1.5 yıldır susuyordu ve konuştu!

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında yapılan seçim öncesi Bursa Ticaret Borsası’nda kaynamaya başlayan kazan, 20 Eylül’de yapılacak 7. meslek komitesi seçimiyle yeniden fokurduyor. Dünkü yazımızda Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Özer Matlı’nın, başkanlık yolundaki uygulamaları, eski başkan Rıza Aydın’ın hukuk mücadelesiyle açığa çıkmıştı. Matlı şirketlerinin Ticaret Borsası üyeliğindeki sorunlar nedeniyle Uzay Pastaneleri’nin satınalma müdürü olarak meclise giren ve başkan seçilen Matlı, bu durumu içine sindiremiyor ve yedekleriyle birlikte istifa eden 7. komite için yapılacak seçimlere kendi şirketini temsilen katılacak.

Seçilir mi?

Seçilir tabii ki!

 

KİŞİYE ÖZEL SEÇİM ORGANİZASYONU!

 

Zira seçim sırf Özer Matlı’yı kendi şirketinin temsilcisi olarak komite ve meclis üyesi, dolayısıyla Bursa Ticaret Borsası Başkanı yapmayı hedefleyen bir organizasyon!

Bunu kim diyor?

Önceki başkan Rıza Aydın

Dünkü yazımızın üzerine Rıza Aydın’la konuştuk. “Ne diyorsunuz gelişmelere?” diye sorduk. Epey dolmuş:

“Özer Matlı ve ekibi göreve gelir gelmez eski döneme reddiye yazdılar. Kamuoyunun kafası Rıza Aydın konusunda nettir. Rıza Aydın yönetiminin hiçbir şey yapmamış gibi gösterilmesi çok kırıcı. Burası bir kamu kurumu elbette ki şartlar herkes için aynı. Eski yönetimlere teşekkür edileceğine, sürekli kötüleyerek, eskiyi karalama gibi çağdaş, medeni insanlara yakışmayan yöntemleri denediler.

 

1.5 YILDIR RIZA AYDIN’I KÖTÜLÜYORLAR!

 

Şu bilinsin ki, hiçbir meclis toplantısında onların icraatlarıyla ilgili bir şey söylemedim. Çünkü yok!

Ben bir meclis üyesi olarak defalarca yazılar yazdım, dilekçeler verdim. Kurumun zarar görmemesi için. Ama her yazıma, her dilekçeme önyargıyla baktılar, aleyhlerine olduğu yargısıyla cevap bile vermediler.

Ben her şeyi düzeyli götürdüğümü zannediyorum. Bu düzeyin bozulmaması için çok titizlendiğimi beni yakından tanıyanlar bilir. Borsanın aleyhine olacak bir davranış göstermem. Kaldı ki birbuçuk yıla yakın süredir, sürekli Rıza Aydın yönetimi hakkında konuşmaktan başka bir şey yapmadılar. Ama ben hep sustum. Çünkü Bursa Ticaret Borsası’nın adının geçtiği her olumsuz haber kişileri değil kurumu yıpratır.”

 

DOKUNULMAZLIKLARI MI VAR?

 

Bursa Ticaret Borsası önceki başkanı Rıza Aydın, kendisi ve birlikte çalıştığı arkadaşlarına yönelik açıklama ve davranışların medeni olmadığı söylüyor. Özer Matlı ve yönetiminin yasa ve yönetmeliklere aykırı usulsüz işlemleri için yargıya başvurmasının yadırganmasına da şaşırdığını söyleyen Rıza Aydın, “Dokunulmazlıkları mı var acaba? Nasıl bir zırhla kaplılar ki? Kendilerine dokunulamayacağını mı sanıyorlar? Ne yazık ki böyle bir mantıkları var. Ben her şeyi yasal çerçevede sürdürüyorum. 15 aydır cevap alamadığım sorularım var. Soru sormak, yanıt istemek anayasal hakkım benim” diye konuşuyor.

Bursa Ticaret Borsası’nın 90 yıllık bir kurum olduğunu ifade eden Aydın, burasının bir “didişme” yeri haline getirildiğini, ama bunda dahlinin olmadığını söylüyor. Aydın’a, 20 Eylül’de yapılacak 7. komite seçimini sorduk. Şu yanıtı aldık:

 

SEÇİM SONUCU GÖSTERECEK HER ŞEYİ!

 

“7. komite seçimini göreceğiz. Özer Matlı için düzenlenmiş bir seçim tertibidir. Kişiselleştirdiler olayı. Sonucu gördüğümüz zaman anlaşılacak. Özer Matlı için yapılmış operasyondan başka bir şey değil bu.

Kendi firmasından gelmek yakışırdı ama 15 aydan beri neden eğreti olarak bulundu? Ticaret Sicili’nden alınan belgeleri inceleyebilirsiniz. Borsaya verilen bilgiler gerçeği yansıtıyor mu yansıtmıyor mu görülebilir.

Ticaret Sicil belgelerini biz tanzim etmiyoruz. Ticaret Sicil tanzim eder. Namusu ve şerefiyle çalışanlara da iftira atmasınlar.”

Rıza Aydın, sözlerini şöyle bağlıyor: “Matlı yönetimine güzel bir miras bıraktık. Bu miras iyi kullanıldığı takdirde kurum şaha kalkar. Burası bir kamu kurumudur. Kamu ciddiyeti ister. Ben hep bunun peşinde oldum. Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası’ndan sonra Bursa Ticaret Borsası’nı kavrayamamışlar anlaşılan!”

 

—BEYİN CİMNASTİĞİ—

 

Bugünkü malzememiz borsa

Biri gelip ne oluyor diye sorsa

Deriz ki; Geliyor kötü kokular

Korkuyoruz, ya tuz da kokarsa

Takkeyi öne koymak, biz Türklerin SWOT analizidir

swotDaha ben doğmadan önce, 1960’lı yıllarda Harvard Üniversitesi profesörleri Learned, Christensen, Andrews ve Guth oturmuşlar ve “öyle bir yöntem geliştirelim ki, bunu uygulayan bir işe girişmeden önce neyi var neyi yok görsün ki, ona göre çıksın yola” demişler. Ne çıkmış ortaya biliyor musunuz? Bugün pek çok profesyonel işletmenin hem teknik, hem üretim-pazarlama, hem de insan kaynağı kullanımında güçlü ve zayıf yanlarıyla, fırsat ve tehditleri görebildiği SWOT Analizi…

SWOT, İngilizce güç, zayıflık, fırsat ve tehdit kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor.

Biz Türkler de yaparız SWOT analizi! Takkeyi önümüze koyar, kara kara düşünürüz. Genellikle de iş işten geçtikten sonra!

Ancak SWOT analizinin, bir işe girişmeden yapılması gerekiyor. Stratejik bir teknik… Bununla, bir proje ya da ticari girişimin hedeflerini belirlemek, amaca ulaşmak için olumlu ya da olumsuz her türlü faktörü ortaya koymak mümkün…

KİŞİSEL ANALİZ DE MÜMKÜN

SWOT analizini, sadece şirketlerin ticari faaliyet ya da projeleriyle sınırlandırmak olanaksız. Bugün işgücü piyasasında da rekabet büyük… Dolayısıyla, kişisel SWOT da mümkün…

Şimdi önümüzde bir yerel seçim var. Belediye başkanlıkları için pek çok aday adayı çıktı. Bunlardan kaçı acaba SWOT analizi yaptı, merak ediyorum doğrusu…

Sığ düşüncelerle, “Bilmem ki yaptı da ben mi yapamayacağım” düşüncesiyle aday adayı olan çok kişi var.

Mesela, bir aday adayı çıksın desin ki; “Ben yaptım arkadaş. Benim güçlü yanlarım bunlar, zayıf yanlarım bunlar! Fırsatlarım bunlar, tehditlerim bunlar!”

Diyen çıkar mı sizce?

Sanmam… Hangi aday adayı bu kadar şeffaf davranabilir ki?

Zaten böyle bilimsel ve şeffaf davranan adayın Türkiye siyasetinde yeri yok ne yazık ki!

Kendileri yapmadığı için, Ankara’da birileri yapıyor onların analizini… Sonuca boyun eğiyorlar mecburen…

////

Kadın girişimciler gelmedi
lise öğrencileri getirildi

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Kadın Girişimciler Kurulu tarafından düzenlenen “Büyüyen Türkiye’de Kadın Girişimcinin Rolü” başlıklı panele gittim dün… BTSO Meclis Salonu tıklım tıklımdı. Ezilen, sömürülen, karnından sıpa, sırtından sopa eksik edilmeyen kadınlarımızın en başta kocalarına, sonra da düzene isyan edip de geldiklerini sandım, yanılmışım.

Salonun büyük bölümünü lise öğrencileri doldurmuştu. Kendiliğinden gelmemişler tabii.. Özel Emine Örnek Lisesi 9 ve 10. sınıf kız öğrencileri getirilmiş. TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Emine Örnek Hocam ne yapsın? Onca duyuruya karşın gelmediyse kadınlar kollarından tutup zorla getirecek değil ya? O da salon boş kalmasın diye, okulunun lise kısmında okuyan kız öğrencileri getirmiş.

Aslında bakarsanız iyi de olmuş. Girişimcilik, eğitim hayatı bittikten sonra başlar diye bir kural yok. Asıl bu çağda verilen eğitim önemli…

HAVADA KARADA ÖLÜM YOK

Panele alt başlık olarak “2023 hedeflerine ulaşmada kadın girişimciler” denmiş ama konuşmacılar, başarı öykülerini anlattılar. Uludağ Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilçin Meydan’ın kolaylaştırıcılığında panelistler Yazılım Sanayicileri Derneği Başkan Yardımcısı Zeynep Sarılar, iş kadınları Betül Helvacı, Rüveyda Kocaman ve Berna İlter, başarı öykülerini, karşılaştıkları engelleri nasıl aştıklarını anlattılar. İşlerini büyütürken, aile ve annelik sorumluluğunu da unutmadıklarını aktardılar.

Bu ülkede kadın olmak zor… Hele iş dünyasında kadın olarak tutunabilmek daha da zor… Ancak binbir sıkıntıyla attıkları sağlam temelleri olanlara havada karada ölüm yok!

////

Kadınların ekonomik
fırsatlara erişimi
nasıl artırılır?

Türk kadının ekonomik ve sosyal statüsü oldukça hazin… Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Dünya Bankası, Türkiye’de kadınların ekonomik fırsatlara erişimini sağlamak ve bu çerçevede kadınların daha çok ve daha iyi koşullarda istihdam olanaklarına erişimini arttırmak için bir proje uyguluyor.

İsveç Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Ajansı’ndan sağlanan hibe ile uygulanan proje, söz konusu alanlarda politika tasarlanabilmesi için gereken kanıt zeminini güçlendirmeye, bilgileri derlemeye ve bunları temel aktörler ve paydaşlara aktarmaya, belli gruplara yönelik hedeflenmiş destek uygulamalarını gerçekleştirmeye odaklanıyor.

Yapılacak araştırmalarla, istihdamda toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili araştırmaların ve bilgi üretiminin ulusal düzeyde ve politika yapma odağıyla geliştirilmesinin sağlanması hedefleniyor. Araştırmaların desteklenmesine ayrılan bütçe 300 bin dolar…

—BEYİN CİMNASTİĞİ—

Vatandaş kıl olur, liderine tapar
Bunu duyanın aklı izanı saşar
Suç ve cezanın tanımı değişti artık
İmam ne yaparsa cemaat ne yapar?

BTSO ve Borsa’da dananın pöçüğü yarın kopuyor

tobb_logo

tobb_logoBursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile Bursa Ticaret Borsası (BTB) seçimleri yarın yapılıyor. İki kurumda da ikişer aday var. BTSO’da, Rifat Hisarcıklıoğlu’nun başkanlığındaki Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yönetim kurulu üyesi, BTSO Meclis Başkanı İlhan Parseker ile Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Burkay yarışıyor. BTB’de ise mevcut başkan Rıza Aydın ile Özer Matlı liderliğindeki ekiplerin mücadelesi var.

BTSO’daki seçim yarışına ilişkin daha önceki bir yazımızda tespitimiz şöyle olmuştu: İlhan Parseker kazanırsa İlhan Parseker; İbrahim Burkay kazanırsa İbrahim Burkay değil konjonktür kazanmış olacak!

BTB’deki sonuca ilişkin de bir tespitte bulunmak gerekirse şunu diyebiliriz: Rıza Aydın kazanırsa, BTB üyeleri tecrübeden vazgeçmedi. Özer Matlı kazanırsa, BTB üyeleri Rıza Aydın’a dur dedi.

BTSO’da etkili olması muhtemel ideolojik konjonktürün BTB’de tezahür etmesi beklenmiyor. Zira BTB’deki muhalif propaganda, sadece Rıza Aydın’ın uzun yıllardır başkanlık yapıyor olmasına ekdekslenmiş durumda.. Ayrıca özel yaşamının propaganda malzemesi yapılıyor olması aşağılık bir yöntem..

Muhalif hareketin başındaki Özer Matlı’nın AKP Bursa Milletvekili Önder Matlı’nın kardeşi olmasının en önemli propaganda malzemelerinden biri olduğu iddia ediliyor.. Oysa Matlı, basın mensuplarından kardeşiyle ilişkilendirilmemesini istiyor.

Hal böyle olunca, AKP Bursa il yönetiminin hem BTSO, hem de BTB’de propagandaya alet edilmemesi kaçınılmaz.

Peki, AKP İl yönetimi iki kurumda da kimden yana?

Hukuken siyasi parti il başkanı ya da yönetiminin “Biz bu adayı/grubu destekliyoruz” deme şansı var mı?

Yok tabii ki!

Sonuçta iktidar, güç demek.. Herhangi bir yapılanma içindeki seçimlerde, bu güç yanında olmasa bile yanındaymış gibi gösterenler olur. Nitekim bunu muhalefet partilerinde de, hatta hemşeri derneklerinde bile görmek mümkün..

Düşünsenize;

Bir yere aday oluyorsunuz. Seçmenden, projelerinizi ve karakterinizi ortaya koyarak destek isteyeceğinize, “il yönetimi beni destekliyor” diyerek oy istemeniz acz içinde olduğunuzu gösterir.

Sadede gelelim;

Anadolu’da pöçük diyorlar kuyruğa.. Yarın hem BTSO, hem de BTB’de dananın pöçüğü kopacak. İki kurumda da pöçük, her açıdan oldukça yağlı! Mücadele bunun için..

 

—DÖRT DÖRTLÜK—

 

Kimse farkında değil söküğün
Altındaki bilinmiyor köpüğün
Peşinde herkes yağlı pöçüğün
İtişirken altında kalmayın göçüğün

Başkan seçilecek odaya, Desteğiniz hangi adaya

btso

BTSO Başkanlığı’na aday olan şimdiki meclis başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Parseker ile Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Burkay’ı dinledik aynı gün.. Bir kere “koskoca BTSO” dediğinizde aklınıza sadece organize sanayi bölgelerindeki devasa fabrikaların patronlarının oluşturduğu bir kurum gelmesin.. Üyeleri arasında sanayiciler olduğu gibi bilmem ne mahallesinin bilmem ne sokağındaki kaportacı da var, berber de, kasap da, çerçi de.. Ki, BTSO üyelerinin çoğunluğunu da bu tür esnaf oluşturuyor. Zaten zar zor geçinen bu esnaf, aidat ödediği BTSO’dan ne bekler? Hadi bir düşünün..

Siz düşünedurun, biz önce İlhan Parseker’in, ardından da İbrahim Burkay’ın projelerinden başlıklar sunalım.

 

PARSEKER DİYOR Kİ;

 

“BTSOcard oluşturacağız. Bu karta sahip olan üyelerimiz anlaşmalı firmalardan avantajlı alışveriş yapacak.

BTSO’da üyeler için ücretsiz danışma hattı kuracağız.

Üyelerimize hukuki ve mali danışmanlık hizmeti vereceğiz.

Yeni ticaret kanununun zorunlu kıldığı web sitesi konusunda kolaylaştırıcı çözümler sunacağız.

Oda ve banka kaynaklarını, üyelere dönük uygun koşullu kredi olanaklarına dönüştüreceğiz.

İşadamlarımızın başka ülkelerdeki iş ortaklarıyla görüşmeleri için video konferans sistemi kuracağız.

Üyelerle genişletilmiş sektörel toplantılar yapacağız.

Bursa Yazılım Vadisi yapılanmasını sağlayacağız. Savunma sanayinin geliştirilmesi ve oto test merkezi için çalışacağız.”

 

BURKAY DİYOR Kİ;

 

“Bursa, yerel kabiliyetleri ve başardıklarıyla birlikte, Türkiye’nin savunma ve uzay üssü olabilir. Neden Türkiye’nin GÖKMEN’i Bursa’dan çıkmasın? Neden geleceğin endüstrisi uzay, Bursa’da kuluçkalanmasın, ivmelenmesin!”

Burkay’dan da daha uzun alıntılar yapmak isterdim ama ne yazık ki konuşmasının büyük bölümünde, dünyanın ekonomik verilerini, hangi ülkenin neyi nasıl yaptığını anlattı. Sonra, Bursa’yı kış sporları ve geriatri merkezi, ayrıca Türkiye’nin ar-ge üssü olarak düşlediğini söyledi.

 

PARSEKER OLMAZSA KONJONKTÜR

 

Düşünüyor musunuz hala “Esnaf, aidat ödediği BTSO’dan ne bekler?” sorusunun yanıtını..

Burkay, kendi taraftarlarında bile hayal kırıklığı yarattı. Bir de, davetine katılan OSB ve diğer sivil toplum örgütlerinin başkanlarını kürsüye çağırıp, sanki kendisini destekliyorlarmış gibi fotoğraf çektirmesi, o kareye giren bazı başkanlar tarafından çok yadırgandı.

Peki, bu seçimi kim kazanır?

Parseker kazanırsa adı ve tecrübesiyle kazanır. Tersi olursa, İbrahim Burkay değil konjonktür kazanmış olur!

 

—DÖRT DÖRTLÜK—

 

Başkan seçeceklermiş odaya
Seçmen kulak dayadı adaya
Desteği uzaklarda arama
Sen sırtını seçmene daya

Vali Bey’in verdiği “ayar”ın perde arkası!

btso logo

Harput-Parseker-BurkayHangi konuda olursa olsun. İşin iç yüzünü bilmiyorsanız eğer, konuyu kavramak bir yana, ilgisiz ve garip tepkiler de verebilirsiniz. Örneğin, Bursa Valisi Şahabettin Harput’un “bize göre durduk yerde”, ertelenen BTSO seçimlerinden bahsederek birilerine sopayı göstermesi de bu doğrultuda bir örnek..

Nitekim, Vali Bey’in bu sopayı neden gösterdiğini bilmeyenler “Sen de kim oluyorsun Vali Bey, BTSO seçimlerine karışmak ne haddine?!” minvalinde sözler ettiler. Hatta bazıları da yazdı.

Vali Harput ne demişti ona bakalım önce:

“Değişik adayların olması son derece doğaldır. Bursa’da şunun veya bunun gelmesi, şu kesimin gelmesi, şu fikrin, şu ideolojinin gelmesi gibi bir algılamaya kesinlikle karşıyım. Böyle algılamaya ne müsaade ne müsamaha ederim. Burası herkesi kucaklayan bir çatı örgütüdür.”

NACE kodlarındaki sıkıntı nedeniyle tüm oda ve borsalarda seçimler ertelenmiş, yaklaşık iki aydır gece gündüz kulis çalışması yürütenler rahat bir nefes almışken Vali Bey’in böyle laflar etmesini anlamak için dünkü yerel gazeteleri dikkatli okumak yeterdi aslında..

* * *

BTSO başkanlığı için kimler aday?

İlhan Parseker ve İbrahim Burkay..

Vali Bey’in açıklamasının yer aldığı haberin altında, iki adaydan sadece İlhan Parseker’in Harput’un açıklamasına destek veren beyanını görmek, mesajın İbrahim Burkay ve ekibine gittiği sonucunu çıkarmaz mı?

Elbette çıkarır..

Çıkmasa da biz çıkardık!

İlhan Parseker, Vali’nin açıklaması üzerine ne demişti ona bakalım şimdi de:

“Odada hizmet bazlı yarışlar tabii ki olacaktır. Ancak belli grupların grup olarak seçime girmeleri ve odaya egemen olmaya çalışmaları ötekileştirmeye neden olur. Bu da ticari hayatta bölünmelere yol açar. Grupların yarışmaları değil, bireysel olarak hizmete talip insanların yarışması ön plana çıkmalı.”

Vali Bey’in tepkisine Burkay nasıl karşılık vermişti acaba?

Medyaya yansıyan bir açıklaması yoktu. Dün aradık kendisini, “Ne diyorsunuz bu konuda?” diye sorduk.

Vali Harput’un açıklamasından haberi olmadığını söyledi. Şehir dışındaymış da, haberi olmamış!

BTSO başkanlığına aday olacaksın, kentin Valisi bu yarışla ilgili “ayar verecek” ve haberin olmayacak! Tuhaf değil mi?

“Ben konuyu bir öğreneyim, size dönerim” dedi Burkay.. Dönmesini bekliyorum hala!

* * *

Dananın pöçüğünü kopartan nedene gelelim artık..

Efendim deniyor ki; Burkay yanlısı MÜSİAD’çı işadamları, BTSO seçimleri için destek arayışı sırasındaki temaslarında, karşı tarafa dini değerler üzerinden saldırıyor!

Vali Harput sopayı gösterdiğine, Burkay ve ekibinden ses çıkmadığına göre bu yazı şu atasözüyle biter:

Sükut ikrardan gelir!

Kadın rekabeti

emine örnek-selma çetinkayaKadınların rekabeti, erkekler arasındaki rekabetten daha çetin, bilmeyen yoktur. Kendileri de derler ki, “kadınların süslenmesi, kıyafetlerine gösterdiği özen birbirleriyle rekabetten kaynaklanıyor.” Hele ki iş dünyasında olanların rekabeti daha bir başka..

Bursa kadın iş dünyası yarın, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu’nun il ve ilçelerdeki temsilcilerini seçecek. Bursa İl Kadın Girişimciler Kurulu’nun başkanı Emine Örnek, göreve yeniden aday.. Selma Çetinkaya da, başkanlık için Emine Örnek ile rekabet halinde..

Örnek, kreşten liseye kadar adını taşıyan özel eğitim kurumlarının kurucusu.. İş başarısı tartışılmaz..

Çetinkaya ise insan kaynakları şirketi sahibi ve Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği’nin kurucu başkanı..

148 kişiden oluşan Bursa Kadın Girişimciler Meclisi üyeleriyle tek tek temas kurarak destek istediler düne kadar.. Bugün ise 148 kadın girişimci, yönetimi belirlemek için oy kullanacak.

15 kişilik yönetimin 7’si BTSO bünyesinden, biri Ticaret Borsası’ndan, 7’si ilçelerden olacak. 15 kişiye BTSO Genel Sekreteri ile yönetim kurulundan bir üye eklenecek. Kurul, toplamda 17 kişiye çıkacak.

* * *

Konunun dışında olanların sorusu şöyledir mutlaka:

“Eee ne olacak?”

Yönetimdekiler, kadın girişimcilerin en cevval olanları elbette. İşte onlar ve komisyonlarında görevlendirecekleri kadınlar, Türkiye genelinde düzenlenen toplantı ve seminerlerde, girişimci kadın ruhunun ön plana çıkmasına, var olanların cesaretini artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor.

Birkaç toplantılarını izledim. Konuşmacı olarak kürsü ya da sahneye çıkanların başarı öyküleri -ki yüzeysel anlatmalarına rağmen- müthiş etkileyici..

Biliyoruz ki Türk toplumunda kadın olmak, zorun da ötesinde.. Böylesi zorlukların içinde başarılı olmak, mucizevi bir durum..

Ellerini öpmek gerekiyor hepsinin..

Parantez;

Kadın girişimcilerin yaşadığı süreç, genç girişimcilerde de yaşanıyor. Aynı sayıda girişimci, aynı sayıda yönetici seçecek bugün..

 

BÜTÇE 26.3 MİLYON LİRA

Yaptırdığı okullarla eğitime katkılardan ötürü Cumhurbaşkanlığı’nın onur madalyasına sahip olan BTSO’nun 2013 bütçesi 26.3 milyon lira olarak belirlendi. Bütçe, 25 Aralık tarihinde BTSO Meclisi’nin onayına sunulacak. Bütçe, 2012’ye göre hemen hemen aynı..

BTSO’nun 2013 aidatları ise taban 100, tavan 420 lira.. Ayrıca üyeler, vergiye esas kazançları üzerinden odaya binde 5 oranında munzam aidat da ödüyor.

BTSO’nun halen 33 bin civarında üyesi var. Bunların 22 bin 500 kadarı aktif. 11 bine yakın üyelik askıda..

BTSO Genel Sekreteri Nihat Balkan, yaşanan bir sıkıntıyı dile getiriyor:

Vergi dairesinden ilişik kesmekle, işyeri faaliyeti sonlanmıyor. Ticaret Sicil’den de kaydın düşürülmesi gerekiyor. 11 bine yakın üyeliğin askıda olmasının nedeni, bu işlemin yapılmamış olmasından..

 

—DÖRT DÖRTLÜK—

Başarının sırrı maharette
Kazanmak için ticarette
Olmalısın hep aynı hararette
İnsanlığı kaybetmeden surette

BTSO’da Parseker tek seçenek

btso logo

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) seçimler 2013’ün şubat ya da mart ayında yapılacak. Başkanlık görevini babası merhum Ali Osman Sönmez’den devralan ve 1995 yılından bu yana devam ettiren Sönmez Holding Yönetim Kurulu Başkanı Celal Sönmez, önümüzdeki seçimlerde bir daha aday değil..

Sönmez’in aday olamayacağı kesinleştiğinde, hatta Organize Sanayi Bölgesi yönetimi seçimlerinde muhalif grup kazandığında, başkanlık için yeni isimler konuşulmaya başlanmıştı.

Birincisi, Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı seçilen Ali Uğur idi. Uğur, Sönmez’in OSB yönetiminde yer almış bir kişiydi. Ancak OSB başkanlığına seçildiğinden bu yana gösterdiği performans, BTSO başkanlığına yaklaşmak şöyle dursun, aday unvanını bile eritti.

BTSO Meclisi’ndeki muhalif tavrı, toplantılara katılmayışı nedeniyle üyeliğinin düşmesi üzerine daha da sertleşen Hüseyin Özdilek’in adaylığı gündeme geldi.

Bursa iş dünyasında söylenen şuydu:

“Hüseyin Özdilek mi? Asla olmaz! Başarılı bir sanayici, yatırımcı ama BTSO Başkanlığı Hüseyin Özdilek’e uygun bir görev değil!”

Erkenden ortaya atılan bu isimlerin tutmayacağı tez zamanda anlaşıldı. Uzun yıllardır BTSO yönetimlerinde yer alan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Parseker hazırlanıyordu başkanlığa..

“Her yerde İlhan Parseker!” tepkileri, “mevcut yönetimin devamı olacak, anlayış değişmeyecek” eleştirileri vardı. Bakıldı ki, BTSO Başkanlığı’na İlhan Parseker’den uygun isim yok!

Siyaset altyapısı bulunan ancak o alanda yüzü hiç gülmeyen Parseker’in kısmeti bu mecradaymış demek!

Bugün üstlendiği görevleri bir çırpıda sayması istense kendisi de karıştırır büyük olasılıkla.. Ama tümünü taşıdığından şüphe yok.. Çünkü BTSO camiasında Parseker kadar sosyal biri daha görülmedi 30 yıldır..

Görünen o ki, BTSO’nun üç ay kadar sonra yapılacak seçimlerinden başkan olarak çıkacak kişi İlhan Parseker.. Son anda sürpriz gelişmeler olmazsa..

—DÖRT DÖRTLÜK—

Gidiyor Sönmez, gördü hürmeti
Giderayak gösterdi himmeti
Çıkmadı şimdiye kadar alternatifi
Başkanlık Parseker’in kısmeti

22 Nisan’ın Bursa için önemi

BGC logo

22 Nisan 2012 tarihi Bursa için büyük önem taşıyor. Siyasetle ilgilenenlerin de bildiği gibi iktidar partisi AKP’nin il kongresi var o tarihte… Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın desteğindeki atanmış il başkanı Sedat Yalçın’ın, karşısına aday olarak kim çıkarsa çıksın seçimi alacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu bir anlamda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Şanlıurfa Milletvekili Faruk Çelik’in Bursa’nın kaderine etkisinin sona ermesi demek…

Aynı gün başka bir ortamda da, ülkenin kaderini etkileyecek bir çalışma yapılacak. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde oluşturulan Anayasa Platformu Bursa’da toplanacak.

Toplantının tarihi yeni netleşmiş olacak ki, dün Bursa Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu olarak Ankara’da ziyaret ettiğimiz Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç aktardı, “Size bir haber vereyim” diyerek…

TOBB dışında ülke genelinde örgütlü 12 meslek kuruluşu ile işçi ve işveren sendikalarının bulunduğu platformun Bursa’daki toplantısına, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile Anayasa Komisyonu üyeleri de katılacak.

* * *

Sivil, çağdaş, demokratik bir anayasa, elbette bütün kesimlerin özlemi… Demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin temel taşlarından biri de özgür basın ancak, Türkiye’de basın ve basın çalışanlarının önünde engel çok…

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a, bu sorunların yazılı olduğu bir rapor sunduk dün… BGC Başkanı Nuri Kolaylı, raporu sunmakla yetinmedi, sözlü olarak tek tek sıraladı. En başta Türk Ceza Kanunu’ndaki gazetecilere ve basın kuruluşlarına yönelik hükümler, gazetecilerin sosyal güvenlik ve iş güvencesinden yoksun olmaları, özlük ve yıpranma hakları, basın kartlarının kamu kurumlarında kimlik olarak kabul görmemesi gibi pek çok sorunu sıraladı. Kolaylı ayrıca Arınç’tan, Bursa’da basın şurası düzenlemelerini istedi.

* * *

Bülent Arınç, basın mesleğinin sorunlarına yabancı değil. Bu yıl haziran ayında yapmayı planladıkları iletişim şurasının hazırlığı anlamında Bursa’da iletişim fakültesi dekanlarıyla yaptıkları toplantıdan umdukları verimi alamadığını söylemesi ilginç geldi. Bu şura için yer belirlemediklerini ama Bursa’da yapabileceklerini bildirdi.

Arınç’ın, basın çalışanlarının özlük hakları ve sendikasızlıkla ilgili olarak sarfettiği bir cümle de kayda değerdi:

“Sendikalarla ilgili değişiklikler var. Başka sendikalar kurulabilecek. Bu daha çok patronlarla ilgili… Maalesef çoğunluğu sendikaları hasım gibi görüyor.”

Basın çalışanları açısından bu sözler önemli…

Bir de, gazetecilere yıpranma hakkı konusunda, “yüzde yüz olabilir demiyorum ama üzerinde çalışıyoruz” demesi…

BTSO kulislerinde en çok dikkat edilecek kişi!

btso logo

Siyasette, ticari ilişkilerde, ekonomik ya da sivil toplum örgütlenmelerinde dengelerin ne zaman değişeceği, kimin kimle kol kola gireceği, kimin kimi ne zaman bağrına basacağı ya da sırtından bıçaklayacağı belli olmaz… Çünkü burası Türkiye!

Belki Türkiye’de bütün bu alanlarda dinamizmi sağlayan da bu belirsizlik… Her oyunun bir kuralı vardır ya, ayak oyunlarının da kuralları var mutlaka… Amma velakin bu dinamizm içinde kabullendiğimiz, normal karşıladığımız ayak oyunlarında bile kural ihlali yapıldığı durumlar da olmuyor değil… Güç mücadelesinde sınır tanımayanlar, ereklerine ulaşmak için her şeyi mubah saymakta… Bu kentte olan biten her şeye müdahil olmak, yönlendirmek, danışılan, akıl alınan olmak bazı hastalıklı kişilikler için hayati önem taşıyor. Çünkü böyle besleniyorlar.

Bursa’nın kalburüstü şahsiyetlerini gözden geçirin, bu tanıma uyan pek çok kişi bulabileceksiniz…

Fazla lakırdıya gerek yok… Sadede gelelim…

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO)’da seçimlere daha aylar varken kulisleri başladı. Bilindiği gibi Celal Sönmez aday değil, yasa gereği olamıyor zaten.

İşadamı Hüseyin Özdilek’in başkan adayı olduğu konuşuluyor. En doğal hakkı…

Başka kimler aday olur bilinmez ama komitelere yönelik kulis faaliyetleri de şimdiden yoğun… Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından yürütülen NACE sistemi (Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması), yeniden düzenlenmeye başlandı. Mesleki kodlar 4 basamaklıyken, 6 basamağa çıkartılıyor. Yeni yapılanmada şirketler, Maliye Bakanlığı kayıtlarına göre, en çok ciro yaptıkları meslekleri temsil eden komitelere kaydedilecek…

Bu demek oluyor ki, normal koşullarda eylül ya da ekim aylarında yapılması gereken BTSO komite seçimlerine allak bullak olmuş listelerle gidilecek! Belki de seçimler ertelenecek.

Komitelerin üye sayıları en az 150 olacakmış… Geçtiğimiz dönem artırılacakmış ama 80’de bırakılmış. Nedeni de, güç mücadelesinde kontrolü kaybetmek istemeyenlerin müdahalesiymiş…

Örneğin yeni kodlama, bir meslek dalında komite oluşturacak sayısal çoğunluk sağlanmaması durumunda, o mesleğin mensuplarını yapılan iş anlamında en yakın komiteye aktaracakmış…

Komiteler ters yüz olacak anlaşılan. Ancak bu süreçte bütün gözler, BTSO Meclis Başkanı, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Parseker’in üzerinde olacak…

Doğrusu, olmalı da!

İcat çıkarın be evladım!

Eskiler de derdi, şimdikiler de diyor aslında… Körpecik beyinleriyle büyükleri şaşkına çeviren düşünceler üreten çocuklara denirdi “İcat çıkarma evladım” diye… Böyle diye diye körpe beyinleri köreltti, körleştirdi bu toplum… Özgür düşüncenin, özgüvenin, girişimci ruhun köküne kibrit suyu döktü. Elin oğlu aya gidince de “Eller aya biz yaya” deyimini geliştirdi.

BTSO’nun geleneksel hale getirdiği “Ekonomiye Değer Katanlar 2011” ödül töreninde konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da bu yönde bir hatırlatmada bulundu. Sonra da Bursa’nın, Türkiye ortalamasına bakılarak, icat çıkarma konusunda nasıl da ileride olduğunu anlattı. Hisarcıklıoğlu’nun aktardığı veriye göre, Türkiye genelinde Ocak-Ekim 2011 döneminde yeni patent sayısında yüzde 3’lük, Bursa’da ise yüzde 118’lik artış vardı… Yani Bursa “icat çıkarma” konusunda oldukça iyi durumdaydı…

Bursa’nın Türkiye ortalamasına göre daha iyi olduğu başka alanlar da vardı. Örneğin protestolu senet sayısında azalma Türkiye genelinde yüzde 18 iken, Bursa’da 36’dıydı. Bursa’daki mevduat hesabı toplamı 15,8 milyar liraydı. Bu son bir yılda 2 milyar lira artışı gösteriyordu. Kredi/mevduat oranı da ülke genelinde yüzde 100 iken, Bursa’da yüzde 135’i gösteriyordu. Yani piyasalar canlanıyordu.

* * *

Neyse…

Dönelim yeniden icat çıkarma meselesine…

Aynı gün, RUMELİSİAD’ın geleneksel hale getirdiği Sinerji Toplantıları’nın konuğu AKP Merkez Disiplin Kurulu Üyesi ve önceki dönem milletvekili Dr. Mustafa Ünal’ın yeni Türk Ticaret Kanunu ile ilgili konuşmasını dinlemeye gittik. TTK ile ilgili ayrıntıları sonraki yazıya bırakalım ki, o toplantıda “icat çıkarma” konusunda karşımıza çıkan bilgiyi paylaşalım…

RUMELİSİAD Başkanı Şahap Aktaş, üyelik rozeti taktığı Bursa eski milletvekillerinden Fahrettin Gülener’in başkanı olduğu Ermetal Şirketler Grubu Ar-Ge Merkezi’nin tam notla belgesini aldığını duyurdu.

Gülener gururluydu. Çünkü 1 yılda 24 patentle Ulusal Patent Birliği’nden birincilik ödülü de almışlardı.

Otomotiv yan sanayisine üretim yapan bir fabrika nasıl olur da bir yılda 24 patent alabilirdi ki? Sonuçta yan sanayi, ana üreticinin istekleri doğrultusunda üretim yapmaz mıydı? Meğer Ermetal aynı zamanda “co-designer” imiş… Yani “tasarım ortağı”

* * *

Burada yeniden Hisarcıklıoğlu’nun sözlerine dönmek gerekiyor. Hisarcıklıoğlu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın da katıldığı toplantıdaki uzun sunumu sırasında gazetecilere bir ricada bulundu. “Yazacaksanız bunu yazın” diye…

Neydi o bölüm?

KOBİ AŞ fırsatları ve iş geliştirme merkezleri ABİGEM’lerin etkin kullanılması…

Ayrıca, Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri Projesi (UMEM) kapsamındaki kurslardan yararlanılması için adeta yalvardı Hisarcıklıoğlu…

İcat çıkarmak için, kalite için, kalkınma için bu yalvarışa kulak vermek gerekiyor.