Meslek liselilerin üniversitelere girişinde katsayı uygulamasının kaldırılması, daha sonra 4+4+4 siteminin getirilmesi, genel hatlarıyla imam hatip okullarının önünün açılması ve dini eğitime ağırlık verilmesi anlamına geliyordu.
Bugün hem eğitim öğretim, hem de iş dünyasında gelinen nokta, hükümetle aynı paralelde politika izleyen işveren örgütlerini de isyan eder duruma getirdi.
Bunu nereden anlıyoruz?

Hafta başında, MÜSİAD Bursa Şubesi Tekstil, Deri Sektör Kurulu Dost Meclisi Toplantısı’nın açılış konuşmasını yapan kurul başkanı Rıdvan İmamoğlu’nun şu sözlerinden:
“Hükümetimizin meslek liselerinin önünü açmasını destekliyoruz. Ancak, meslek liselerinde sektörün ara eleman ihtiyacını karşılayacak spesifik bölümlerin açılmasını veya verilen eğitimlerin iş hayatının taleplerine yönelik olarak yeniden düzenlenmesini istiyoruz.”
Talebi şöyle açmış İmamoğlu:
“Tekstil firmalarımızın en önemli sorunlarının başında gelen nitelikli ara eleman ihtiyacının karşılanması için Milli Eğitim, KOSGEB ve ilgili kurumların yoğunlaştırılmış meslek edindirme kursları düzenlemesini talep ediyoruz.”
* * *
AKP Bursa milletvekilleri Hakan Çavuşoğlu ve Önder Matlı’nın da konuk olduğu MÜSİAD Dost Meclisi’nde, Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Burkay da derin bir analiz yaptı. Kendisi de ifade etti. Söyledikleri, “bilinmeyen” değildi. Dünyada toplam tekstil pazarı 750 milyar dolardı. Bunun yüzde 45’i giyim üzerineydi. Tekstilcimizin, bu pazardan en büyük payı alabilmek için mutlaka oyun kurucular arasında yer alması gerekiyordu. Eskisi gibi “iman gücü”yle de yürümüyordu işler! Marka yaratmalıydı, teknikleri geliştirmeliydi.
..de, ne yazık ki tekstilci, makine açısından hala dışa bağımlıydı.
* * *
2011 verilerine göre Türkiye tekstil sektörü;
Kurulu kapasite, iğ sayısı itibariyle dünyada altıncı..
Rotor sayısında dördüncü sırada..
Avrupa kıtasının en büyük tekstil üretici ülkesi..
Dünyanın yedinci büyük pamuk üreticisi..
Ev tekstilinde broderi ve gipür üretimi için kurulan makine parkı, dünyanın en büyüğü..
Avrupa’nın en büyük nevresim üreten fabrikası Türkiye’de..
Havlu konusunda dünyanın ilk üç tedarikçisinden biri..
Ancak..
Dünya tekstil ihracatında Türkiye’nin payı yaklaşık yüzde 3, ev ve mekân tekstillerinde yüzde 4,5 ve teknik tekstilde yüzde 1,5..
* * *
Tablo oldukça iç açıcı.. Daha da iyileştirmek için gereken de “inovasyon”..
Ne demek inovasyon?
Yenilikçilik!
Babadan, dededen kalma yöntemleri bırakacağız artık, başka yolu yok!
—DÖRT DÖRTLÜK—

Hızla gidip geliyor mekik
Sallanmayın, olun dakik
Tatlı karlar bitti, tren kaçtı
Pazarı kaptı gözleri çekik

Milletvekili aday listelerine ilişkin sıcağı sıcağına yapılacak yorumlarda isabetli olmak biraz zor olsa gerek… Zira ilk aşamada verilen tepkilerin hemen hemen tamamı duygusal… Zira bütün partilerde açıklanan aday listeleri, kimsenin gönlünden geçen değil…

Gün içinde yaşadığımız seyre göre gidecek olursak, ilk ve en büyük sarsıntının yaşandığı CHP’ye bakmakta fayda var.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sena Kaleli’nin birinci sırada olması gayet normal… Kaleli’nin, Atatürk ilke ve devrimlerine bakışı, laiklik konusunda CHP’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerleriyle çelişen görüşlerinden ötürü seçmenlerin hiç de içine sinmeyeceği bir gerçek… Fakat CHP seçmeni Sena Kaleli’ye, en azından partiye sağlayacağı “otobüs desteği”nden ötürü katlanmayı bilmeli!

