“Gözden düşeceğine, TOKİ bloğundan düş” başlıklı dünkü yazımız üzerine arayan bir belediye bürokratı, “Uzun süredir merak ediyordum, bakkaldan ekmek alır gibi Özel Okan Üniversitesi’nden yüksek lisans diploması alan Bursalı siyasetçilere kim dokunacak diye, ucundan azıcık dokunmanızı görmek bile sevindirdi beni” deyince, anladım ki bu işin boyutu büyük…
Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin’in Okan Üniversitesi olan ilişkileri…
Keskin’in yerine Yıldırım Belediye Başkanlığı’na aday gösterilen İsmail Hakkı Edebali’nin de Özel Okan Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmış olması…
Yine dün çok yakın arkadaşlarımdan birinin, “Bir ara bana da geldiler, yüksek lisans diploması satıyorlar” demesi…
EN SON KAÇA OLUR?
Üstüne, dün belediye bürokratından aldığım telefon…
Belediye bürokratından, bildiği isimler varsa söylemesini istedim ama herhangi bir isim veremedi. “O kadar çok ki, hangi birisini söyleyeyim?” demekle yetindi.
Dün Okan Üniversitesi Genel Sekreteri Ekrem Baltacı’yı aradım.
“Son 5 yılda Bursa’dan kaç kişi üniversitenizden yüksek lisans diploması aldı” diye soracaktım. Ayrıca, “Yüksek lisans diploması, en son kaça olur”un pazarlığını yapacaktım.
Yönetim kurulu toplantısındaymış. Asistanı, toplantı sonrasında notumuzu ileteceğini söyledi.
Bekliyoruz bakalım, ararlar ve yanıt verirlerse, sizlerle de paylaşırız sevgili okurum…
RAKİPLERE ÜSTÜNLÜK!
Yüksek lisans, sahibine hiç olmadık kapılar açar… Rakiplerine karşı üstünlük sağlar.
Mutlaka İsmail Hakkı Edebali’nin mesleği olan inşaat mühendisliğinde başarıları vardır. Dün özgeçmişini aktarırken belirttik. Mesleğinde ‘yapı yönetimi’ konusunda ‘yetkin mühendislik’ unvanına sahip olduğunu ve ayrıca bilgi birikimi ve tecrübesi nedeniyle ‘proje denetçisi’ belgesi taşıdığını aktardık. Bunların yanında Edebali’nin de Okan Üniversitesi’nden aldığı “Avrupa Birliği Sürecinde Yerel Yönetimlerde Kentsel Dönüşüm” konusundaki yüksek lisans diplomasının, kendisine avantaj yarattığı kesin!
KİMMİŞ TRAKTÖR BAYİSİ?
Özgen Keskin gibi, İsmail Hakkı Edebali gibi, kim bilir AKP kadrolarında kaç kişi var Okan Üniversitesi’nden diploma alan? Onca iş güç, seçim koşturmacasında AKP İl Başkanı Cemalettin Torun bir talimat verir de, bu şekilde diplomaya sahip olanların bir listesini çıkarttırırsa Bursa kamuoyu aydınlanmış olur.
Ayıplamıyoruz elbette Okan Üniversitesi’nde yüksek lisans yapanları… En azından, özgeçmişlerine “New Holland Traktör Bayisi” yazmıyorlar…
“Kimmiş o?” diye sormadan açıklayalım… Önceki dönem AKP Bursa milletvekillerinden Ali Koyuncu… TBMM internet sitesindeki özgeçmişinde “New Holland Traktör Bayisi” yazıyordu.
///
Uğur Mumcu ve basın şehitlerini andık
Bundan 21 yıl önce 24 Ocak günü aracına konan bombanın patlaması sonucu yaşamını yitiren Gazeteci Yazar Uğur Mumcu ve diğer basın şehitlerini, Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin organizasyonuyla andık.
Nilüfer Basın Kültür Sarayı’ndaki Uğur Mumcu Salonu’nda gerçekleştirilen anma toplantısının konukları Uğur Mumcu’nun ağabeyi Avukat Ceyhan Mumcu ile Mumcu’nun arkadaşı Gazeteci Ali Sirmen’di.
