Dünyayı anlamak için, her alanda yazılmış her kitabı okumak, her ülkeyi gezip görmek gerekmiyor. Dünyada neler olup bittiğini kavramak için, belli başlı haritalara bakmak yeterli… Ana hatlarıyla bu kavrayışı sağladıktan sonra, okuyarak, gezip görerek ayrıntılı bilgilere sahip olabilirsiniz elbette…
Sadece biliyor olmak da yeterli değil. Bilgiyi üretime, gelişime ve kazanca dönüştürmek gerek… Hele ki, global rekabetin acımasız kurallarıyla mücadele etmek için, okuduğumuz bu haritaları çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor.
Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)’ın Uluslararası Koordinatörü Dr. Bahadır Kaleağası, önceki akşam Bursa Sanayici ve İşadamları Derneği (BUSİAD)’ın geleneksel Çekirge Toplantısı’nda Bursalı işadamlarına 4 farklı dünya haritası gösterdi.
4 FARKLI HARİTA
Birinci harita, dünyanın uzaydan gece görüntüsüydü. En çok aydınlatılan, yani enerjinin kullanıldığı bölgeler Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonya idi…
Bu haritadan çıkarılacak sonuç şu olmalıydı: Dünyanın geleceği enerjiye endeksli!
İkinci harita yine dünya haritasıydı. Bu kez kıtalar içi ve dışındaki çizgilerin yoğunluğu hava trafiğini gösteriyordu. Bu da gelişmişliğin en önemli işaretlerinden biriydi.
Demek ki buradan çıkarılacak sonuç “Hava ulaşımın yoksa papazı buldun demekti!”
Dr. Bahadır Kaleağası, “Bir zamanlar Bursa’dan havayolu seyahati için İstanbul’a gidiliyordu” dediğinde, kendisini dinleyen işadamları hep bir ağızdan mırıldandı: “Hala öyle!”
Ve tabii ki internet ağ haritası… Bilindiği gibi Amerika ve Avrupa ileri boyutta internet kullanımıyla dikkati çekerken, Türkiye’nin rengi bu haritada belirginleşiyor. Ancak ağırlık Facebook ve Twitter’da…
AB ÜYESİ OLUR MUYUZ?
Bu pencereden bakıldığında Türkiye’yi gelişmiş ülke olarak değerlendirebilirmişiz. Kaleağası, sosyal medyada iyi olmamızı, “içinden özgürlük geçtiği için önemli” diye yorumluyor ama gelişmişliğin tehdidi olan biyolojik ve dijital virüslere de dikkat çekiyor.
Bu genel bilgilendirmeler iyi de, herkesin kafasındaki soru, Türkiye-AB ilişkilerinin seyri, Türkiye’nin AB üyesi olup olamayacağı…
Kaleağası’nın bu konudaki açıklamaları şöyle:
“AB ile ilişkilerimizde önemli bir ufka doğru gidiyoruz. Aslında yapmamız gerekenlerin büyük bir kısmını yaptık. Özel sektörü ilgilendiren mevzuatın yüzde 80’i Brüksel’de karara bağlanıyor. Türkiye’de de bu mevzuatın yarıdan çoğu iç hukuka aktarılmış durumda… Dolayısıyla AB müktesebatı Türkiye’de önemli derecede etkin… Geriye kalan kısım ise daha çok tarımla ilgili. Bunu da halledebilirsek Türkiye, AB’ye oldukça entegre bir hale gelir.
EN CİDDİ UYARI
Dünya yeniden şekilleniyor. Bu manada Türkiye, pek çok yerde oluşan birlikler nedeniyle dışarıda kalma riski taşıyor. Fakat uluslararası yatırımcılar ‘Türkiye intihar etmez, tekrar AB’ye yönelir’ düşüncesi taşıyor. Zaman, karamsarlık zamanı değil. Toparlayıp, bastırıp, doğru olanı sürekli söylemeliyiz. Bence bunun için en doğru zamandayız.”
Kaleağası’nın, Türkiye’nin AB’deki imajına yönelik ifadesi çarpıcıydı. “Ortadoğu’da etkin olmak iyi, fakat ‘Ortadoğulu’ olmak kötü”ydü. Bu bakış açısıyla, dünya yeniden şekillenirken, Türkiye’nin “yeni birliklerin dışında kalma riski taşıdığı” cümlesi en ciddi uyarıydı.