Gelelim CHP’nin bombası Turhan Tayan’a… Partide kopan tepki fırtınasına bakıp Tayan’a haksızlık etmemek gerek. Gün içindeki gözlemlerimizde Tayan isminin, CHP kadar olmasa da, AKP’de de tedirginlik yarattığını gördük…

Özellikle merkez sağdan AKP’ye geçenler, Tayan’ın CHP’ye oy taşıyacağına emin… Yıllardır AP, DYP ve DP kadrolarında görev almış bir dostumuzun yaptığı yorumu da yabana atmamak gerek. Yorum şu:

“Madem CHP, AKP’den rahatsız olan merkez sağ seçmenin oyunu istiyor.  O seçmenin istediği, desteklediği bir adayı listesine yazmadan bu oyları alması olanaksız. Liberal kesimden oy alacaksınız, liberal bir adayınız mutlaka olacak ve CHP örgütleri de bu adayı içine sindirecek.”

Haksız da değil hani… Üstelik CHP’nin daha önce teklif götürdüğü isimler göz önüne alındığında evladır Turhan Tayan… Laik duruşundan ötürü artıları ve birikimi vardır…

Kemal Ekinci’nin 5. sıraya konulması da, ara gazı niteliğinde yorumlanabilir. Zira Ekinci teşkilatı sürükleyecek bir isim…

Bursa Barosu Başkanlığı’ndan istifa edip aday adayı olan Zeki Kahraman’ın listeye konulmamasının gerekçesi nedir bilmiyoruz ama CHP açısından bir kayıptır.

* * *

Gelelim iktidar partisine…

AKP’nin listesinde de büyük sürprizler var. Bülent Arınç ve Faruk Çelik isimleri değil elbette sürpriz olan. Örneğin ikinci sıradaki Mustafa Öztürk… Hiç kimsenin aklının ucundan geçmeyen bir isim… Hatta kendisi bile beklemiyordu, “Sürpriz oldu” diyor.

Uzun yıllar Bursa’da Telekom il müdürlüğü yapan Öztürk’ün ikinci sıraya yazılmasında cemaatin etkisi olduğu söyleniyor. Kendisine sorduk, “Cemaatle aranız nasıl” diye, “Biz farklı bir insan değiliz ki” diye yanıt verdi. “Aday ol” demişler, olmuş…

AKP’nin temayül yoklamasında en başlarda çıkan Önder Matlı ve Cafer Yıldız’ın 11 ve 12. sıralara konulması şaşırtıcı gibi görünebilir ama parti stratejisi açısından doğru bir yaklaşım… Zira teşkilatın en çok tuttuğu iki isme deniyor ki, “Hadi bakalım, Bursa’nın milletvekili sayısı 18 oldu. Teşkilat desteğinizle artı 2’yi partiye kazandırın…”

Kim yer bu gazı?

Ben yemem açıkçası… Cafer Yıldız da yememiş olacak ki, listeler netleştikten sonra cep telefonu hep kapalıydı.

AKP tabanı genel olarak listeden hoşnut değil… Ancak parti geleneği, kırılan kolu yen içinde saklamayı öngörüyor.