Faili belli (!) gazeteci cinayetlerini anlatan film gösterimiyle başlayan etkinliğin açılış konuşmasını yapan Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, Uğur Mumcu’nun, haksızlığın, hukuksuzluğun, yolsuzluğun, yalanın ve dolanın üzerine gittiği için öldürüldüğünü ifade etti.
“O’NU ÇOK ÖZLÜYORUZ”
Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Ali Sirmen’in sözleri dokunaklıydı:
“Uğur Mumcu güzelim yüreği, bilgisi, aklı, hüneri ve gerçekten müthiş olan hukukçu sezgisiyle yalnız biz meslektaşlarına değil, tüm yurttaşlarına gerçeği görmeleri, anlamaları anlamında çok büyük katkıda bulundu. Hepimiz Uğur Mumcu’yu çok özlüyoruz, çok arıyoruz.”
Ağabey Ceyhan Mumcu ise kardeşinin katledilmesi üzerinden bugünkü duruma dikkat çekti:
“Uğur Mumcu’yu andığımız bugün, Türkiye’nin en öncelikli, en acil meselesi, Silivri’dekilerin derhal, ama derhal salıverilmesidir. Bu çağrım, iktidarı ve muhalefetiyle tüm milletvekillerimizedir. Başbakan’ın gördüğünü siz de görüyor olmalısınız, o halde ne bekliyorsunuz?”
—BEYİN CİMNASTİĞİ—
RTE Üniversitesi keşfetmiş üç sazan
Koymuşlar adını Emineai, Recepi
İflah olmaz bir daha siyaseten azan
Acımazlar, çekiverirler sandıkta ipi
Bir belediye başkanı için en kötü şey, partisi tarafından ikinci kez aday gösterilmemesidir sanırım… Gerçi Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin iki dönem üst üste başkanlık yaptı ama üçüncü kez gösterilmemesine bozulmuştur muhakkak…
Keskin’in gözden düşmesinin nedeni nedir diye araştırırsak, 25 Haziran 2013 tarihinde yazdığımız yazıda bahsi geçen konu bile tek başına yeterli…
Arabayatağı, Mevlana, Ulus, Yavuzselim, Çınarönü, Hacivat ve Şirinevler mahallelerinde kentsel dönüşüm projesi Başkan Özgen Keskin’in en prestijli işlerinden biriydi.
Ne var ki, planlama işini yaptırdığı Özel Okan Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Enver Ülger aynı zamanda Yıldırım Belediyesi’ne ücretli danışmanlık hizmeti veriyordu.
Jeoloji, jeofizik ve şehir planlama bölümleri olmayan Özel Okan Üniversitesi’ne planlama işi 4.1 milyon lira bedelle verilmişti.
KENDİN PİŞİR KENDİN YE!
İhale yapılmıştı canım, fesat karıştırmayın hemen!
Dikkatinizi çekelim, ihale şartnamesini de Okan Üniversitesi hazırlamıştı!
Nasıl ama?
“Kedin pişir, kendin ye” değil de ne ki bu?
Özgen Keskin, Yıldırım ilçesinin bonfilesini, antrikotunu, kontrfilesini sunmuş Okan Üniversitesi’ne, onlar da pişirip yiyeceklerdi!
Zahmete gerek yoktu. Başkan Keskin, pişirip sunmuştu! Yediler bile!
Bu arada Özgen Keskin’in Okan Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyor olması tamamen tesadüftü!
O günlerde, sadece İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı sıfatıyla açıklama yapan şimdinin CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Necati Şahin, şöyle bir uyarıda bulunmuştu:
HAZİRAN’DA NE DEMİŞİZ?
“Eve karşı ev sözünün tutulmayacağı apaçık ortadadır. Billboardlarda sergilenen Yıldırım Bölgesi Kentsel Dönüşüm Proje görsellerinin, daha önce Doğanbey örneğinde olduğu gibi uygulamada aynı şekilde yapılmayacağını düşünüyoruz. Kentsel dönüşüm sonrasında, olan yine vatandaşa olacak.”
