Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi’nin yarattığı yüksek katlı yapı kirliliği, projedeki hata ve eksiklikler ile proje kapsamında gayrimenkulü bulunanların yaşadığı sorunlardan ötürü Bursa, “kentsel dönüşüm” dendiğinde bir adım geri çekiliyor. Bursalılar, oturdukları evler dahil deprem güvenliğinden yoksun yapı stoğunun farkında olmalarına karşın, kentsel dönüşüme şüpheyle yaklaşıyor. Bu kaygıyı, daha elzem alanlar varken kentsel dönüşüm kapsamına alınan 1050 Konutlar’da gördük. İnsanlar dernek kurup “ikinci bir Doğanbey vakası yaşanmasın” diyerek tepkilerini dile getirdiler.
Olayın vatandaş yönünde özeti böyleyken, Bursa’da inşaat sektörüne yön verenler cephesinde durum nasılmış ona bakalım. Kısa adı İMSİAD olan İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İşadamları Derneği, sektörde 100 kişi ve üzeri kişi çalıştıran 62 firmadan bazı sorulara yanıt almışlar. Anket sonuçlarını dernek başkanı Adil Gökçadır, yönetim kurulu üyeleri Nurcan Özdemir, Atilla Ödünç, Sertaç Karaalp, Naci Şahin ve Haluk Özkıyıcı ile birlikte düzenlediği basın toplantısında açıkladı.
İnşaat sektöründe son dönemde yaşanan kıpırdanma, anket katılımcılarının yüzde 60’ının ekonomiden memnun olduğu yönünde sonuç çıkarmış. Müteahhitlerin yüzde 78’i, Bursa’da olası bir depremde yıkım ve can kaybının büyük olacağına inanıyor. Anket sonucu, depreme hazırlık konusunda yapılan çalışmaların da yetersiz olduğunu gösteriyor.
Çözüm elbette kentsel dönüşüm.. Anket katılımcılarının yarısından fazlası, kentsel dönüşüm projelerinin kamu-özel sektör ortaklığıyla yürütülmesini istemiş. Bu sonuçta en etkili argüman, devletin finansal gücü, birleştiriciliği ve garantörlüğü olsa gerek..
Sadece özel sektörün, birkaç mahalleyi kapsayan kentsel dönüşüm projelerini üstlenmesi olanaksız. Birkaçının bir araya geldiğini düşünelim, onun da yürümesi zor.
Ortaklığın kamu ayağında TOKİ’nin olması kaçınılmaz. Ancak müteahhitler de, TOKİ’nin en büyük müteahhit olduğunu, devletin özel sektörle rekabete girmemesi gerektiğini söylüyor.
Gökçadır “Kentsel dönüşümü özel sektöre bıraksınlar, bizler daha ucuza mal ederiz” diyor.
Adil Gökçadır, geçenlerde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin de, TOKİ’nin artık Bursa’ya girmemesi, sadece küçük metrekareli sosyal konutlar yapması gerektiği yolunda görüş bildirdiğini aktarıyor.
Niye?
Başta Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe olmak üzere tüm Bursa’nın sütten ağzı yandı ya o nedenle yoğurdun da yakacağından şüphe duyuluyor. Zira Gökçadır’ın Doğanbey için benzetmesi tek kelime: “İbretlik!”
Nihai olarak, Bursa’nın en acil ihtiyacı kentsel dönüşüm. En önemli eksik ise güven! Bunu sağlayacak olan da devlet!
Bursa’da Doğanbey Kentsel Dönüşüm fenomenini gördükten sonra insanın Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye yalvarası geliyor: “Sayın Başkan n’olur bir daha kentsel dönüşüm işine bulaşma!”
Birtakım hatalar oldu, insanlar mağduriyet yaşadı, verilen sürelere uyulmadı, hukuki sorunlar yaşandı vesaire.. Sonuçta şöyle ya da böyle Doğanbey ucubeleri yaşam alanına dönüştü. Artık bundan sonra sefayı da, cefayı da orada yaşayanlar çekecek. Bize de o çirkin gökdelenlere bakarken “Vah ki vah” demek düşecek!
* * *
Kentsel dönüşüm uygulama alanı olarak Doğanbey’e itirazımız hiç olmadı.. Niye? Çünkü proje kapsamındaki mahalleler, kentin tam göbeğinde kalmış çöküntü bölgesiydi..
Bu anlamda Hükümetin kentsel dönüşüm politikasını da, özünde doğru buluyoruz, destekliyoruz da.. Ancak uygulamalarda sorun var.
Örneğin, Bursa’da ikinci büyük kentsel dönüşüm projesi olarak gündeme gelen Akpınar Projesi’nin hiç de iyi niyetli olmadığına yönelik kaygılar var kamuoyunda..
Akpınar Mahallesi neresi, tarif edelim önce..
