet ederken, “Meclis açıldığından beri daha bir cümle yasa geçmedi” demesine şaşırmadık doğrusu… Biliyorduk ki AKP Hükümeti, yasamayı devreden çıkarmış, memleketin kaderini derinden etkileyecek konuları bile kanun hükmünde kararnamelerle çözmeye başlamıştı. Yargı da siyasallaştığına göre, muhalefetin yapması gereken toplumsal uyanışı sağlayacak atılımlar yapmasıydı ki, onun da bu CHP’yle olmayacağını biliyoruz.
O nedenle yazımızı, başlığa da taşıdığımız duayla tamamlayalım:
Allahım bu ülkeyi muhalefetsiz bırakma!