Bu uyarının üzerine, söz konusu yazımızı şu cümleyle bağlamışız:
“Yıldırım’da Arabayatağı, Mevlana, Ulus, Yavuzselim, Çınarönü, Hacivat ve Şirinevler mahallelerinde halkın şapa oturacağı besbelli… Elbette bundan önce Özgen Keskin’in üzerinde oturduğu koltuğun, yakın tarihteki altından çekilme ihtimalini de yabana atmayalım…”
…ve gün geldi çattı, partisi Özgen Keskin’i Yıldırım Belediye Başkanlığı’na yeniden aday göstermedi. Bu durum, Keskin’in başarısızlığının kanıtı…
Yerine seçilen isim, önceki dönemde AKP il başkan yardımcısı olan İsmail Hakkı Edebali…
Peki, İsmail Hakkı Edebali kim?
EDEBALİ DE OKAN’DAN YÜKSEK LİSANSLI!
1 Ocak 1970 Ağrı-Hamur doğumlu… 1986’da Ağrı İmam Hatip Lisesi’ni, 1990’da Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü’nü bitirmiş.
Ne tesadüf ki, İsmail Hakkı Edebali de Okan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisans yapmış! Edebali, yüksek lisans tezini “Avrupa Birliği Sürecinde Yerel Yönetimlerde Kentsel Dönüşüm” başlığıyla vermiş…
Mesleğinde ‘yapı yönetimi’ konusunda ‘yetkin mühendislik’ unvanına sahip olan Edebali ayrıca, bilgi birikimi ve tecrübesi nedeniyle ‘proje denetçisi’ belgesi taşıyormuş.
1988 yılından beri Bursa’da yaşıyormuş… Siyasi hayatı da 1992 yılında kapatılan Refah Partisi’nde başlamış, 2001’de AKP Nilüfer İlçe Örgütü kurucuları arasında yer almış…
BU DURUMDA YILDIRIM’DA NE OLUR?
Bu soruya en mantıklı yanıtı vermek için swot analizi yapmak lazım. Hem adayların kişisel, hem de partilerin genel politikalarına ilişkin… Her ne kadar yerel seçimlerin sonuçlarını adayların nitelikleri belirlese de, genel siyasi rüzgarın büyük etki yaptığını biliyoruz.
İktidar partisinin, yeni bir adayla seçime gitmesinin dezavantajı, öncelikli olarak not edilmesi gereken unsur… Buna bir de iktidar yıpranmışlığını ekleyelim. Hem yerelde, hem geneldeki yıpranmışlığı, yeni bir adayla tamir etmek kolay olmasa gerek.
Propagandada yerel olacaksa önceliğiniz, önceki hizmetlerinizi anlatacaksınız. O zaman seçmenin, “Madem bu kadar başarılıydınız, neden yeni aday çıkardınız?” sorusuna nasıl yanıt vereceksiniz?
Bu çerçeveden bakıldığında Yıldırım’a ilişkin yorum “CHP adayı Ramazan Altunöz Edebali’yi zorlar” değil, “AKP adayı İsmail Hakkı Edebali Altunöz’ü zorlar” şeklinde yapılmalı…
Zira Ramazan Altunöz, DSP bayrağı altında kazandığı Yıldırım Belediye Başkanlığı koltuğunda başarılı sayılabilecek bir dönem geçirmiş, üstelik adı hiçbir şaibeye de karışmamıştır.
Nihayetinde kararı verecek olan Yıldırım seçmenidir. Yıldırım ilçesi hak ettiği başkanı belirleyecektir!
—BEYİN CİMNASTİĞİ—
Akreptir kendi kendini sokan
Soğandır çiğ yendiğinde kokan
Yenenlerin kokusu çıktıysa
Anlarız ki bozukmuş kan
Birkaç duyarlı vatandaş tarafından projelendirilen ve yine birkaç kişinin desteğiyle hayata geçirilen herhangi bir sosyal sorumluluk etkinliğine ilgi uyandırmak için ille de bir ünlüye mi ihtiyaç var acaba?
