“Baltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz ormana hey ormana!” şarkısıyla başlamadık mı bizler ilkokula? Çocuk şarkısının bu cümlesini düz mantıkla değerlendirdiğimizde, “doğanın var ettiğini yok etmeye odaklı bir eylemi” anlattığını görüyoruz. Şarkının ikinci cümlesinde “Yaşlı kütük seçeriz, karşılıklı geçeriz, testereyle biçeriz, hop biçeriz” deniyor denmesine ancak son cümledeki “Ağacın yanında dur, baltayı sağından vur!” mesajı da ilk algıyı destekliyor.
Uludağ Üniversitesi, Uludağ Teknoloji Geliştirme Bölgesi (ULUTEK) ve Bursa Mühendis ve Mimar İşadamları Derneği (BUMİAD) tarafından birlikte yürütülen “Fikir Ormanı Projesi” ile ilgili haberleri görünce nedense bu çocuk şarkısı dolandı dilime.. Orman yaratma fikrinden çok, yok etmeye odaklı bir neslin bireyleriyiz bizler. Elimizde baltalarla dalarız ormana, tüketiriz. Tükettik de!
İş makinelerini sürdük, kestik ağaçları villa yaptık, turistik tesis yaptık. Kesmenin zahmetli ve de masraflı olacağını hesaba katanlar bir kibritle açtı villasına, turistik tesisine araziyi! Yetmedi, devlet eliyle “2B” adı altında ormanları pazarlamaya başladık.
FİKİR ORMANI PROJESİ
Ve şimdi ileri teknoloji içeren sanayi ürünleri üretebilmek için proje geliştiriyoruz adına da “fikir ormanı” diyoruz. Çok ironik değil mi? Orman yok etmeye odaklı beyinlerden fikir ormanı oluşturmalarını bekliyoruz!
Projeyi eleştirdiğimden değil. Elbette, BTSO Başkan Adayı ve ULUTEK Başkanı İlhan Parseker’in söylediği gibi ihracatın kilo başı değerinin artırılması için fikir üretilmesi ve bunların yatırımcılarla buluşması gerekiyor.
Elbette, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek’in dediği gibi proje üniversite-sanayi işbirliğinin gelişmesine büyük katkı sağlayacak.
Tabii projenin daha da sevindiren yanı çalışmanın sadece sanayiye yönelik olmaması.. Tarım ve çevreyi de kapsıyor. BUMİAD Başkanı İlker Özaslan da buna dikkat çekiyor.
YENİ ŞARKILAR YAPALIM
Çevreci ve barışçı gözlükle baktığımızda BTSO’nun diğer başkan adayı İbrahim Burkay’ın “Bursa, savunma sanayisinin üssü olmalı” söylemine şiddetle karşı çıkmak gerek ama bu, günümüz gerçeklerine aykırı düşer.
“Bütün dünya insanları kardeş olsun, yemyeşil uçsuz bucaksız ormanlarda cıvıl cıvıl kuşlar ötsün, geyikler dolaşsın” şeklinde “geyik muhabbeti” ile bağlayacak değilim yazıyı..
Fakat söylenmesi gereken şu elbette.. Doğal değerlerimizi yok etmeden, yükte hafif, pahada ağır ihraç malları üreterek zenginleşmenin yollarını bulmamız gerekiyor.
Çocuklara da yeni şarkılar yapalım lütfen..
—DÖRT DÖRTLÜK—
Yarını düşünüyoruz her birimiz
Her daim barış olsun zikrimiz
Vatan için olsun her fikrimiz
Mustafa Kemal’dir önderimiz
BTSO Başkanlığı’na aday olan şimdiki meclis başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Parseker ile Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Burkay’ı dinledik aynı gün.. Bir kere “koskoca BTSO” dediğinizde aklınıza sadece organize sanayi bölgelerindeki devasa fabrikaların patronlarının oluşturduğu bir kurum gelmesin.. Üyeleri arasında sanayiciler olduğu gibi bilmem ne mahallesinin bilmem ne sokağındaki kaportacı da var, berber de, kasap da, çerçi de.. Ki, BTSO üyelerinin çoğunluğunu da bu tür esnaf oluşturuyor. Zaten zar zor geçinen bu esnaf, aidat ödediği BTSO’dan ne bekler? Hadi bir düşünün..
Siz düşünedurun, biz önce İlhan Parseker’in, ardından da İbrahim Burkay’ın projelerinden başlıklar sunalım.
PARSEKER DİYOR Kİ;
“BTSOcard oluşturacağız. Bu karta sahip olan üyelerimiz anlaşmalı firmalardan avantajlı alışveriş yapacak.
BTSO’da üyeler için ücretsiz danışma hattı kuracağız.
Üyelerimize hukuki ve mali danışmanlık hizmeti vereceğiz.
Yeni ticaret kanununun zorunlu kıldığı web sitesi konusunda kolaylaştırıcı çözümler sunacağız.
Oda ve banka kaynaklarını, üyelere dönük uygun koşullu kredi olanaklarına dönüştüreceğiz.
İşadamlarımızın başka ülkelerdeki iş ortaklarıyla görüşmeleri için video konferans sistemi kuracağız.
Üyelerle genişletilmiş sektörel toplantılar yapacağız.
Bursa Yazılım Vadisi yapılanmasını sağlayacağız. Savunma sanayinin geliştirilmesi ve oto test merkezi için çalışacağız.”
“Bursa, yerel kabiliyetleri ve başardıklarıyla birlikte, Türkiye’nin savunma ve uzay üssü olabilir. Neden Türkiye’nin GÖKMEN’i Bursa’dan çıkmasın? Neden geleceğin endüstrisi uzay, Bursa’da kuluçkalanmasın, ivmelenmesin!”
Burkay’dan da daha uzun alıntılar yapmak isterdim ama ne yazık ki konuşmasının büyük bölümünde, dünyanın ekonomik verilerini, hangi ülkenin neyi nasıl yaptığını anlattı. Sonra, Bursa’yı kış sporları ve geriatri merkezi, ayrıca Türkiye’nin ar-ge üssü olarak düşlediğini söyledi.
PARSEKER OLMAZSA KONJONKTÜR
Düşünüyor musunuz hala “Esnaf, aidat ödediği BTSO’dan ne bekler?” sorusunun yanıtını..
Burkay, kendi taraftarlarında bile hayal kırıklığı yarattı. Bir de, davetine katılan OSB ve diğer sivil toplum örgütlerinin başkanlarını kürsüye çağırıp, sanki kendisini destekliyorlarmış gibi fotoğraf çektirmesi, o kareye giren bazı başkanlar tarafından çok yadırgandı.
Peki, bu seçimi kim kazanır?
Parseker kazanırsa adı ve tecrübesiyle kazanır. Tersi olursa, İbrahim Burkay değil konjonktür kazanmış olur!
—DÖRT DÖRTLÜK—
Başkan seçeceklermiş odaya
Seçmen kulak dayadı adaya
Desteği uzaklarda arama
Sen sırtını seçmene daya
Hangi konuda olursa olsun. İşin iç yüzünü bilmiyorsanız eğer, konuyu kavramak bir yana, ilgisiz ve garip tepkiler de verebilirsiniz. Örneğin, Bursa Valisi Şahabettin Harput’un “bize göre durduk yerde”, ertelenen BTSO seçimlerinden bahsederek birilerine sopayı göstermesi de bu doğrultuda bir örnek..
Nitekim, Vali Bey’in bu sopayı neden gösterdiğini bilmeyenler “Sen de kim oluyorsun Vali Bey, BTSO seçimlerine karışmak ne haddine?!” minvalinde sözler ettiler. Hatta bazıları da yazdı.
Vali Harput ne demişti ona bakalım önce:
“Değişik adayların olması son derece doğaldır. Bursa’da şunun veya bunun gelmesi, şu kesimin gelmesi, şu fikrin, şu ideolojinin gelmesi gibi bir algılamaya kesinlikle karşıyım. Böyle algılamaya ne müsaade ne müsamaha ederim. Burası herkesi kucaklayan bir çatı örgütüdür.”
NACE kodlarındaki sıkıntı nedeniyle tüm oda ve borsalarda seçimler ertelenmiş, yaklaşık iki aydır gece gündüz kulis çalışması yürütenler rahat bir nefes almışken Vali Bey’in böyle laflar etmesini anlamak için dünkü yerel gazeteleri dikkatli okumak yeterdi aslında..
* * *
BTSO başkanlığı için kimler aday?
İlhan Parseker ve İbrahim Burkay..
Vali Bey’in açıklamasının yer aldığı haberin altında, iki adaydan sadece İlhan Parseker’in Harput’un açıklamasına destek veren beyanını görmek, mesajın İbrahim Burkay ve ekibine gittiği sonucunu çıkarmaz mı?
Elbette çıkarır..
Çıkmasa da biz çıkardık!
İlhan Parseker, Vali’nin açıklaması üzerine ne demişti ona bakalım şimdi de:
“Odada hizmet bazlı yarışlar tabii ki olacaktır. Ancak belli grupların grup olarak seçime girmeleri ve odaya egemen olmaya çalışmaları ötekileştirmeye neden olur. Bu da ticari hayatta bölünmelere yol açar. Grupların yarışmaları değil, bireysel olarak hizmete talip insanların yarışması ön plana çıkmalı.”
