Müflisin aradığı teselli!

20141027_103213

20141027_103213Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO)’nun geleneksel “Bursa’nın İlk 250 Büyük Firma Araştırması”nın sonuçlarını Başkan İbrahim Burkay açıkladı dün… Araştırmada hangi şirketin kaçıncı olduğundan çok, 250 firmanın toplam verileri önemli… Nedeni, başka sorunlara gömülen Türkiye’nin, çok konuşulmayan, tartışılmayan ekonomik gerçeklerini ortaya koymasından ötürü…

Tabloyu, sadece 2013’ün verilerine bakarak görebilmek olanaksız elbette… Önceki yıllarla kıyaslama yapmak gerek.

Örneğin, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında Bursa’nın ilk 250 firmasının cirolarının yatay seyirde olması…

Son üç yılın bu olumsuz göstergesi, 2002-2010 arasındaki hızlı yükselişle perdelenebilir. Zira müflis teselli arar! Ve o teselli, bugünün ekonomik gerçeklerine karşı acil önlemler alınma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Keza, 250 firmanın 2013’teki kâr toplamının önceki yıla göre yüzde 10 eksik gerçekleşmesinin getirdiği huzursuzluğu da silip atamaz!

 

MAT TABLOYA CİLA!

 

Ayrıca son yıla ait mat tabloyu, “son 10 yılda cirolar yüzde 179, yaratılan katma değer yüzde 168 oranında arttı” diyerek cilalayamazsınız! Maç kaybeden topçuların “önümüzdeki maçlara bakacağız artık” dediği gibi, geçen sezon aldığımız galibiyetleri değil, önümüzdeki maçları konuşalım!

Verilerin tatsız olmasının nedeni, araştırma notlarında da belirtildiği gibi “Küresel mali piyasalarda yaşanan mali sıkılaşma ile döviz kurlarının ve faizlerin artması Bursa firmalarının kâr performanslarını da olumsuz etkiledi.”

Sadece bu değil… Türkiye’nin komşularıyla yaşadığı problemler de ticarette olumsuz etkiler gösterdi.

 

SENEYE 500 FİRMA OLABİLİR!

 

2013’te dünya ekonomisi 2,4; Türkiye ekonomisi 4,1 büyürken, Bursa ekonomisinin 4,4 oranında büyümüş olması, Bursa iş dünyasının önemini ortaya koyuyor. Önemin nedeni şu! Türkiye’nin toplam ihracatı geçen yıl yüzde 0,4 oranında düşerken, Bursa’dan yapılan ihracatın yüzde 7,9 oranında artması elbette…

BTSO Başkanı İbrahim Burkay’a göre Bursa firmaları büyüyor. Bu büyüme devam ederse, gelecek yıl ilk 250 değil, 500 firma araştırması yapabilirlermiş!

…de, burada bir çelişki çıkıyor ortaya… Cirolar üç yıldır yatay seyirdeyken, sektörlerin rekabet gücünü artıracak yapısal önlemler alınmasını gerektirdiğini söylüyor Burkay ama ayrıntıya girmiyor.

Bu önlemi alması gereken merci neresi?

Ekonomi yönetimi elbette!

 

YABANCI SERMAYE HEP İSTER!

 

Oysa Burkay, “Hükümetten şunları, bunları bekliyoruz” demiyor. “Yatırımcımız, sanayicimiz, konjonktürü iyi okuyarak gelecek için yeni bir model yaratılmalı. Bursa’da otomotiv sektörü yüzde 30’la en büyük paya sahip… Deetroit’in durumu malum” diyerek, otomotiv sektörüne uzay, havacılık savunma ve raylı sistemler sektörlerinde kapı açmayı öneriyor. Yabancı sermaye yatırımları için, hukuki altyapının iyileştirilmesinden, şirket kurmanın kolaylaştırılmasından bahsediyor.

“Yabancı yatırımcıyı çekmek için hukuki altyapı düzenlemesi” önerisinde duralım biraz. Yabancı sermayeye elinizi verirseniz, kolunuzu, sonra da tüm vücudunuzu kaptırırsınız!

Öyle mi?

 

TEŞVİKLER BİR YERE KADAR!

 

Yok arkadaş!

Evrensel hukuka uygun olduğu sürece, iş yasaları benim sanayicim, yatırımcım için ne öngörüyorsa, yabancı da uymalı buna…

Neyse…

Burkay’a, hükümetten, ekonomi yönetiminden beklentilerini soruyoruz!