Popüler kültürün bütün değerleri tarumar ettiği bu ülkede soruya verilecek yanıt “evet” elbette… Herhangi bir sosyal sorumluluk projesine destek ve katkı bekliyorsanız eğer, bir ünlünün ününden yararlanmakta fayda var.
Örneğin;
Türk Eğitim-Sen tarafından Yıldırım ilçesindeki 11 ilköğretim okulunda bin 618 öğrenciyle yapılan araştırmanın ortaya koyduğu vahim tablo üzerine başlatılan “Beslenme Çantaları Boş Kalmasın” kampanyası, bir ünlünün ününe gereksinim duymadan tanıtılsaydı ne kadar ilgi görürdü?
Araştırmanın ortaya koyduğu, hiç süt içmeyen öğrencilerin oranının yüzde 28, haftada bir içenlerin yüzde 40 olduğu gerçeğini abartıp, çarpıtılsa, acaba bir ünlünün sağlayacağı ilgi sağlanabilir miydi?
Dikkatleri projeye odaklamak için şöyle bir argümana ne dersiniz?
Yer yine Yıldırım… Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni, öğrencilerden dualarını kağıda dökmelerini ister. Bir dua vardır ki, tokat gibi yapışır okuyanın yüzüne:
“Tostun hep kokusunu biliyorum Allahım. Tadını çok merak ediyorum. Hayatımda bir defa tost yemek istiyorum. Bir defa.”
Etkileyici ama yarattığı sarsıntı çok uzun sürmez. Ama fenomen olmuş bir şarkıcıyı, bir mankeni, bir futbolcu ya da teknik adamı getirip, sunumu yaptırırsanız işin rengi değişir.
Yanlış anlaşılmasın… Türk Eğitim Sen’in böylesine önemli bir projesine Bursaspor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam’ı da katmasını eleştiriyor değilim. Tam aksine, hem projenin fikir babası Türk Eğitim Sen Başkanı Selçuk Türkoğlu’nu, hem de bu projeye “ün”üyle destek veren Sağlam’ı kutuluyorum.
Lafı çok dolandırdık. Nete gelelim.
Yıldırım’da 4 bin birinci sınıf öğrencisine her gün 200 mililitre süt ve Şampiyon Çörek verilmesi öngörülüyor. Besleyici çöreğe şampiyon adı verilmesi, Bursaspor’u sevdirmek için… Günlük maliyet bin 200, yıllık 200 bin lira…
Selçuk Türkoğlu, dün Ertuğrul Sağlam ile birlikte düzenlediği basın toplantısının amacını, “farkına varılamayan tabloyu Bursa kamuoyunun dikkatine sunmak, ilgililere sorumluluklarını hatırlatmak” olarak açıkladı. Hatta Sağlam da, “Duyarlı kurum ve kuruluşların ellerinden gelen desteği vermelerini yürekten istiyorum” dedi ama bu anlamda kentin insanına inanmadığını düşünüyorum.
Hayır, hayır! Kendisinin bu konuda herhangi bir sözü, hatta iması bile yok. Sadece, Bursaspor’un şampiyonluğundan sonra yeni transfer beklentilerine ilişkin yaptığı açıklamaları hatırlayarak bu çıkarımda bulundum.
Tabii böyle bir projede belediyelere büyük iş düşüyor. Gerçekleşen ve başarılı bir örnek var ortada çünkü… Nilüfer Belediyesi, 2005 yılından beri her gün 3 bini aşkın öğrenciye 200 mililitre süt dağıtıyor.
