




Türkiye’nin son dönemdeki dış politikasında yaşadığı iddia edilen “eksen kayması”nı destekleyen Mavi Marmara olayının ardından Hacı Tonak ile yaptığımız söyleşiyi bugün bitiriyoruz.
Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “one minute” ile başlayan, Mavi Marmara baskınına verdiği tepkiyle devam eden gerilimli tavrını sorduk Hacı Tonak’a…
“Başbakan’ın tavrı, Arap rejimlerinin tavrından farksız” diyor Tonak ve devam ediyor:
“Arap liderleri, Filistin söz konusu olduğunda yüz derece ateşle konuşurlar. Ama bugüne kadar da parmaklarını oynattıklarını görmedim. Yüz derece ateşle konuşmakla, parmak oynatmak aynı şey değil. Arap liderlerinin taklit edildiğini düşünüyorum. Bütün Arap ülkeleri Filistin’le ilgiliydi ama kendi güdümlerinde olmasını istiyordu. Bir Filistinli yetkiliden duyduğuma göre Türkiye, geçmişte roket mermisi verirken bile Filistin’le ilgiliymiş gibi görünmüyordu.”
Eksen kayması yaşandığı iddiasını güçlendiren etkenlerden biri de Türkiye’nin, Filistin davasının bugünkü sahibi Hamas örgütünü sahiplenmesi…
Dünya kamuoyuna göre Hamas, bir terör örgütü… Başbakan gibi Hacı Tonak’a göre de değil…
“Hamas için ben de terörist tanımlaması kullanamıyorum. Bir halkın da kendini savunma yollarını bulması, geliştirmesi gerekir. Ancak, hedef gözetmeden füze göndermesi, canlı bombalar yetiştirmesi, duraklara bomba konulması kör terör eylemleridir. Bence dinsel bağnazlık arttıkça yanlış vasıtalar kullanılıyor ve terör kapsamına giriyor. Gözü maskeli şehit adayı mangalar kuruyorlar. İsrail’in baskısı da dinsel bağnazlığı körüklüyor. Tanrıdan başka sığınacak yolu kalmıyor Filistinlinin… Tanrı da, zalimin karşısında mazlumu gözetmiyor ne yazık ki…”
Aynı zamanda bir Filistin vatandaşı olduğu için üzgün Hacı Tonak…
“Üzülerek, canım yanarak söyleyebilirim, bir yozlaşma da söz konusudur. Filistin çıkmaza girmiş, açılımlar yaratamamış, gelişme için elverişli vasıtalar oluşturamamış, güçlü bir düşman karşısında kendini geliştirememiştir.”
Peki, ne olacak? Çözüm için umut var mı?
“Demokratik bir Filistin yaratılmak zorunda… Arafat ile Peres’in attıkları, bu yolda atılmış adımlardı. Bunu sürdürme olanağı olmadı. Filistin kendi içinde bölünmeler yaşadı, İsrail’de aşırı sağcılar egemen oldu.
Demokratik bir Filistin nedir? Bu kadar olaydan sonra bir İsrail devletinin demokratik çatısı altında Filistin olamaz. İki devletli bir ortaklık mümkündür. Lübnan’da bu olmuştur.”
Tonak, 41 yıl önce bugünkü aklı olsaydı yine gider miydi Filistin’e?
“60 yaşındayım. O zamanki Filistin başkaydı, O zamanki dünya da başkaydı. O zaman 3-5 yıl içinde İsrail’in masaya oturabileceğini düşünüyorduk. Bu kadar sürdüremez diye düşünüyorduk.”
Emperyalizmin cüssesini, gücünü kavrayamamışlar mıydı acaba o dönemde?
Bu sorunun yanıtı aslında bir önceki cümlesinde vardı.
“O zamanki dünya başkaydı. İki kutuplu dünyanın koşullarına göreydi bu düşünce…”
Tonak’tan aktaracaklarımız bundan ibaret…
Fakat bugün Türkiye, hem Filistin-İsrail meselesi, hem de İran konusundaki politikalarından ötürü, “kaynar kazan” olarak adlandırılan Ortadoğu cangılının göbeğine düşmüş durumda…
Politikalarının doğruluğu ya da yanlışlığını zamanla göreceğimiz AKP Hükümeti, gerilim yaratıyor. Bu gerilimse Türkiye’yi belirsizliğe sürüklüyor… Okumaya devam...