“Teşvikler bir yere kadar” diyor, ama teşvik politikasının revize edilmesi gerektiğini ifade ediyor.

En büyük sıkıntının “tasarruf” olduğuna vurgu yapıyor.

Bursa’da işsizlik oranının yine Türkiye genelinin çok altında, yüzde 6,6 olmasından yola çıkarak, “Bursa’da işçisizlik sorunu olduğunu” söyleyip, kalifiye eleman eksikliğinden bahsediyor. Yani, dolaylı olarak “eğitim şart” diyor…

Veer, veer, veer, veer; Ver vatandaş ver!

Yeni yıla, şöyle insanın içini açacak, geleceğe ilişkin umutları tazeleyecek haberlerle girmeyi çok isteriz.
Böylesi beklentiler görecelidir elbette… Kimine göre 2010 muhteşem geçmiştir. Tüm beklentiler, hatta sürprizler bile gerçekleşmiştir.
Kimine göreyse berbat bir yıldır geride kalan…
O nedenle, tüm kişisel beklentileri, esenliği, zenginliği Noel Baba’nın heybesinde arar insanlar…
Noel Baba da dağıtımda adil değildir aslında…
Tıpkı, bizim hükümetin yaptığı gibi…
Yılın son gününde Makine Mühendisleri Odası Bursa Şubesi yönetimi, oda genel merkezi tarafından hazırlanan 2011-13 yıllarını kapsayan “Orta Vadeli Program ve 60. Hükümet Programının Ekonomi, Sanayi, KOBİ, Ar-Ge, Enerji, Altyapı, Ulaşım, İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümlerinin Değerlendirilmesi Raporu”nu paylaştı kamuoyu ile…
MMO Başkanı İbrahim Mart’a göre, 2011 bütçesindeki “Kalkınmayı desteklemek; Dış şoklara karşı ekonominin dayanıklılığını artırmak; Kamu harcamalarında kaliteyi artırmak; Halkın hayat standardını yükseltmek; Eğitim, sağlık ve sosyal nitelikli, büyüme ve istihdamı destekleyen harcamalar ile bölgesel gelişmişlik farklarını azaltmak” gibi amaçlar, herkesin ortak hedefi… Ancak 2011 bütçesi gerçekte bu özelliklerden yoksun… Bütçenin yapısını büyüme-istihdam ilişki kopukluğu, yüksek oranlı bütçe açığı, cari işlemler açığı ve yine yüksek oranlı borç ve faiz giderleri belirliyor.
Parametreler, bütçenin, toplumun çoğunluğunun ihtiyaçlarına göre hazırlanmadığını gösteriyor.
“Büyümeye istikrar kazandırma” söylemi de, iktidarın uzunca bir süredir başvurduğu aldatmacadan başka bir şey değil…
2002-2010 döneminde büyüme ve verimlilik artışına karşın, istihdam yalnızca yüzde 0,2 oranında arttı. Gerçekte yüzde 20 dolaylarında olan işsizliğin resmi telaffuzu olan yüzde 12 oranının, orta vadeli program döneminde de değişmesi söz konusu edilmiyor.

* * *

MMO raporunda, 3 yıllık orta vadeli programda eğitim ve sağlığa ayrılan payların azlığına, hatta azalmasına da dikkat çekilirken, çalışanların ücretlerinden alınan vergilerde yüzde 15’e yakın artış hesaplanmasına da vurgu yapılıyor.
Yani mantık şu:
“Ver vatandaş ver!”
Yine 2011 bütçesinde kamu çalışanlarına “yüzde 4+4+80 lira denge tazminatı” şeklinde öngörülen ücret artışının, yanlış ekonomi politikaları ve bütçe yükünün çalışanların sırtına nasıl yüklendiği iddiasında Makine Mühendisleri Odası…

* * *

Yeni yılın ilk gününde daha fazla iç karartmayalım ama ne yazık ki tablo böyle…
Ücretler yerinde sayarken, vergi üstüne vergi, yeni yılın pek de iç açıcı geçeceğini göstermiyor ekonomik açıdan…
Demokrasi özlemi, daha çok özgürlük gibi gereksinimler için söylenebilecek de çok şey var ama…
Bu başlıklar, hükümet gündeminin en sonunda yer alan “dilek ve temenniler” bölümünde… O maddeye de daha çok zaman var!
İyi yıllar…