Dementor üretmeye var mısınız?

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO)’nun yeni yönetimi, Bursa sanayisini geliştirmeye, kente stratejik önem yüklemeye, dolayısıyla ihracatı artırmaya yönelik bir vizyonla göreve geldi. İbrahim Burkay başkanlığındaki BTSO’nun belirlediği vizyonda en önemli yeri de savunma ve havacılık sanayisi tutuyor.

Bursa’da sayısını, niteliklerini, kapasitelerini bilmediğim birkaç fabrikanın, savunma ve havacılık sanayisine yedek parça ürettiğini biliyoruz yalnızca… Ulu Önder Atatürk’ün “İstikbal Göklerdedir” sözü telaffuz edilmese de, BTSO yönetiminin havacılık ve uzay sanayisine yönelim konusunda yol gösterici olmasını önemsiyorum. BTSO Yönetim Kurulu Üyesi İlker Duran ile Uzay, Savunma ve Havacılık Konseyi Yöneticisi Mustafa Hatipoğlu, İtalya’da, sektörün dünya devlerinin temsilcilerinin bir araya geldiği toplantıya katılmışlar. Duran ve Hatipoğlu, uluslararası uzay istasyonları, uydu, uçak kokpitleri ve tam uçuş simülatörleri ile daha birçok çeşit üretim yapan Thales Alenia Spaces tesislerini de gezip yetkililerle görüşmüşler.

Güzel…

ÇİN İSTİLASINA HAZIR OLUN!

Bu bilgileri BTSO yayın organı Ekonomi Dergisi’nden aldık. Aynı dergide, makine sektörünün de analizi yapılmış.

Orta Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran, 2014’te makine sektöründeki büyümenin ortalamanın üzerinde gerçekleşmesini beklediklerini söylemiş.

BTSO’nun makine sektöründen sorumlu yönetim kurulu üyesi Cüneyt Şeker, makine sektörüne Bursa’dan yön vermeyi hedeflediklerini ifade etmiş. Şeker, sanayinin teknoloji seviyesini, inovasyon kabiliyetini ve rekabet gücünü yükseltecek ortak aklın da tüm sektör oyuncularının çabalarıyla ortaya çıkacağına vurgu yapmış…

Bu olumlu görüşleri yanında, olumsuza dikkat çeken de olmuş. Ölçüm kontrol, jeneratör cihazları, sensörler üreten bir firmanın sahibi Ayhan Ispalar ise bir zamanlar tekstilde yaşanan Çin istilasının makine sektöründe beklendiğine dikkat çekerek uyarıda bulunmuş…

Bu durumda Hüseyin Durmaz’ın söylemiyle “Türk makinecileri, tırnaklarıyla kazıyarak geldiği bu noktayı” Çinliler’e bırakmaz herhalde… Bırakmayacaklarını sanıyoruz. Zira Bursa, tekstilde iflas eden işadamı örnekleriyle dolu…

DERİNE; DAHA DERİNE İNELİM!

Makine sektörü için öngörü ve hedeflere de diyecek yok…

Fakaaat!

Herkes kabul eder ki, enerji olmadan bırakın sanayiyi, evde bile eliniz ayağınız kilitleniyor… Hiçbir şey yapamaz hale geliyorsunuz.

Günümüz dünyasının savaşları da enerji kaynaklarına sahip olabilmek ya da kontrol altında tutabilmek için…

Geçenlerde BUSİAD’ın konuğu olan önceki enerji ve tabii kaynaklar bakanlarından Hilmi Güler’in konferansını izleyen işadamlarının toplantı sonrası sohbeti sırasında ortaya atılan bir görüşü hafızama yazmıştım. O kalabalıkta kimin söylediğini hatırlamıyorum ama söylediği şuydu:

Makine sektörünün odaklanması gereken, enerji makineleridir!

Hilmi Güler’in verdiği bir rakam vardı. Madenlere ulaşmada Türkiye’nin ortalama sondaj derinliği 120 metreyken, gelişmiş ülkelerde bin 200 metre…

ÇOK ÇARPICI RAKAMLAR

Bu konuda MTA Maden Analizleri ve Teknoloji Dairesi Başkanı Dr. Ahmet Acar’ın verdiği rakamlar şöyle:

Maden aramalarında sondaj derinliği ortalaması Avrupa’da bin 100 metre, Türkiye’de 200 metre civarında… Oysa Güney Afrika’da 3 bin 600 metreden maden çıkarılıyormuş.

Türkiye, yeraltı kaynakları yönünden dünya madenciliğinde 132 ülke arasında toplam üretim değeri itibariyle 28, üretilen maden çeşitliliği itibariyle 10. sırada yer alıyormuş. Bunun yanında kullandığımız doğalgazın yüzde 97’sini, petrolün yüzde 93’nü, kömürün yüzde 20’sini, altının yüzde 90’ını, demirin yüzde 50’sini, alüminyumun yüzde 80’nini, bakırın yüzde 80’ini ithal ediyormuşuz.