Mudanya Yolu üzerinde, Organize Sanayi Bölgesi karşısında 1050 Konutlar olarak bilinen bölge..
Ne oldu? Şaşırdınız değil mi?
Sıra sıra kooperatif konutlarının bulunduğu planlı bir bölgede neden gerek duyuldu acaba kentsel dönüşüme?
Bursa’da “Demiryolu altı” olarak bilinen, Alemdar, Soğanlı, Çiftehavuzlar, Çirişhane, Küplüpınar, Kemerçeşme, Yeşilova, Başaran, Selamet, Bahar, Gülbahçe, Namıkkemal ve Atıcılar gibi onlarca “teneke mahalle” dururken, planlı yapılaşmış bir bölgede kentsel dönüşümün gerekçesi, “bölgenin sağında solunda, önünde arkasında bulunan imtiyazlı alanlara emsal oluşturmak” olmasın sakın?
* * *
Söz konusu bölgedeki yapılar ekonomik ömrünü tamamlamış olabilir. Fakat öncelikli olarak dönüşüme tabi tutulması gereken daha eski blokları gösterebiliriz, aynı ilçe sınırları içinde..
Soğukkuyu Mahallesi’ndeki Siteevler mesela.. Bursa’nın ilk kooperatif evleridir.
Depreme dayanıklılık ise eğer Akpınar Projesi’nde gerekçe, Siteevler’de hem yapı yorgunluğu var, hem de zemin problemi.. Dere yatağı üzerinde çünkü.. Zemin alüvyon..
Bize göre burasının da acelesi yok.
* * *
Zamanında Doğanbey ile ilgili sıkça yazıyoruz diye, o bölgede mülk sahibi olup olmadığımızı soruşturdular.. Şimdi Akpınar’ı eleştiriyoruz ve başka bir yer öneriyoruz ya.. Önerdiğimiz yerde mülkümüz olup olmadığını araştıracaklar şimdi. Araştırsınlar bakalım!
Kentsel dönüşüm ve imar planlamalarından rant elde etmek için uğraşanlar, çıkarları doğrultusunda kentin kaderiyle oynayanların, yüksek yapılaşmaya ilişkin savunması şöyle: Bursa’da araziler çok değerli.. Gökyüzüne çıkmakta sıkıntı yok!
Doğru, “Alt tarafı gökdelenler göğümüze giriyor, sorun yok!”
—DÖRT DÖRTLÜK—
Dikiyorlar her yere gökdelen
Git hadi, gölgesinde gölgelen
Göğümüzü deldi beton bloklar
Rant zirve yaptı, izliyor alıklar
Recep Altepe’nin başkanlığı döneminde Osmangazi Belediyesi girişimiyle TOKİ tarafından başlanan Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi’nin, büyük şehirlerde toptan dönüşümün konuşulduğu bugünlerde “olumsuz örnek” olarak tüm ülkeye gösterilmesi gerekiyor. Hatta üniversitelerde ders konusu olmalı Doğanbey..
Neden?
O yoğunluğun ihtiyacını karşılayacak otopark yok!
O kadar nüfusa okul yok!
İdari anlamda yapılan yanlışlıklar, yaratılan mağduriyetler de cabası..
Doğanbey’de son nokta, 2 bin 300 civarında hak sahibine dayatılan sözleşme! Doğanbey mağdurları, hak hukuk tanımayan sözleşmeyi imzalamak için Halk Bankası’na çağrılıyor..
“Bursa Osmangazi Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi Gayrimenkul Satış Sözleşmesi” başlığı altındaki hükümler, okuyanı şaşkına çeviriyor. Bu hukuk dışı sözleşmenin dayatılması şundan:
İlk aşamada belirlenen daire metrekareleri, proje değişiklikleri nedeniyle büyüdüğü ve inşaat maliyetleri yükseldiği için hak sahiplerine borç çıkarıldı. TOKİ, farkları tahsil edebilmek için bu yola başvurdu. İtirazlar üzerine borçlarda indirim yapıldı yapılmasına ama ödenmesi gereken paralar yine büyük..
Gelelim sözleşmenin hukuk dışı maddelerine..
Sözleşmeye göre banka, her türlü bildirimi alıcıya “adi posta”yla yapacak. Alıcı bildirimi almadığını iddia ederek, bildirim konusu edimlerini yerine getirmekten kaçınamayacak. Posta bir “adi”lik yaparsa vay vatandaşın haline!
“Gayrimenkulün teslim süresi, sözleşmenin imzalanmasından itibaren 24 aydır” deniyor. Doğanbey’de inşaatların hala bitmediği anlaşılıyor. İlginç..
Sözleşmenin bir maddesi var ki, kanun maddesini yok sayıyor. Hukukçuların nutku tutuluyor bu maddeden ötürü.. Aynen şöyle deniyor;
“4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 7. Maddesinin 8. fıkrası, işbu sözleşme, sözleşme tarihinde var olmayan, inşa edilerek alıcıya teslim edilecek bir yapının/gayrimenkulün satımını konu edindiğinden uygulanmaz.”