Şu aralar siyaset sahnesi o kadar komik olaylar ve tiplerle dolu ki… Mizahçılara bol bol malzeme var. Ancak mizahçılar da korku imparatorluğunun baskı ve sindirme politikalarından nasibini almış, kabuğuna çekilmiş durumda…

Aday listelerinin tek belirleyicisi olan genel başkanın gözüne girebilmek için dalkavukluktan medet umanlar için yazılacak çok şeyler var… Özellikle de iktidar partisinin milletvekili aday adayları öyle malzeme veriyorlar ki, bir yere not edilse, mizahçılar elden ayaktan düşünceye kadar konu sıkıntısı çekmezler…

Mesela, AKP’nin Bursa milletvekili aday adaylarından Önder Matlı’nın, temayül yoklaması öncesi ilçe teşkilatlarını ziyaretiyle ilgili bir haber gönderilmiş gazetelere…

Haberin bir bölümünde deniyor ki; “Matlı, Başbakan’ın üç çocuk isteğini üçüzleri ile yerine getirdi.”

Şimdi Başbakan Erdoğan öyle duygulanır ki bu haberden, Bursa milletvekili aday listesinin en başına koyar Matlı’yı!

Bunu duyan diğer aday adayları da karılarının başına çullanır “Doğuramadın üçüz! Gitti bizim milletvekilliği!” diye…

* * *

Mizahı mizahçılara bırakmak gerek… Hakan Köksal, mizahın hakkını veren bir kalem… Ancak şu anda herhangi bir gazetede yazmıyor/yazdırılmıyor.

O da ürettiklerini Twitter’da paylaşıyor. 5 binden fazla takipçisi var. Yazdıkları, pek çok kişi tarafından retweet ediliyor.

Türkmax kanalında yayınlanan “Heberler”in yazar kadrosunda bulunan Köksal, bir muhabir gibi çalışıyor ve gerçek olayları mizahi dille kaleme alıyor.

İşte Hakan’ın twitter’da paylaştığı güncel espriler…

* * *

Paradan 6 sıfır atmakla övünen hükümet, Japonya’dakine benzer bir depremde oradaki ölü sayısına 6 sıfır ekleyeceğini biliyor mu?

Artık içim kaldırmadığı için gazete yerine içinden dökülen broşürlere takılıyorum. Vay, Bauhaus’ta elektrikli tırpan 94 liraya düşmüş.

Karanlıkta babamı bile tanımam ben be!

Bir zamanlar kordon bağıyla bağlıydık hayata. Sonra kestiler. O göbek çukuruna pamuk doldu. Şimdi pamuk ipliğiyle bağlıyız.

-Niye çaldırıp kapatıyorsun olm? +Kontörüm yok. -Başlıycam kontörüne. +Ayıp oluyo ama -…tırtma lan ayıbına. (Çaldıran Savaşı 2011)

-Biz depremle birlikte yaşamaya karar verdik. +Evlenmeden olmaz. Evin de yönetmeliğe uygun olması lazım -Hah gene bi sürü bürokrasi.

Enerji Bakanı “Türkiye’deki nükleer santralın 3G olacağını” söylemiş. Olay, radyasyondan koşarak kaçan adamın ülkesinden geçiyor di mi?

3G nükleer santral ne? Dokunmatik mi? Tek tuşla Facebook’a Twitter’a mı giriyor? Görüntülü mü konuşturuyor?

“Radyasyon sızıntısından ne olacak? Ayrıca sızıntı güzel bir şey. Dergisi bile var. Fikriyatımızı ordan aldık çok şükür.”

Bir masal kahramanı olarak Bülent Arınç: 7 Cücelerden Pamuk Prenses’in uyandırılmamasını rica etti.

Bırakın uyusunlar, uyandırmayalım uyusunlar da büyüyelim. Büyüdükçe uyutalım. Durmak yok uyutmaya devam. Yetmez ama AKP! Şakşak…

Kâbusumda Melih Gökçek Japonya başbakanıydı ve “Nükleer sızıntı yok, inanmayan tadına baksın” diyordu.

Etiketler: