ilke çimentoÜzerinden bir yıl geçmemiş… 23 Ağustos 2013’te, o zaman Hürriyet Gazetesi’nin Bursa ekinde yazdık. İlke Çimento AŞ tarafından Nilüfer İnegazi Köyü’nde kurulmak istenen çimento fabrikasının yapımına olanak sağlayan Şehircilik Bakanlığı’nın Bursa 100 bin ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin yürütmesinin durdurulması ve iptal için dava açtığını duyurduk. Sonra da, dava dilekçesindeki itiraz gerekçelerini aktardık.

Girişim, doğa katliamına yol açacak, çevresinde insan sağlığını olumsuz etkileyecekti. Onaylanan plan değişikliğine ilişkin verilen kurum görüşleri çelişkilerle doluydu. BUSKİ’den çok kısa tarihlerde verilen iki farklı yazıdan ilkinde alanın tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun olduğu belirtiliyor, bir ay sonra yazılan bir başka yazıda ise su kaynaklarının ileride doğacak ihtiyaç nedeniyle kirletilmemesinin önemine dikkat çekiliyordu. Ayrıca Toprak Kurulu da, DSİ’nin görüşü doğrultusunda, alanın su toplama havzasında kalması nedeniyle olumlu görüş vermiyordu. Şirketin itirazı üzerine Toprak Koruma Kurulu ‘alanın tarımsal üretime ve çevre arazilere olumsuz etkisi olmadığı, kuru marjinal tarım arazisi olduğu, tarımsal bütünlüğü bozmadığını belirterek olumlu görüş veriyordu.

 

FACEBOOK’TA ZAFER NİDALARI

 

Şu cümleyle bağlamışız yazıyı:

“Eee, insan haliyle şüpheye düşüyor. Bir arazi ya tarıma elverişlidir ya da değildir. Bir gün ya da bir ayda niteliği nasıl değişiyor. Bu kararı verenler bir açıklama yapar herhalde!”

Bir yıl oldu, kimse açıklama yapmadı. Üstüne üstlük, 100 binlik plan değişikliği ile ilgili davada karar verilmeden şirket bir yolunu buldu, engelleri kaldırdı.

Ya da kaldırdıklarını sanıyorlar!

Sanıyor olmalılar ki, şirket sahiplerinden birininkızı, facebook sayfasında, fabrikanın yapılacağı arazide selfie yapıp, “Hak yerini buldu, yatırımımızın önünde engel kalmadı” benzeri paylaşımlar yaptı. Sonra de tepki almış olmalı ki sildi o paylaşımını…

Gerçekten engel kalmadı mı?

İlke Çimento sahipleri, partisi adına twitter, facebook polisliği yapan siyasetçi iş takipçilerinin olağanüstü mücadelesi sonucunda, alt ölçekli 5 binlik ve binlik planları da değiştirmeyi başardılar. Yine Ankara’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda tabii ki…

Her şey bitti mi? Elbette bitmedi…

 

ŞPO DAVA İTİRAZ EDİP DAVA AÇACAK

 

Planlar şu anda askıda… Şehir Plancıları Odası Başkanı Hakan Karademir, “Eğer bir itiraz olmazsa ruhsat kesme aşamasına geldi” diyor da, itiraz edip, dava açacaklarını da hemencecik söylüyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kuruluş yayasına göre, ilçe ya da büyükşehir belediyesine yapılan plan değişikliği başvurusunun reddedilmesi ya da bir yıl süreyle herhangi bir karar verilmeden bekletilmesi durumunda bakanlığa başvurulabileceğini hatırlatıyor Karademir…

100 binlik plan değişikliğine ilişkin Büyükşehir Belediyesi’nde herhangi bir karar alınmadığı için bakanlığa ilk başvuruda sorun yok. Ancak, alt ölçekli planlar için doğrudan bakanlığa gidilmesi, hukuksuz ve yasadışı… Zira ne ilçe belediyesine ne de büyükşehire sorulmuş.

Karademir, “Biz zaten bakanlığın yetkisini bu şekilde kullanmasına da karşıyız. Genel itibariyle ilçe belediyesine hiç sormadan kocaman bir yatırımı Ankara’dan onaylatabiliyorsunuz. Planlama açısından kabul edilebilecek bir şey değil” diyor.

 

BOZBEY VE ALTEPE’Yİ ÇİĞNEDİLER

 

Rantçıların silindir gibi ezerek geçtikleri Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ne diyor acaba bu konuda?

Önce, “Köylülere sorun” dedi ama “Nilüfer’in patronu olarak ne diyorsunuz?” diye ısrar edince “Yapılan iş doğru değil” yanıtını verdi. Ekledi sonra:

“Planlama süreçleri, kamuoyunda tartışılarak demokratik bir şekilde sonuçlandırılmalı. Zaten yakındır, belediyelerin tüm imar yetkileri Ankara’ya alınacak. Öyle görünüyor. Kentsel Dönüşüm Yasası’na dayandırılarak Parsel bazında değişiklikler yapılıyor. İmar harçları belediyelerin büyük gelir kaynağıyken, yine aynı yasa çerçevesinde harç ödenmeden yapılıyor pek çok işlem.”

“Çimento fabrikasına gelelim” dedim…

Israrlı sorum şu: “Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, planlar askı sürecindeyken, belediye olarak itiraz edeceğiz diyebiliyor mu?”

Bozbey, “Evet, arkadaşlarımız inceliyor, itiraz edeceğiz” diyor.

Ey Bursalılar, Nilüferliler, İnegazililer! Okudunuz değil mi?

Peki ya Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe?

Bir şey demesini beklemiyoruz. Zira geçen yıl 100 binlik plan değişikliği talebine yanıt vermemekle diyeceğini demiş. Ankara’nın kendisini ezip geçmesine ses çıkarır mı? Çıkaramaz elbette!

Ama başkanı olduğu belediye basın servisinden “Çevre katliamına uydudan takip” başlıklı bir haber gönderilir. Merakla okursunuz. Meğer, belirlenmiş alanlar dışına hafriyat dökenleri takip ediyorlarmış.

Elbette, uydu dediğimiz araç, planları Ankara’da çizilen ve oldu bittiyle yapılacak doğanın göbeğindeki çimento fabrikasını görmez!

ilke çimentoİnsanoğlu kadar doğaya düşman başka canlı yok yeryüzünde. Doğaya yönelik işlenen her suçun altında da sözde insanoğluna hizmet var. Bursa, bu anlamda çok talihsiz bir kent.. İstanbul’un hemen yanıbaşında olması, sahip olduğu değerler nedeniyle yoğun göç almasının son yıllarda bu kente verdiği hasar büyük.

Bursa-Uludağ Sarıalan arasında havai hatla 1960’lı yıllardan beri yolcu taşıyan teleferiğin yenilenmesi çalışmaları, Doğader tarafından açılan davada İdare Mahkemesi tarafından durduruldu. Gerekçe ağaç katliamı!

Yürütmenin durdurulması, savunma verilinceye kadar geçerli. Davalı Orman Bakanlığı’nın savunması mahkeme heyetini ikna ederse, hattın yapımına devam edilebilecek.

Orman sanayi alanı oldu

Konu orman olunca akan suların durması gerek aslında. Ne yazık ki Türkiye’de durmuyor.

Rant için kağıt üzerinde deprem fay hattını değiştiren zihniyetin, ormanı sanayi alanına dönüştürmesi de zor değil elbet.

Bursalı çevreciler, bugünlerde Nilüfer İnegazi Köyü yakınlarında 17 bin metrekaresi kapalı 62 bin 500 metrekare alana İlke Çimento AŞ tarafından yapılması planlanan fabrikayı engellemeye çalışıyor.

Şehir Plancıları Odası ve Mimarlar Odası Bursa şubeleri, İdare Mahkemesi’ne dava açarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, plan değişikliği kararının yürütmesinin durdurulmasını istedi.

Bakanlık, yapılması planlanan çimento fabrikasına olanak sağlayacak Bursa 2020 yılı 100 bin ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda değişiklik yapıp 62 bin 500 metrekarelik 4 parseli orman alanından çıkardı ve sanayi alanına dönüştürdü.

İki akademik meslek odası, bu değişikliğin, plan kararlarına aykırı olduğunu iddia ederek, öncelikle yürütmenin durdurulmasını, sonra da iptalini istedi.

Önce olumsuz, sonra olumlu

Mahkemenin şu ana kadar bir karar vermediği davada davacı odaların iddiaları şu yönde:

Alanın, çevresi ile birlikte düşünüldüğünde doğal niteliği açısından hassas bir alan olması, sağlık koruma bandının ne denli önemli olduğunu ortaya koyuyor. Plan değişikliğinde sağlık koruma bandına ilişkin bir düzenleme bulunmuyor. Bu durum, ilgili yönetmelik hükümlerine açıkça aykırı.

Onaylanan plan değişikliğine ilişkin verilen kurum görüşleri çelişkilerle dolu. Özellikle BUSKİ’den çok kısa tarihlerde verilen iki farklı yazıdan ilkinde alanın tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun olduğu belirtiliyor. Bir ay sonra yazılan bir başka yazıda ise su kaynaklarının ileride doğacak ihtiyaç nedeniyle kirletilmemesinin önemine dikkat çekiliyor.

Ayrıca Toprak Kurulu, DSİ görüşü doğrultusunda, alanın su toplama havzasında kalması nedeniyle olumlu görüş vermedi. İlke Çimento AŞ itiraz etti. Bunun üzerine Toprak Koruma Kurulu “alanın tarımsal üretime ve çevre arazilere olumsuz etkisi olmadığı, kuru marjinal tarım arazisi olduğu, tarımsal bütünlüğü bozmadığı ve alternatif alan olmadığını” belirterek olumlu görüş verdi.

Eee, insan haliyle şüpheye düşüyor. Bir arazi ya tarıma elverişlidir ya da değildir. Bir gün ya da bir ayda niteliği nasıl değişiyor. Bu kararı verenler bir açıklama yapar herhalde!