Vali Bey’in tepkisine Burkay nasıl karşılık vermişti acaba?
Medyaya yansıyan bir açıklaması yoktu. Dün aradık kendisini, “Ne diyorsunuz bu konuda?” diye sorduk.
Vali Harput’un açıklamasından haberi olmadığını söyledi. Şehir dışındaymış da, haberi olmamış!
BTSO başkanlığına aday olacaksın, kentin Valisi bu yarışla ilgili “ayar verecek” ve haberin olmayacak! Tuhaf değil mi?
“Ben konuyu bir öğreneyim, size dönerim” dedi Burkay.. Dönmesini bekliyorum hala!
* * *
Dananın pöçüğünü kopartan nedene gelelim artık..
Efendim deniyor ki; Burkay yanlısı MÜSİAD’çı işadamları, BTSO seçimleri için destek arayışı sırasındaki temaslarında, karşı tarafa dini değerler üzerinden saldırıyor!
Vali Harput sopayı gösterdiğine, Burkay ve ekibinden ses çıkmadığına göre bu yazı şu atasözüyle biter:
Sükut ikrardan gelir!
Meslek liselilerin üniversitelere girişinde katsayı uygulamasının kaldırılması, daha sonra 4+4+4 siteminin getirilmesi, genel hatlarıyla imam hatip okullarının önünün açılması ve dini eğitime ağırlık verilmesi anlamına geliyordu.
Bugün hem eğitim öğretim, hem de iş dünyasında gelinen nokta, hükümetle aynı paralelde politika izleyen işveren örgütlerini de isyan eder duruma getirdi.
Bunu nereden anlıyoruz?
Hafta başında, MÜSİAD Bursa Şubesi Tekstil, Deri Sektör Kurulu Dost Meclisi Toplantısı’nın açılış konuşmasını yapan kurul başkanı Rıdvan İmamoğlu’nun şu sözlerinden:
“Hükümetimizin meslek liselerinin önünü açmasını destekliyoruz. Ancak, meslek liselerinde sektörün ara eleman ihtiyacını karşılayacak spesifik bölümlerin açılmasını veya verilen eğitimlerin iş hayatının taleplerine yönelik olarak yeniden düzenlenmesini istiyoruz.”
Talebi şöyle açmış İmamoğlu:
“Tekstil firmalarımızın en önemli sorunlarının başında gelen nitelikli ara eleman ihtiyacının karşılanması için Milli Eğitim, KOSGEB ve ilgili kurumların yoğunlaştırılmış meslek edindirme kursları düzenlemesini talep ediyoruz.”
* * *
AKP Bursa milletvekilleri Hakan Çavuşoğlu ve Önder Matlı’nın da konuk olduğu MÜSİAD Dost Meclisi’nde, Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Burkay da derin bir analiz yaptı. Kendisi de ifade etti. Söyledikleri, “bilinmeyen” değildi. Dünyada toplam tekstil pazarı 750 milyar dolardı. Bunun yüzde 45’i giyim üzerineydi. Tekstilcimizin, bu pazardan en büyük payı alabilmek için mutlaka oyun kurucular arasında yer alması gerekiyordu. Eskisi gibi “iman gücü”yle de yürümüyordu işler! Marka yaratmalıydı, teknikleri geliştirmeliydi.
..de, ne yazık ki tekstilci, makine açısından hala dışa bağımlıydı.
* * *
2011 verilerine göre Türkiye tekstil sektörü;
Kurulu kapasite, iğ sayısı itibariyle dünyada altıncı..
Rotor sayısında dördüncü sırada..
Avrupa kıtasının en büyük tekstil üretici ülkesi..
Dünyanın yedinci büyük pamuk üreticisi..
Ev tekstilinde broderi ve gipür üretimi için kurulan makine parkı, dünyanın en büyüğü..
Avrupa’nın en büyük nevresim üreten fabrikası Türkiye’de..
Havlu konusunda dünyanın ilk üç tedarikçisinden biri..
Ancak..
Dünya tekstil ihracatında Türkiye’nin payı yaklaşık yüzde 3, ev ve mekân tekstillerinde yüzde 4,5 ve teknik tekstilde yüzde 1,5..
* * *
Tablo oldukça iç açıcı.. Daha da iyileştirmek için gereken de “inovasyon”..
Ne demek inovasyon?
Yenilikçilik!
Babadan, dededen kalma yöntemleri bırakacağız artık, başka yolu yok!
—DÖRT DÖRTLÜK—
Hızla gidip geliyor mekik
Sallanmayın, olun dakik
Tatlı karlar bitti, tren kaçtı
Pazarı kaptı gözleri çekik