PARAYI KOYMAYA KUTULAR YETMEZ

Biliyoruz bunları ama bir daha hatırlatalım… Türkiye dünya bor rezervinin yüzde 72’si, endüstriyel hammadde rezervinin yüzde 2,5’u, metal maden rezervinin yüzde 0,4’ü, jeotermal potansiyelin de yüzde 0,8’ine sahip…

Fantastik Harry Potter serisinde ruh emiciler var. Canlının tüm enerjisini emerek yaşamını sonlandırıyorlar. İngilizce adı Dementor! İşte Türk makine sanayicisinin dementor üretme zamanı geldi artık… Yer altındaki enerjiyi emerek, gücüne güç katacak makineleri geliştirmeli…

Bu alanda yatırım yapan Türkiye’yi dışa bağımlılıktan kurtardığı gibi, kazandığı paraları ayakkabı kutularına sığdıramaz!

 

—BEYİN CİMNASTİĞİ—

Çok zenginiz, kavgada fırlatıyoruz tablet
Milletinde var da, vekilinde yok asalet
Getirdikleri yasa tam anlamıyla dalalet
Sadece bir mahalle adı artık Adalet

Tilkiler ve kuyrukları

btso logo

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’ndaki OSB yönetimi seçim kulisleri oldukça hareketli… Adeta kazan kaynıyor.
BTSO camiasını iliklerine kadar tanıyan güvendiğim bir kaynağın dün anlattıkları, İlhan Parseker ile Ali Uğur arasında geçecek yarışın, aslında Bursa’da etkin güçlerin taktik savaşına dönüştüğünü gösteriyor.
Güç dengelerinin köşe başlarında Celal Sönmez, Cavit Çağlar, Faik Çelik ve Hüseyin Durmaz bulunuyor.
Sönmez, BTSO’nun uzun yıllardır başkanlığını yürüttüğünden…
Çağlar, her sandık döneminde aldığı belirleyici-yönlendirici rolden…
Çelik, son yıllardaki yükselişiyle birlikte belirleyici rol üstlenme sevdasından…
Durmaz da, BTSO başkanlığına aday olmasından ötürü tartışmalar dönüyor dolaşıyor bir şekilde kendilerine uzanıyor.

* * *

İlhan Parseker’in handikapı, uzun yıllardır Celal Sönmez ile birlikte yönetimde olmasının verdiği iktidar yıpranmışlığı… Dahası Sönmez’in vâris belirler gibi “OSB seçiminde İlhan Parseker’i destekliyorum” demesi…
Ali Uğur’un ise arenada yeni olduğu için denge gözetmeye çalışırken, birbirinden hoşlanmayan kişilerle ayrı ayrı görüşmeler yapması ve bunun da herkes tarafından bilinmesi…
Anlaşıldığı üzere orta yolu bulup, daha fazla destek sağlama peşinde olan Ali Uğur, tilkilerin kuyruklarını birbirine değdirmemeyi başaramıyor!
Biriyle görüşmeyi diğerinden gizleme çabaları ne yazık ki bu camiada boşuna…
Ali Uğur için bir başka handikap da, rakibinin politika geçmişi…
İlhan Parseker gibi kurt bir politikacı karşısında politikaya bulaşmamış birinin başarılı olma şansı azalır elbette… Ancak bu alanda oluşacak açığı, Parseker’in biraz önce sıraladığımız handikapları kapatıyor.

* * *

BTSO kulislerinden dün edindiğimiz izlenim, iki aday için de seçimin çantada keklik olmadığı yönünde…
İlk gün yazdığımız 65 cemaat oyuna, güvendiğimiz kaynaktan bir itiraz geldi. “Onlar her namaz kılanı kendilerinden sanıyorlar” diyor.
Cemaatin ekonomik çıkar birlikteliğine dikkat çeken güvenilir kaynağım, “Onların oy toplamı 65 olsa BTSO’yu yerinden oynatırlar. Kaldı ki, OSB seçiminde toplu olarak hareket edemeyeceklerdir. İçlerinden iki tarafa da oy verecekleri bizzat ben biliyorum” diye ekliyor.
Söz konusu kaynak, herhangi bir tarafa net bir şekilde meyletmiş biri değil… İki aday için de çekinceleri var, kafası net değil…
O kafa net değilse, çoğunluğun kafası net değil demektir kanımca…
Evet, iki tarafın da “kemik oy”ları vardır mutlaka ama bu seçimin kazanılacağı anlamına gelmiyor.
Konuşulanlara bakılırsa, Parseker’in 90-95 oyu varmış, Uğur için ise 80 oydan bahsediliyormuş…
Meclis üyesi sayısının 148 olduğunu hesaba kattığımızda, Parseker 95 oy alırsa Uğur’a 53 oy kalıyor. Uğur 80 oy alırsa Parseker’e kalan 68 oluyor.
Bakalım hangisinin hesabı tutacak?