Tüketici Kanununun ilgili maddesi ise şöyle diyor:
“Tüketicinin ödemeye ilişkin tüm edimlerini yerine getirmesi durumunda, malın teslimi ya da hizmetin ifası, ödemenin bitimini takiben en geç bir ay içinde yapılmak zorundadır.”
TOKİ’nin yok saydığı kanun maddesi işte böyle!
Bu sözleşmeye şerh düşmek de yasak!
TOKİ, Halk Bankası’na talimat vermiş, “kimse bir kelime dahi şerh düşmeyecek!”
Şerh düşmek isteyeni hemen sepetliyorlarmış bankadan. “İmzayı atmayana daire yok” diyorlarmış!
2 bin 300 kişi, dile kolay!
Çıkış noktası iyi niyetli olmakla birlikte, bu belayı insanların başına Recep Altepe sardı. Danışmanı Semih Pala da, “Doğanbey Bursa’nın cazibe merkezi oldu” diyerek üzerine tüy dikiyor.
Hayırlısı olsun!
—DÖRT DÖRTLÜK—
Betona boğdular kentin ortasını
Attırdılar milletin kafasının tasını
Doğanbey mağdurları diyor ki;
Toplayıp gitsinler ‘pala’sını pırtısını!
Bursa’nın böğrüne saplanan “kentsel dönüşüm hançeri” Doğanbey’le ilgili kaç yazı yazdık kim bilir. Yine yazıyoruz, çünkü mağduriyet bitmedi, bitecek gibi de görünmüyor. Hak sahipleri baktılar ki çözüm gelmiyor, artık işi eyleme döktüler: “Ya evlerimizi verin ya da biz almaya geliyoruz!”
* * *
Doğanbey mağdurlarının psikolojisini anlamak zor değil.
Yıl 1988’di. Ailemin Gemlik’te, güç koşullarda ödemesini yaptığı kooperatif dairesi zamanında teslim edilmemiş, elektriği ve suyu bağlanmamış, pek çok eksiği olan evi resmen işgal etmiştik. Kirada oturuyorduk ve bıçak kemiğe dayanmıştı!
Hatta müteahhidin adamları tarafından tartaklanmış, ancak direnerek evimizde kalmayı başarmıştık.
Doğanbey mağdurlarının eylemi, zaman tünelinde gerilere götürdü.. Yoksa amaç, devletin bir kurumunun aksayan uygulamasından ötürü mağdur halkı kışkırtmak değil!
Şu da bir gerçek ki, hak istemeden, direnmeden alınmıyor!
Kafayı takıp intihar edecek duruma gelmektense, sokağa çıkıp slogan atmak evladır! Yalnız, hem söylemde hem de harekette dozu iyi ayarlamak gerekir ki, ayarlanamadığı takdirde polis copuyla tanışmak, yerlerde sürüklenmek de var.
* * *
İşte isyanın, yazıya dökülmüş hali. Yazan, Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında yer alan Tayakadın Mahallesi’nin muhtarı Eroğlu Gül..
Muhtar Gül, “Bu projeye, belediye ve TOKİ’ye güvenerek gözü kapalı imza attık. 18 ayda teslim denen dairelerimize 5.5 yıl olmasına rağmen girememenin maddi ve manevi sıkıntısını yaşıyoruz” diyor.
Gül’ün siteminde en büyük pay, sorunun çözümü yönünde ilgisiz kaldıklarını iddia ettiği iktidar partisi milletvekillerine ait..
Şöyle diyor, Muhtar Gül:
“Hak ve adaletten bahsediliyor ama proje başında sözleşme imzalanmasına rağmen Sayın Recep Altepe’nin (Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı) hataları örtülmek için TOKİ’nin dokunulmazlığı ortaya atılarak tamamı bizim aleyhimize olan yeni ve yasal olmayan sözleşmeler hazırlanarak, sözde hak sahiplerinin yanında gibi görünen rant avcıları aracılığıyla, imzalanmazsa evlerimize giremeyeceğimiz bilgisi yayılıyor! Sözleşmelere şerh koyma hakkımız varken asla buna izin verilmiyor.”
* * *
Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi artık kangrene dönüştü. Kesip atma şansı yok. Tek yol tedavi. Zarar bile söz konusu olsa TOKİ’nin göze alıp, bu işi temizlemesi gerekiyor..
Olaylar büyümeden, yeni intiharlar olmadan!..
—DÖRT DÖRTLÜK—
Kim kalmış ki dünyada, herkes fani
Oruç tutuyor Allah için O’na kani
Ramazan manisiz olmaz değil mi yani
Yazdık böylece davulcuya da mani