Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim gecesi balkon konuşmasında da sert bir üslupla ifade ettiği gibi paralel yapıya yönelik operasyonlara devam ediliyor. Operasyon, emniyet ve maliyenin ardından bu kez Çalışma ve Soysal Güvenlik Bakanlığı bünyesindeki SGK’ya sıçradı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Fatih Acar, görevinden alınarak Başbakanlık Müşavirliği gibi pasif bir göreve atandı. Acar’ın Fethullah Gülen Cemaati’yle bağı olduğu iddia ediliyor ancak, Bursa kökenli Şanlıurfa Milletvekili Bakan Faruk Çelik, Fatih Acar’a sahip çıkıyordu. Fatih Acar, Çelik’in bakanlığında önce SGK Başkanı olmuştu. Acar, daha önce Bursa’da da defterdar olarak görev yapmıştı.

Çelik’in bakanlığı bünyesindeki tek değişiklik en yakın çalışma arkadaşı müsteşar Fatih Acar değil elbette… SGK Başkan Yardımcıları Mehmet Ali Sağlam ve Ali Pekten de, görevlerinden alınarak bakanlık müşaviri olarak atandılar.

PEKİ, FARUK ÇEKLİK NEREDE?

Yerel seçimler nedeniyle 20 gündür seçim bölgesi Şanlıurfa’da bulunan Bakan Faruk Çelik’in 2 gün önce Ankara’ya uğramadan Bursa’ya geldiğini öğrendik. Bakanlığındaki kadro operasyonu sırasında da evindeymiş Bakan Çelik…

İki gündür hiç dışarı çıkmıyor, hiçbir telefona yanıt vermiyormuş. Ben de aradım birkaç kez açmadı. En yakınlarının telefonlarını bile açmayan Çelik, benimkini neden açsın ki?

Hem Bakan’ı, hem de Fatih Acar’ı yakından tanıyanlar, Çelik’in Urfa’daki seçim sonucundan ötürü mutlu fakat bakanlığındaki gelişmelerden ötürü çok üzgün olduğunu “tahmin ettiklerini” söylüyorlar. Kendileri aradığında da açmıyormuş telefonu…

Yapılan operasyonla en yakın çalışma arkadaşlarının görevden alınmasına kim bozulmaz ki? Kim üzülmez ki?

Kolay değil Bakan Çelik’in işi… Hem Urfa’ya sürgüne gönderildi. Gönderilmekle kalmayıp Bursa’da partiyle bağı neredeyse kesildi. Şimdi de bu operasyon! Yediği bu kaçıncı darbe!

///

 

“Adaletsiz toplumların

geleceği yoktur”

 

Millet olarak en çok adalete ihtiyaç duyduğumuz kesin. Kişiye özel yasaların, kişiye özel yargılamaların yapıldığı bir Türkiye’de en rahat söylenebilecek söz budur. Oysa mahkeme salonlarımızda yargıçların arkasında Ulu Önder Atatürk’ün “Adalet, mülkün temelidir” yazar. Mülk, devlettir. Devletin temelinde adalet yoksa hiçbir aşamasında yoktur.

Adalet, domino taşları dizisinin en başında durandır. Bırakın devirmeyi, çok küçük bir hareketiyle bile ardıllarını devirmeye başlar. Dalga dibe vurduğunda şiddetini ve ortaya çıkaracağı hasarı tahmin edin!

Türkiye’de 11 yıldır iktidarda bulunan AKP Hükümetleri, parti adında adalet olmasına karşın adaleti tesis edememiş, üstelik daha da hasar vermiştir. Bugün gelinen noktada tepeden ayağa kimsenin kimseye güveni kalmamıştır. Adaletsizliğin, hukuksuzluğun, güven eksikliğinin yıkıcı sonucudur bazı yerlerde 3 gündür hala seçim sonuçlarının netleştirilememiş olması…

BURSA BAROSU’NDAN EYLEM

Adalet’in üç bileşeninden biri olan savunmanın temsilcisi olan avukatlar 5 Nisan Avukatlar Günü’nü “Adalet İstiyoruz” pankartı altında yürüyüş yaparak kutlayacaklar Bursa’da…

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. DR. Metin Feyzioğlu’nun da katılacağı yürüyüş cumartesi günü saat 12.00’de Nilüfer Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda camii karşısında başlayacak, Gençlik Parkı’nda sona erecek.