Bu çerçevede Türk Eğitim Sen’in projesini hemen sahiplenmesi gereken kurum Yıldırım Belediyesi’dir. Özgen Keskin’in dikkatine sunulur…
Belediye başkanları, görevdeki birinci yıllarında ne yaptıklarını anlatmaya başladılar. Açılışı Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin yaptı dün…
Bir yıl boyunca öyle bir film çevirmiş ki Özgen Keskin, izle izle bitmedi! Öncesinde otobüsle çıkılan “Çağdaş Yıldırım” -Ankara Yolu’nun altına inmedik çünkü- gezisi yorgun düşürmüş olmalı ki, bazıları son 5 dakikada resmen uyudu…
Filmi Güz Yapım hazırlamış… Şirketin ortaklarından meslektaşımız Güzin Abraş seslendirmiş filmi… Gerçi Güzin, filmi hazırlamış olmanın avantajını kullanıp, dünkü Bursa Hakimiyet’te Özgen Keskin’in bir yıllık icraatını kaleme almış ama olsun bize de kalmış yazacak birkaç cümle!
Konumuz film değil elbette, Yıldırım Belediyesi’nin son bir yıllık çalışması… Özgen Keskin’le birlikte, belediye meclis üyeleri, partililerin de bulunduğu iki otobüsle çıktık tura… Ankara Yolu’nu saymazsak otobüs geçebilecek cadde sayısı çok fazla değil Yıldırım’da… Ankara Yolu üstündeki ana caddelerde turlarken, Keskin de tur rehberi gibi elinde mikrofonla bir yılda tamamladıkları 41 projeden bahsetti. Ağırlığı kentsel dönüşüm projelerine verdi.
* * *
Deniyor ki, sanat ve bilim, bir toplumun kanatlarıdır. Kanatları olmayan toplumlar uçamaz ve tavuğa dönüşür. Tavuklar da kafası önünde atılacak yemi bekler, yem verenler de arkasından yumurtaları toplar.
İşte böyle bir toplumun yarattığı kentler de ucubeden farksız oluyor. Yıldırım da, bu ucubelere en çarpıcı örnek…
Öyle ki, yılların yoksunluğu, ihmali ve ikiyüzlü siyaseti nedeniyle Bursa Ovası’nın kalbine saplanan bir hançerden farksız Yıldırım ilçesi…
Son yıllarda kaçak yapılaşmanın önü alınmış olsa da, böylesine ucube bir kentte ne yaparsanız yapın göstermez kendini…
O nedenle Yıldırım Belediyesi’nin yaptığı çalışmalar, ovanın böğrüne saplanmış hançeri çıkarmaya yetmiyor. Sadece hançerin sapını cilalama anlamı taşıyor.
Böyle diyerek yapılanları da küçümsemeyelim… Gümüş, sedef, zümrüt kakmalarla hançerin sapını güzelleştirmekten ibaret yapılan çalışmalar…
* * *
Edebiyatçı, şair olan Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin’in bu özelliği, ilçede yapılan yatırımlarda da etkisini gösteriyor. Belediye bünyesinde estetik kurul oluşturmuş. Kentsel dönüşüm projelerini daha da güzelleştirmeye yönelik yönlendirme yapıyor.
Çatılara büyük önem veriyor Keskin… İskandinav ülkelerindeki gibi sivri çatıların kentin görüntüsünü değiştireceğine inanıyor.
Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi karşısında hasta yakınlarının konaklaması için yaptırdıkları 62 yatak kapasiteli otelin mimarisi de çok hoşuma gitti doğrusu… Hem mimari, hem de hizmet içeriği açısından alkışlanacak bir proje…
* * *
Yıldırım’da yeni açılan caddelerin sağlı sollu güzelleşmesi de, bölge halkının ekonomik gücüyle orantılı…
Sadece dış cephe giydirmesiyle olacak iş değil… Üç-beş parsel birleştirilerek modern binalar inşa edilmesiyle mümkün ancak…
Modernleşmeyi hızlandırmak için de, atletizmdeki “tavşan atlet” fikrinden yola çıkarak, bu caddelere “tavşan müteahhit” sokmak akıllıca bir yol olsa gerek…
Tavşanlar da havuç olmadan koşmazlar ama!..
Tamam buldum…
Onların iştahını da, Yıldırım’a çekilmeye çalışılan kamu binalarının çevresindeki havuç tarlalarıyla kabartabiliriz!