Bursa Barosu Başkanı Ekrem Demiröz, yürüyüşe tüm Bursalıları çağırdı. Halkla birlikte yürümek ve adalet isteğini hep birlikte haykırmak istediklerini belirterek şunları söyledi:

“Adil yargılanma hakkı ihlalleri, yok sayılan mahkeme kararları, yargıya yapılan müdahaleler ve Adalet Bakanı üzerinden iktidara bağlanan savcılar ve hakimler…

“ÖZGÜRLÜKLER İKİ DUDAK
ARASINA BIRAKILAMAZ!”

Bütün bunlar ülkenin bugününü ve yarınını tehdit altında tutan tehlikeli gelişmeler. Oysa biz, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir demokratik düzeni savunuyoruz. İktidar yargıyı değil, yargı iktidarı denetlemelidir; evrensel ilke budur.

Özgürlükler hiç kimsenin iki dudağı arasına terkedilemez. Haklar ve özgürlükler anayasal düzeyde teminat altında olmalıdır; çünkü güvenlikli bir hukuk düzeni her toplumun olmazsa olmazıdır.

Adalet toplumun vicdanıdır. Bağımsız ve tarafsız yargı varlık sebebimizdir. Bağımsız yargı ise özgür ve bağımsız savunma ile mümkündür.

Yolsuzlukların ve yasakların daha çok konuşulduğu, yargının ise yok sayıldığı bir dönemden geçiyoruz. Bu çöküşe itiraz etmek ve bağımsız yargıyı yüksek sesle istemek öncelikli görevimizdir. Adalet duygusunu yitirmiş hiçbir toplumun geleceği yoktur.”

///

Devşirmelerle ilgili tespite itiraz var!

Dünkü yazımızda dedik ya, “Devşirmelerle olmayacağı anlaşılmış mıdır acaba?” diye… İki başlık altında itirazlar geldi. Birincisi, Bursa’da Necati Şahin çok çalışmış ve önceki yerel seçime göre CHP’nin oyu bir puan fazla çıkmış! İkincisi Ankara’daki başa baş yarışta Mansur Yavaş’ın etkisi büyükmüş. Dolayısıyla “başarısızlık” tespitime “sallamışsın” diye karşılık verenler oldu.

Hadi Ankara’da Mansur Yavaş’tan ötürü bir başarı sağlandı diyelim. Hoş başkanlık kazanıldı mı kazanılmadı mı hala bilmiyoruz ya… İyi de sevgili CHP’liler, bu CHP’nin başarısı değil… Yavaş’ın başkanlık makamına oturduğunu düşünelim. Birkaç gün sonra kafası bozuldu ve ben gidiyorum, aslıma dönüyorum diyerek MHP’ye geçtiğinde ne olacak?

Bakın işin özü şu:

Sırf AKP’nin elinden iktidarı almak için olmayacak duaları okuyup, amin demek 90 yıllık CHP’ye hiç de yakışmıyor. Atatürk ilkelerine bağlı, 6 okun gereğini tam anlamıyla yerine getiren, halkçı politikalar üretecek kendi içinden çıkmış kadrolardır sizlere gereken… Devşirmelerle olmaz kardeşim, olmaz!

 

—BEYİN CİMNASTİĞİ—

 

Seçim günü girmiş trafoya kedi
Yaşanmaya başladı sonra trajedi
Olmayan oylar mantar gibi üredi
Kim bilir kayıp oyları kimler yedi